Category Archives: Çeviri

Venezuela: ‘Bir ülkenin devrimci bir devleti ve kapitalist bir ekonomisi olabilir mi? – Steve Ellner ile görüşme

Professor Evaristo Marcano Aporrea.org için Steve Ellner ile görüştü; İngilizceye çeviren Steve Ellner, Türkçeye çeviren Işık Barış Fidaner

22 Nisan 2014’te Links International Journal of Socialist Renewal‘da yayınlandı.

Steve Ellner ile görüşmemin çeşitli zamanlarında, sorularıma karşılık sunduğu açıklamaları benimsedim. En çok benimsediğim şey olan Nicos Poulantzas’ın geliştirdiği devlet fikrinde verili bir sınıfın nesnesi olmanın yanısıra ve bunun ötesinde devlet ulusun toplumsal dinamiğini içine alıp yansıtan bir tür ayna olarak kavranmakta. Bu kavrayışa göre devlet her bir toplumsal kuvveti mobilize etme kapasitelerine uygun olarak büyüyüp değişen bir kuvvetler ilişkisi. Bu tez Venezuela’da gerçekleşmekte olan mevcut süreç bağlamında çok pratik anlamlara gelmekte.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Görüşme

“Irkları olmayan bir ırkçılık”: Étienne Balibar ile görüşme

Clement Petitjean
15 Nisan 2014

Paris 10 Üniversitesi’nde emeritus profesör ve filozof Étienne Balibar, ırkçılık ve yeni ifade biçimlerini politik felsefesinde, özellikle de kapitalizm ve liberal toplum eleştirisinde önemli bir tema yapmıştır. ‘Presses Universitaires de France’ tarafından yayınlanan ‘Citoyen Sujet et autres essais d’anthropologie philosophique’ (2010) ve ‘La proposition de l’égaliberté’deki (2011) yazarlardan biridir. Geçtiğimiz Kasım ayı Montreal’den geçerken sorularımızı yanıtlamayı kabul etti.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Görüşme

Oyun biçimleri

Oyunlar; doğaçlama, rol yapma, etkileşim, performans, benzetme, spor oyunları ve uç veya tehlikeli sporlarla heyecan-arama (paraşütle atlama, yarış arabaları gibi) biçimleri alabilir. Araştırmacı Roger Caillois (İnsan, Oyun ve Kurallı Oyunlar) ve Stephen Nachmanovitch [1] çalışmalarında bu kavramları açımlarlar.

Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Çeviri, Oyun

Simgesel: Yeni Uyum — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek’in 2014’te yayınlanan Event: Philosophy in Transit [Olay: Nakil Hâlinde Felsefe] kitabında Simgesel Olay’ı anlatan bölümün Türkçe çevirisidir.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Çevirenin notu: “Gerçel” ile “görcül”, “aktüel” ile “virtüel”in karşılığıdır.

~~~

Parmağını davula vurmanla bütün sesler çıkar ve yeni bir uyum başlar.
Senin bir adımın yeni insanların askere yazılması ve yürüyüş emri.
Öteye bakarsın: yeni aşk!
Beriye bakarsın, – yeni aşk!
‘Kaderlerimizi değiştir, vur düşür salgınları, zamanla başlayan,’ diye şarkı söyler sana çocuklar. ‘Kısmet ve dileklerimizin cevherini inşa et nereye olursa,’ diye yalvarırlar.
Her zamandan gelip her yere doğru uzaklaşacaksın. [1]

Arthur Rimbaud’nun ‘A une raison’undan (‘Bir akıl için’) bu dizeler yeni bir Esas-İmleyen’in çıkışı olan simgesel olayın en özlü belirlemesini verir. Bu olaysal an, –anlamı temsil eden fizikî bir biçim olan– imleyenin imlenenin, yani anlamı olan şeyin içine düşme, adlandırdığı nesnenin bir parçası olma anıdır. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Sıfır-toplamlı oyun nedir?

Oyun kuramı ve ekonomik kuramda sıfır-toplamlı oyun, bir katılımcının kazandığı (veya kaybettiği) kullanım değerinin [utility] diğer katılımcıların kaybettikleri (veya kazandıkları) kullanım değerleriyle tam olarak dengelendiği bir durumun matematiksel temsilidir. Katılımcıların toplam kazançları üst üste konarak toplam kayıplar bundan çıkarıldığında sonuç sıfır olacaktır. Bir pastanın kesilmesi *, büyük dilim almak diğerlerinin elde edebileceği pasta miktarını düşürüyorsa ve her bir pasta birimine bütün katılımcılar eşit değer veriyorsa (bakınız marjinal kullanım değeri [marginal utility]) sıfır-toplamlı bir oyundur. Toplamı-sıfır-etmeyen oyun ise, etkileşen tarafların birleşik kazanç ve kayıplarının sıfırdan küçük veya sıfırdan büyük olduğu bir durumu tarif eder. Sıfır-toplamlı oyuna aynı zamanda tam-anlamıyla-rekabetçi oyun da denirken, toplamı-sıfır-etmeyen oyunlar rekabetçi olabilirler veya olmayabilirler. Sıfır-toplamlı oyunlar çoğu zaman çizgisel programlama ikiliğine [1] dayanan minimax teoremi ile ya da Nash dengesi ile çözülürler.

http://en.wikipedia.org/wiki/Zero-sum_game

pgwr

0

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Yorum bırakın

Filed under Çeviri, Oyun

Dağılım ve üretim

Ekonominin olağan işleri incelenirse her şeyin iki defa koyutlanması göze çarpar. Mesela zemin kirası, ücretler, faiz ve kâr, dağılım başlığı altındayken, arazi, emek ve kapital, üretimin failleri olarak üretim başlığı altındadır. Kapitali ele alırsak, iki defa koyutlandığı daha en baştan bellidir, (1) üretimin bir faili olarak, (2) gelir kaynağı olarak, özgül dağılım biçimlerinin bir belirleyeni olarak. Bunun gibi faiz ve kâr da, kapitalin artışının, büyümesinin biçimleri yani kapitalin öz-üretiminin momentleri oldukları ölçüde üretim altında bulunurlar. Dağılım biçimleri olarak faiz ve kâr, üretim faili olarak kapitali önvarsayarlar. Bunlar üretim faili olarak kapitali önvarsayım olarak alan dağılım biçimleridir. Ayrıca kapitalin yeniden-üretim tarzlarıdır.

Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Çeviri

Demokrasi ve yolsuzluk: bir eşitlik felsefesi – Alain Badiou

Şüphesiz Sarkozy gibi kişilerin devletin başına gelmesini istememenin nedenlerinden biri [Sarkozy’nin başkan olduğu] 2007-2012 yıllarında bu kişilerin etkinliklerini sarmalayan sağlığa zararlı üçkağıtçılık atmosferidir. Fakat Sosyalistler yeniden iş başına geleliberi de gündem Cahuzac meselesi ve hükümet çalışanları ile iş dünyası arasındaki müphem bağlantılar oldu. Ve görünüşe göre Hollande gerçekten de CAC 40’ın [Paris Borsası] adamlarını ayrıcalıklı muhatapları saymakta.

Aslında yozlaşma, İngiltere’de Thatcher ve ABD’de Reagan’ın peşinden Mitterand ile hücum eden neoliberal kapitalizmin karşı-devrimci dalgası ile, Fransız politikasının 1980lerden beridir tekrarlanan bir teması olmuştur, ki Mitterand tek tarihsel hasmı olan komünizmin bütün eğilimlerinden kurtulduğunu sanmaktaydı.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

aşkınsal yanılsama

Dolayısıyla, uzay ve zamanın idealliği doktrinimin bütün duyulabilir dünyayı salt yanılsama yaptığı düşüncesi çok hatalıdır, bilakis, doktrinim bilişin en önemli bedenlerinden birinin —matematiğin a priori olarak açımladığı şeyin— esas nesnelerine başvuruyu güvenceye almanın ve onun salt yanılsama olarak alınmasını önlemenin tek yoludur, çünkü bu gözlem olmadığında uzay ve zaman önsezilerinin (ki deneyimden türetmesek de bunlar a priori temsillerimizin altında yatarlar) salt öz-üretim beyin hayaletleri (hiçbir nesnenin ona karşılık gelmediği, en azından yeterli ölçüde karşılık gelmediği hayaletler) olup olmadıklarını, dolayısıyla bizzat geometrinin bir salt yanılsama olup olmadığını ayırt etmek basbayağı imkansız olurdu. Öte yandan geometrinin duyulabilir dünyanın bütün nesnelerine göre tartışmasız geçerliliğini gösterebilmemiz, ancak geometrinin salt görünüş olması sayesindedir.

İkinci olarak, bu ilkelerimin duyusal temsilleri görünüşlere çevirdikleri için, deneyimin hakikatinin yerine duyusal temsilleri salt yanılsamaya dönüştürdükleri düşüncesi çok hatalıdır, bilakis, ilkelerim metafiziğin aşkınsal yanılsamasından kaçınmanın tek yoludur, ki metafizik her zaman bu aldanma ile kendini sabun köpüklerini kovalamanın çocukça uğraşına kaptırmıştır. Çünkü görünüşler (ki sonuçta salt temsildirler) kendi içinde şeyler olarak alınmışlardır; ve buradan da aklın antinomisinin bütün o dikkat çekici mizansenleri çıkmıştır. Daha sonra bahsedeceğim bu antinomi tek bir gözlemle ortadan kaldırılabilir: görünüş, deneyimde kullanıldığı ölçüde hakikat doğurur, deneyimin sınırlarının ötesine geçerek aşkın olduğunda ise katıksız yanılsamadan başka hiçbir şey doğurmaz.

Immanuel Kant 1783 Gelecekte Kendini Bilim Olarak Sunabilecek Her Metafiziğe Prolegomena

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Çeviri, Bilim

Stallman ile görüşme, Mayıs 2001

Louis Suarez-Potts ve Richard M. Stallman arasında Mayıs 2001 tarihli görüşme:

Richard M. Stallman özgür yazılımın (ismini de koymuş olan) en ünlü pratisyeni/kuramcısıdır. “Özgür” burada “ifade özgürlüğü” anlamındadır. Stallman’ın “özgür yazılım” hareketindeki en ünlü müdahalesi tabi ki GNU Genel Kamusal Lisansı’ydı (GPL — 1985’te herhangi bir programa uygulanabilecek genel bir lisans olarak GPL’i yarattı). Lisansın kodladığı “copyleft” kavramının “merkezi fikri” Stallman’ın tarifiyle “herkese programı çalıştırma, kopyalama, değiştirme ve türetilmiş versiyonlarını dağıtma hakkı vermesi, ama kendi kısıtlamalarını ekleme hakkı vermemesidir. Yani ‘özgür yazılım’ı tanımlayan elzem özgürlükler kopya sahibi olan herkes için güvencededir; bunlar vazgeçilemez haklar olurlar.” (Stallman, “GNU İşletim Sistemi ve Özgür Yazılım Hareketi”, DiBona, Açık Kaynaklar: Açık Kaynak Devriminden Sesler)

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Görüşme, Programlama

Bir Dil Kuramı için Öntartışmalar – Louis Hjelmslev

1) Dilin ve dil kuramının çalışılması

Dil, —insan konuşması— türlü hazinelerin bitmez tükenmez bir bolluğudur. Dil insandan ayrılamazdır ve bütün çalışmalarında onu takip eder. Dil insanın düşünce ve duyguyu, hissiyatı, özlemi, irade ve eylemi biçimlendirdiği enstrümandır, etkilemesinin ve etkilenmesinin yoludur, insan toplumunun nihai ve en derin temelidir. Ama insan bireyinin nihai ve vazgeçilemez sürdürücüsüdür de, yalnızlık saatlerindeki sığınağıdır, ki bu saatlerde zihin varoluşla güreşir ve bu çatışma şairin ve düşünürün monologunda çözülür. Dil, daha bilincimizin ilk uyanışından önce, ilk zayıf düşünce tohumumuzu çevrelemeye hazır olarak etrafımızda yankılanıyordu; yaşam boyu bizi izleyecekti, gündelik yaşantının basit etkinliklerinden en yüce ve mahrem anlarımıza kadar —ki günlük yaşamımız için sıcaklık ve gücü bizzat dil sayesinde tuttuğumuz hafıza yoluyla bu anlardan ödünç alırız— bize ayrılmazca eşlik edecekti. Ama dil dışsal bir eşlikçi değildir. İnsan zihninin derinliklerinde yatar, birey ve kabileye miras kalmış hafıza zenginliğinde, hatırlatan ve uyaran bu uyanık vicdandadır. Ve konuşma kişiliğin ayırt edici işaretidir, iyi veya kötü olsun, yurt ve ulusu ayırt eden işarettir, insanlığın onur belgesidir. Dil, kişilik, yurt, ulus, insanlık ve yaşamla öyle çözülmezce olgunlaşmıştır ki bazen dilin bunların yalın bir yansıması olup olmadığını veya bizzat bütün bunların kendisi —bizzat bunları olgunlaştıran çenek— olup olmadığını sormak isteriz.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri