Category Archives: Şey

Çok Şey Bilen Adam: Rehin Umuda Ezgili Çağrı — Işık Barış Fidaner

Hitchcock’un Çok Şey Bilen Adam (1956) filmindeki dört mühim sahneyi ele alalım:

1) Çarşıda öldürülen yabancının mesaj iletmesi
2) Kilisede babanın çağırdığı oğluna kavuşamaması
3) Konserde tetikçinin başbakanı öldürememesi
4) Elçilikte annenin çağırdığı oğluna kavuşması

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Hülya Espri: Pir, Anka, Zenci — Işık Barış Fidaner

Bu yazıda Hülya Espri anti-şiirini yorumlayacağız:

pranga, zincir
bir enkaz, in cin
pir, anka, zenci

Okumaya devam et →

24 Yorum

Filed under Anti-şiir, Şey

Nevmelek, Bir Nevi Melek? Nüve Melek ve Neon Melek — Işık Barış Fidaner

Walter Benjamin’in ilahi şiddet kavramında Slavoj Žižek iki boyuta dikkat çeker [1]:
1) Birinci ilahi şiddet, insanlığa karşı işlenen haksız eylemlerin intikamını alacak Angelus Novus’tur.
2) İkinci ilahi şiddet ise tam da o haksız eylemleri işleyen kaprisli Tanrıdır, Eyüp kitabında anlatıldığı gibi. Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Şey

Yoldaş mı Yoltaş mı? Evet, Hakikaten, Gerçekten, Sahiden — Işık Barış Fidaner

Bir yoldaşlığı ikrar etmenin seviyelerini ayırt edelim:
1) Evet varsın
2) Hakikaten varsın
3) Gerçekten varsın
4) Sahiden varsın
Şimdi bunları birer birer ele alalım. Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey

Hegel ve Marx: İşte endeks, o zaman zıpla! İşte simge, o zaman dans! — Işık Barış Fidaner

Hukuk Felsefesi‘nin önsözünde Hegel bir özdeyişi uyarlayarak Lacancı dilmeden‘e (lalangue) başvurur:
1) Hic Rhodus, hic saltus! (İşte Rodos, zıpla da görelim!)
2) Hic rhodon, hic salta! (İşte gül, dans et bakalım!) Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Rodos Çıtası: Alay mı İroni mi? — Işık Barış Fidaner

Ezop’un Farfara öyküsünde seyahatten dönen bir palavracı şehir dışındayken Rodos’ta müthiş bir atlayış yapmakla övününce bir hemşehrisi ona şöyle karşılık verir [1]:

İşte Rodos, atla da görelim!

Acaba bunu diyen hemşehri palavracıyla alay mı etmektedir (takılmakta mıdır) yoksa ironi mi yapmaktadır (dalga mı geçmektedir)? [2] Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Eriyor olacağım! Sigmund Freud ve Nasreddin Hoca: Kazanmaya inanıyorsun da kaybetmeye neden inanmıyorsun? — Işık Barış Fidaner

🎵 Kazan delikse kabahat bende mi? 🎵

Sigmund Freud’un Şakalar ve Bilinçdışıyla İlişkileri (1905) kitabında anlattığı ‘kazan mantığı’nı anımsayalım (kettle logic):

Yalıtık tutulan kusurları bir araya getirmeyi reddetme tavrı insanları çok güldüren bir fıkrada (daha doğrusu safsatada) da geçer:

A B’nin bakır kazanını ödünç alır ama geri verdikten sonra B onu dava eder çünkü ortasında açılmış kocaman delik yüzünden kazan kullanılmaz haldedir. A kendini şöyle savunur:

— Birincisi, ondan kazan mazan ödünç almadım; ikincisi, kazanı ödünç aldığımda zaten ortası delinmişti; üçüncüsü, kazanını hiç hasar görmemiş halde ona iade ettim.

Her savunma kendi başına geçerli olabilse de bir araya gelince birbirlerini dışlarlar. A, bağlı bir bütün sayılması gereken şeyleri birbirinden yalıtık tutmuştur… Denebilir ki A “ya öyle ya böyle” demesi gerekirken “hem öyle hem böyle” demiştir.

Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Şey

Parousia ve Parrhesia, İnkar ve İkrar — Işık Barış Fidaner

Adaletle ilgili iki kavramı anımsayalım:
1) Parousia (varış): İsa’nın ikinci gelişi
2) Parrhesia (tümünü söyleme): Hiç korkmadan hakikati eksiksizce dile getirmek

Bu iki kavram basitçe sentezlenirse bir gün İsa’nın gelip herkese hakikati bildireceği hayal edilebilir. Karikatürize edersek: Bir yetkili gelip hepimize kimin iyi kimin kötü olduğunu (kimin masum kimin suçlu olduğunu, kimin gerekli kimin gereksiz olduğunu, kimin haklı kimin haksız olduğunu, vb.) bildirir ve hep birlikte rahatlarız. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Alay Tanrısı: Cool’a cool’luk edene yazıklar olsun — Işık Barış Fidaner

Astrolojide her canın yıldız haritası onun “doğum saati”ni saptayarak çıkarılır. Rüzgarların istikametsiz gemilere yardım etmemesi gibi, “doğum saati saptanmamış” canlara da yıldızların rehberlik edemeyeceği düşünülür. Saptamak eğer saat-dakika-saniye tespitiyse yıldızların bu sayısal detayları ne kadar umursadıkları tartışılır. Ama saptamak eğer bir sözün yankılarını dinlemekse belki o yıldızlara şöyle seslenmeyi deneyebiliriz:

doğ, um: sağ ati!
(dünyaya gelen her can sağlıklı bir gelecek umabilsin!)

Okumaya devam et →

16 Yorum

Filed under Şey

İcazetin Yani’si Yavan Olur: Herıld Yani (Olsun Muştu!) ve Yani Herhalde (Olsunmuştu…) — Işık Barış Fidaner

Saç nasıl kökten uca doğru taranıyorsa, bilgi de sebeplerden sonuçlara doğru taranır. Hizalı saç tutamlarının hoş gözükmesi gibi bilginizi oluşturan sebep-sonuç demetleri de birbiriyle hizalı durdukları sürece hoş gözükecektir. Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Şey