Category Archives: Çeviri

Süpergüç-sonrası kapitalist dünya düzenini kim denetleyebilir? – Slavoj Žižek

Bölünmüş ve tehlikeli bir dünyada, yeni güçlere biraz terbiye öğretmemiz lazım

Slavoj Žižek
6 Mayıs 2014, The Guardian

US President Barack Obama meets with Russian President Putin in Los Cabos

Başkan Putin ve Başkan Obama. ‘Bugün eski ve yeni süpergüçler birbirlerini test ederek küresel kurallara dair kendi versiyonlarını dayatmaya çalışıyorlar.’ Fotoğraf: Jason Reed/Reuters

Bir toplumu bilmek yalnızca aleni kurallarını bilmek değildir. Bu kuralların nasıl uygulanacağını da bilmek gerekir: ne zaman kullanılacakları, ne zaman ihlal edilecekleri, teklif edilen bir tercihin ne zaman geri çevrileceği, ne zaman etkin olarak mecbur kılındığımız bir şeyi özgür bir tercihmiş gibi yapmamız gerekeceği… Örneğin reddedilmek-üzere-yapılan-teklif paradoksuna bakalım. Zengin bir dayım beni bir restorana çağırmışsa, hesabı onun ödeyeceğini ikimiz de biliriz, ama yine de paylaşmakta biraz ısrar etmem gerekir —dayım “Tamam o zaman sen öde!” deyiverse nasıl da şaşırırdım.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Thanatisizm’in Doğuşu — McKenzie Wark

McKenzie Wark
3 Nisan 2014, publicseminar.org

Buna neden hala kapitalizm diyoruz bilmiyorum. Eleştirel düşüncenin şiirsel işlevinde bir nevi arıza ya da blokaj olmuş sanki.

Takipçileri bile kapitalizm demekte sorun görmüyor artık. Eleştirmenleri ise niteleyiciler eklemeye indirgenmiş görünüyor: postfordist, neoliberal, veyahut alımlı ve iyimser ‘geç’ kapitalizm. Buruk bir terim; kapitalizm hepimizi gömmeye yazgılı görünüyor.

Bir rüyadan uyanırken düşündüm ki buna thanatisizm demek daha anlamlı olabilir. İsmin kaynağı, Homeros ve Hesiod’un az çok hemfikir olduklarına göre, Nyx (gece) ve Erebos’un (karanlık) oğlu, Hypnos’un (uyku) ikizi olan Thanatos.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim, Programlama

Toplumsal Belirlenimciliğe Karşı — McKenzie Wark

McKenzie Wark — 5 Aralık 2013 — publicseminar.org

Herhangi bir işi tamamlamak genelde farklı tür işler yapan insanların işbirliğini gerektirir, ki bu insanların yaptıkları iş çeşitleri, türlü düşünme çeşitlerini de biçimlendirmiştir. Bir tür çeviri ya da kod ayarlaması gereklidir. Farklı entelektüel emek türleriyle uğraşan insanları ortak bir görev için hizaya getirmek bile yeterince zor olabilir. Zihin emeği ve kol emeği arasında, ve tabi bunlarla afektif emek arasında işbirlikleri, bu çabayı bütünüyle karmaşıklaştırır.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim, Programlama

Karga ile Tilki — Işık Barış Fidaner

foxcrow

PDF

Interactive Fiction (IF) = Etkileşimli Kurgu (Mayıs 2014)

La Fontaine’in fablından iki dilde uyarlanmıştır.

Türkçesi Orhan Veli Kanık’ın çevirisinden dallandırıldı: Karga ile Tilki

İngilizcesi Michael Star’ın çevirisinden dallandırıldı: The Crow and The Fox

IFDB

Kaynak kodu açabilmek için Twine 1 gerekmektedir.

