Dürtünün temel matrisi bütün belirli nesneleri aşarak Şey’in Boşluğuna erilmesi (sonra da ancak metonimik temsillerle ona erişilmesi) değildir; libidomuzun belirli bir nesneye ‘saplanması’ ve onun etrafında ilelebet dönmeye mahkum olmasıdır.
Temel paradoks/saçmantık odur ki insana özgü boyut –dürtünün içgüdüden farkı– başta yan üründen ibaret olan bir şey özerk bir amaç vasfı kazanınca ortaya çıkar: İnsan hayvandan daha ‘düşünümlü’ değildir; aksine hayvanın değer vermediği bir şeyi insan doğrudan doğruya kendine hedef edinmiştir.
Okumaya devam et






























