🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
🌊➰🧭 AKIŞ 🌊➰🧭
Yayın-seyir kulelerinin retrofuturist geleneği: nasıl başladı, nasıl ilerledi, nasıl bitti?
Giriş: balinanın karnına girerken
Bu metin, ünlü ve heykelsi görünen çağdaş binaların dışarıdan “parlak bir kabuk”, içeriden ise insanı içine çeken “derin bir oyuk” olarak nasıl çalıştığını sade bir dille anlatır. Bu çift etki, yalnızca biçim benzetmesi değildir; mekânın içinde adım adım yaşanan bir düzenlemedir: dışarıda bir kabuk vardır, bu kabuk bir eşiğe çağırır, eşik iç oyuğa doğru yaklaşmayı başlatır ve içeride büyük bir boşlukta yoğunlaşma ve hazırlık hissi oluşur. Psikolog Carl Gustav Jung’un arketipler dediği evrensel anlatı kalıplarında bu an “balina karnı” diye adlandırılır; mitoloji araştırmacısı Joseph Campbell ile senaryo danışmanı Christopher Vogler’in “Kahramanın Yolculuğu” şemasında “Canavarın Göbeği” ve “İç Oyuğa Yaklaşma” aşamalarının mekânsal karşılığıdır. Işık Barış Fidaner’in “Zodyak Yolculuğu” yazılarında bu sahnenin ritmi, Kova burcunun temsil ettiği “iç oyuğa yaklaşma” ile Balık burcunun temsil ettiği “çetin ve çileli sınav” arasındaki akış olarak açıklanır. Fidaner’in “Zodyak Yolculuğu” çerçevesi (🔗) ve “Dört İplikli Örgü” notları (🔗) bu iki adımı yan yana koyar; “Kova–Balık–Koç” yazısı ise yaklaşma, sınav ve sıçramayı tek bir nefes içinde okur (🔗). Bu yazı, Gilles Deleuze ve Félix Guattari’den (kısaca D&G) etkilenen mimarların eserlerinde söz konusu dramaturjinin nasıl mekânlaştığını; “kabuk–oyuk–dolaşım” üçlüsünün neden “balina karnı”yla özdeşleştiğini ve niçin Kova Çağı’nın tipik işareti olduğunu, örnekler ve basit tanımlar eşliğinde açıklar.
Okumaya devam et




