3 Yorum

Filed under Çeviri, Kurgu, Oyun, Programlama

Bu halen kapitalizm midir? — McKenzie Wark

McKenzie Wark
30 Nisan 2014, publicseminar.org

‘Kapitalizm’ şu an başat olan üretim şeklini tarif etmeye uygun bir terim midir? Bence bunun böyle olduğuna dair geniş bir uzlaşma var, en azından Toplumsal Araştırma için Yeni Okul’da. Ama ‘kapitalizm’ üretimin öncü cephesine uygun bir tarif midir? Sanıyorum ki kapitalizmin sosyal bilimini isteyenlerle (Ott ve Milberg) onun anti-kapitalist alternatiflere işaret eden bir eleştirisini isteyenler (Boehm ve Arruzza) bir konuda gerçekten anlaşabilirler: mevcut hegemonik güçler baskınlıklarını sürdürürse gezegeni bekleyen şey daha-çok (1) kapitalizmdir. İkisine de sorum şu: yeni ve mümkün bir üretim şeklinin işaretleri sayılacak şeyler nelerdir?

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim, Programlama

İnsani Yüzlü Barbarlık – Slavoj Žižek

Slavoj Žižek, 8 Mayıs 2014
London Review of Books Vol. 36 No. 9

Yanukoviç hükümeti karşısında Kiev’de yapılan kitlesel protestoların televizyon haberlerinde, sürekli olarak Lenin heykellerini yıkan protestocu imgeleri gösterildi. Öfkeyi dışavurmanın kolay bir yoluydu bu: heykeller Sovyet zulmünün bir simgesi işlevindeydi ve Putin Rusyası, komşular üzerinde Rus hakimiyeti kuran Sovyet politikasının devamı olarak algılandı. Fakat unutulmamalıdır ki Lenin heykellerinin Sovyetler Birliği sathında çoğalması ancak 1956’da olmuştur: o zamana kadar Stalin heykelleri çok daha yaygındı. 20. Komünist Parti Kongresi’nde Kruşçev’in Stalin’e yaptığı ‘gizli’ suçlama ardından Stalin heykelleri topyekün olarak Lenin heykelleriyle değiştirildi. Lenin, Stalin’in tam anlamıyla yerini tutmuştu. 1962’de Pravda künyesinde yapılan bir değişiklik de bunu açık etmekteydi. O güne kadar ön sayfanın sol üst köşesinde iki profil çizimi Lenin ve Stalin yan yana bulunuyordu. 22. Kongre’nin Stalin’i kamusal olarak reddetmesinden kısa süre sonra Stalin profili çıkarılmak yerine ikinci bir Lenin profiliyle değiştirildi: artık yan yana basılan birbirinin aynısı iki tane Lenin vardı. Bu garip tekrarlama sayesinde Stalin bir şekilde yokluğunda varlığından daha mevcut oldu.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

İnsanlar kimliklere tutunuyorlar.. karşılaşmaya karşıt bir dünya bu – Alain Badiou ile görüşme

Clement Petitjean
14 Nisan 2014

Filozof Alain Badiou‘yu yalnızca —çoktandır Maoist olan— bir politik aktivist veya bir polemikçi —kısa kitabı Sarkozy’nin Anlamı ismini genel kamuoyuna taşımıştı— olarak görmek hata olur. Filozof olmanın yanısıra matematikçi, romancı ve oyun yazarı, belli ki o her şeyden önce karşılaşmaların insanı. Çıktılarının zenginliği buna tanıklık etmekte. Bu sayede Aşka Övgü’yü kuramladı ve yakın zamanda L’Explication‘da Alain Finkielkraut ile tartıştı. Alain Badiou’da karşılaşma tek başına gelmez —vaatlerle doludur…

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri, Görüşme

Ernesto Laclau’nun Anısına — Mark Devenney

Mark Devenney
20/04/2014

Ernesto Laclau ile ilk tanışmam 1992’de Johannesburg’da oldu. Ben bir MA öğrencisi olarak siyaset çalışıyordum, dünyayı yorumlamakla kalmayıp değiştirmeye niyetliydim. Gerçi parti çizgileriyle, parti disipliniyle, Marksist kuramla ve zor soruları bırakın yanıtlamayı, sormayı bile reddeden parti üyeleriyle mücadele ettim. Apartheid bağlamında, apartheid rejiminin hem devrimci bir reddini hem de ciddi bir kavramlaştırmasını sağlayan tek politik söylem Marksizmdi. Bilgi ile güç öğrenci eylemcilerin dilinde pek kolay kaynaşıyordu. Uygunsuz sorular soranlar burjuva önyargı kalıntılarına karşı yeniden eğitiliyordu. 1989’da Hegemonya ve Sosyalist Strateji‘yi okudum. Bu kitap, sol bağlılığı kesinlik politikalarından muaf bir dil ve politika ile kaynaştırma yollu çabalarıma anlam kazandırdı, ki bu kesinlik, okuduğum ve gördüğüm Marksizmin çoğu kısmında güç sahiplerinin daha fazla güç kullanmasının bir başka mazereti olmaktaydı. Okuduğum başka hiçbir şey Laclau ve Mouffe okurken deneyimlediğim içgüdüsel heyecanı vermedi. Özenle tartışılmış metinleri politik mücadelenin örgütlenişini yeniden düşünmemi, güç ve bilgi arasındaki ilişkiyi yeniden formüle etmemi, olumsallığa olan bağlılığı ciddiye almamı sağladı. Eşitlik ve özgürlüğün herkese doğru genişletilmesinde ısrar eden radikal bir demokratik imgeseli de benimsemişlerdi. Metin iki krize yanıt verdi. İlki, küresel neoliberal söylemin yükselen hegemonyası. Birçok okur şunu unutur: Hegemonya ve Sosyalist Strateji‘nin dördüncü bölümündeki kuramlaştırma ve düşünme, galibiyetçi (basmakalıp kesinliğinde hararetli ama dünyanın her köşesini kendi kararmış imgesinde dönüştürmeye yazgılı) neo-liberalizmin yükselişine karşıdır. İkincisi, Ernesto radikal politikayı hem Marx’la hem de ona karşı düşünmeye başlamıştı, tek parti diktatörlerine ve ‘komünist’ etiketini en iğrenç pratikleri gerekçelendirmekte kullanan devlet kapitalisti uzlaşı-oluşumlarına karşı Doğu Avrupa isyanlarının havasını yankılayan bir radikal politikaydı bu.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim, Deneyim

James Gleick’ın Enformasyon kitabının değerlendirmesi

İngilizcesi: Alok Jha (The Guardian Bilim Muhabiri) 22 Kasım 2012
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Gleick kendisine anıtsal bir görev veriyor —insanlık tarihi boyunca enformasyonun öyküsünü anlatmak— ve yerine getiriyor.

Sumerian tablet with cuneiform script

Çivi yazısı en az bilgisayarlar ve akıllı telefonlar kadar türümüzün enformasyona hakimiyet öyküsünün bir parçasıdır. Fotoğraf: Araldo De Luca/Corbis

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim, Programlama

Şimdiki bir zaman yenik sayılır — kalabalık kendini ilan etmezse – Alain Badiou

23 Nisan 2014

Bir kez daha söyleyeceğim, çağımızdaki baskıların temel figürünün sonluluk olduğunu düşünüyorum. Bu seminerin stratejik ekseni çağdaş dünyayı eleştirmenin aracını sağlamaktır, bunun için de propagandasının, etkinliğinin, vb. içinde bir şeyi tespit etmektir: sonluluğun dayatılması, yani, insanlığın imkanlı ufukları arasından sonsuz olanın dışlanması. Bugünden yıl sonuna kadar bütün derslerde, günümüzde gerçekleşen bildik şeylerin veya sürekli kullanılan kategorilerin birer sonluluk figürü olarak veya sonluluğa indirgeme işlemleri olarak nasıl temsil edildiklerine dair örnekler vermek istiyorum. Böylece bu şeylerin her birisi sonluluğun genel baskıcı görüsünün terimlerince kapsanabilir.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri