Category Archives: Çeviri

Anlayış İlkesi (principle of charity) — Slavoj Žižek

Hakikat ve Yoruma Dair İrdelemeler kitabında Donald Davidson Anlayış İlkesi (Principle of Charity) dediği kıstası geliştirdi, “insan aklına dair bu anlayışlı varsayım boşa da düşebilir”: “uzlaşma gibi uzlaşmazlık da ancak arkaplanda muazzam bir uzlaşı varsa akla uygun olabilir” – yani: “herhangi bir şeyi yorumlamamızı mümkün kılan olgu, muazzam hatalar işlenmesi ihtimalini önsel olarak dışlayabilmemizdir.” Davidson’un vurguladığı gibi bu varsayım bizim seçtiğimiz veya seçmediğimiz bir şey değildir, konuşmanın önsel bir ilkesidir, başkalarını muhatap aldığımızda sessizce benimseyip riayet ettiğimiz bir önkoşuldur:

Anlayış bir seçenek olmayıp işleyen bir teorinin önkoşulu olduğuna göre, onu benimsemenin muazzam bir hata riski getirdiğini telkin etmek anlamsızdır… Anlayış bize dayatılır; istesek de istemesek de, başkalarını anlamak istiyorsak birçok konuda onları haklı saymaya mecburuz. (Davidson)

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Lacan’da dil (la langue) ve dilmeden (lalangue) — Jean-Claude Milner

Lacan’ın Segâh semineri fevkaladedir (La Troisième, 1974). Kendi önerdiği dilmeden (lalangue) kavramını orada şu karara bağlayarak tanımlar:

Dilmeden, sesteşlikleri kör talihe yüklemeyi reddetme kararıyla tanımlanır.

Sesteş sözcükler birbirini duyurur: Fransızcada “istek” (voeu) “istiyor”u (veut) duyurur, “hayır” (non, nah) “ad”ı (nom, nam) duyurur, “onların” (d’eux) “iki”yi (deux) duyurur. [ç.n. Türkçede arzulama arz etmeyi duyurur, hayır demek hayırsızlığı duyurur, yanlış anlama yanlı şanlamayı duyurur, vb.]

Bu sesteşlikler ne kör talihtir ne de Saussure’ün dediği gibi rastgeleliktir… Bunlar bir grup insanın kendi bilinçdışı yaşantısıyla uğraşmasının tortusu, alüvyonu, taşlaşmasıdır. (Lacan, Segâh)

Okumaya devam et →

22 Yorum

Filed under Çeviri

İnandığı varsayılan özne — Slavoj Žižek

İnandığı varsayılan özne ile bildiği varsayılan özne simetrik değildir, çünkü inanç ve bilgi simetrik değildir: Simgesel kurum olarak (Lacancı) büyük Ötekinin en radikal statüsü inançtır (güven), bilgi değil; çünkü inanç simgeseldir, bilgi gerçektir (büyük Öteki temel bir ‘güven’ verir ve ona dayanır). İnançta hep asgari bir ‘düşünüm’ vardır, ‘bir başkasının inandığına inanmaktır’ (‘Hâlâ Komünizme inanıyorum’ demek ‘Hâlâ Komünizme inanan insanlar olduğuna inanıyorum’ demektir), bilginin ise bir başkasının bilmesiyle alakası yoktur. Bu nedenle başkası aracılığıyla inanabilirim ama başkası aracılığıyla bilemem. Yani: inancın doğasındaki düşünümden dolayı bir başkası benim yerime inandığı zaman ben onun aracılığıyla inanmış olurum; bilgide bu düşünüm yoktur – başkasının bildiğini varsayınca ben onun aracılığıyla bilmiş olmam. Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri

Din sahidir: O dışarılır: im kansız: hiç-pek-ora — Jacques Lacan

Simgesellik bir şeyleri önbastırdıkça (urverdrängt) hiç anlam verilemeyen bir şeyler kalır; mantıken veya bir nakaratı yineler gibi “herkes ölümlüdür” diyebilsek dahi bu böyle kalır. İşte “herkes ölümlüdür” sözündeki “herkes” pek anlamlı olmadığı için Tebai’de salgın çıkmalıdır ki bu vaziyet salt Simgesellikten çıkıp tahayyüllere de nüfuz etsin; her kişi kendini şahsen bu salgın tehdidine maruz hissetmelidir ki o salgını gerektiren şey de açığa vurulabilsin… [ç.n. Ödip efsanesinden söz ediyor] Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Kurbağan olurum! — Slavoj Žižek

Güncel bir İngiliz birası reklamı cinsel ayrımı netleştirmemizi sağlar.

İlk başta ünlü masal sahnelenir: Bir kız dere kenarına gelir, bir kurbağa görür, onu nazikçe eline alır, öper, ve elbette mucize gerçekleşir: Çirkin kurbağa genç ve güzel bir adama dönüşür. Ama hikaye burada bitmez: Genç adam kıza haris bir bakış atar, onu kendine çeker, öper – ve kız bir şişe biraya dönüşür, muzaffer bir havayla adam şişeyi elinde tutar…

Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Çeviri

Koşu Bir — Tom Tykwer

Keşke bir yabancı olsam
Gökyüzünü anlayabilen
Keşke bir uzaygemisi olsam
Satürn’ü sollayıp geçen
Keşke bir prenses olsam
Ordulara emirler veren
Keşke bir hükümdar olsam
İnsanları ikna edebilen Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Özgün Standart Metrelerin Sonuncusu

Fransız Devrimi sadece Fransa hükümetini sarsmakla kalmadı, kullanılan matematiksel sistemleri de sarstı. Köklü değişikliklerden bir tanesi mesafe ölçümüyle ilgiliydi ve hâlâ ilk standart metrelerden birini Paris’teki özgün yerinde bulabilirsiniz. Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Lola’nın üç canı — Slavoj Žižek

Tom Tykwer’ın Koş Lola Koş (1998) filmi bir anlamda Krzysztof Kieślowski’nin Kör Talih (1987) filminin postmodern ve coşkulu bir yinelenişidir. Berlin’li punk kız Lola (Franka Potente) erkek arkadaşını öldürülmekten kurtarmak için öyle ya da böyle yirmi dakikada yüzbin Alman markı bulmak zorundadır; devamında üç alternatif netice sahnelenir:
1) Lola öldürülür.
2) Erkek arkadaşı öldürülür.
3) Lola işi becerir, erkek arkadaşı kayıp parayı bulur ve ikisi beraber yüz bin Alman markı kazançla mutlu son.
Ayrıca bir dizi işarete bakılırsa hem Lola hem de diğer insanlar önceki versiyonları sanki gizemli bir yolla hatırlıyor gibidirler. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Ölünceye dek yaşamak — Slavoj Žižek

Untitled

Günümüzde yaşadığımız sağlık krizi, küresel ısınma, toplumsal-ekonomik ve benzeri çatışkılardan oluşan komplike vaziyete hangi etik duruş uygun düşer?

İlk akla gelen figür, yetkililerin dayattığı özel bir görevle iştigal eden uzmanlardır; uzman bir kişi yürüttüğü faaliyetin geniş toplumsal bağlamını fütursuzca yoksayabilir.

İkinci akla gelen figür, radikalimsi entelektüellerdir; mevcut düzeni eleştiren bu kişiler ahlaki üstünlüğün rahat konumuna sığındıkları için yaptıkları eleştirinin gerçel etkileri olmayacağını çok iyi bilirler [ç.n. entelijansiya = entel jantiler + entel jartiyer].

Peki fol eleştirel duruşların bizi gark ettiği yanılsamadan sıyrıldıktan sonra yaşantımıza nasıl devam edeceğiz?

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Çeviri

Var mı hiç anlamı (Sallamıyorsa insanı) — Louis Armstrong & Duke Ellington

Ezgi neye yarar?
Müzik neye yarar?
Hoş bir duyum vermiyorsa
Ezgiden değil
Müzikten değil
Nağmeyi tamamlayan başka bir şey var belli

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı