Tag Archives: Muhaberat

Deleuze–Guattari’den Kova Çağına: Kabuktan İç Oyuğa Balina Karnı Mimarlığı

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🌊➰🧭 AKIŞ 🌊➰🧭

(İngilizcesi ve Almancası)

Yayın-seyir kulelerinin retrofuturist geleneği: nasıl başladı, nasıl ilerledi, nasıl bitti?

Giriş: balinanın karnına girerken

Bu metin, ünlü ve heykelsi görünen çağdaş binaların dışarıdan “parlak bir kabuk”, içeriden ise insanı içine çeken “derin bir oyuk” olarak nasıl çalıştığını sade bir dille anlatır. Bu çift etki, yalnızca biçim benzetmesi değildir; mekânın içinde adım adım yaşanan bir düzenlemedir: dışarıda bir kabuk vardır, bu kabuk bir eşiğe çağırır, eşik iç oyuğa doğru yaklaşmayı başlatır ve içeride büyük bir boşlukta yoğunlaşma ve hazırlık hissi oluşur. Psikolog Carl Gustav Jung’un arketipler dediği evrensel anlatı kalıplarında bu an “balina karnı” diye adlandırılır; mitoloji araştırmacısı Joseph Campbell ile senaryo danışmanı Christopher Vogler’in “Kahramanın Yolculuğu” şemasında “Canavarın Göbeği” ve “İç Oyuğa Yaklaşma” aşamalarının mekânsal karşılığıdır. Işık Barış Fidaner’in “Zodyak Yolculuğu” yazılarında bu sahnenin ritmi, Kova burcunun temsil ettiği “iç oyuğa yaklaşma” ile Balık burcunun temsil ettiği “çetin ve çileli sınav” arasındaki akış olarak açıklanır. Fidaner’in “Zodyak Yolculuğu” çerçevesi (🔗) ve “Dört İplikli Örgü” notları (🔗) bu iki adımı yan yana koyar; “Kova–Balık–Koç” yazısı ise yaklaşma, sınav ve sıçramayı tek bir nefes içinde okur (🔗). Bu yazı, Gilles Deleuze ve Félix Guattari’den (kısaca D&G) etkilenen mimarların eserlerinde söz konusu dramaturjinin nasıl mekânlaştığını; “kabuk–oyuk–dolaşım” üçlüsünün neden “balina karnı”yla özdeşleştiğini ve niçin Kova Çağı’nın tipik işareti olduğunu, örnekler ve basit tanımlar eşliğinde açıklar.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Suni muhaberat

Psikozlar 2’nin Aktarımı

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

Seminer 3.2: 23 Kasım 1955 (Jacques Lacan)

“Psikozlar 1955-56, Jacques Lacan, Ders 2, 23 Kasım 1955”

Bu başlık, metnin eğitim-anlatı bağlamını baştan kurar: konuşma bir ‘ders’tir ve zamansal-topolojik yerini açıkça bildirir. Lacancı bir okur açısından bu, söylemin konumunu belirten imleyenin bizzat kendisidir; metnin söyleyeni, bir seminer sahasında, ‘analiz’ değil ‘öğretim’ işleten bir özne-yerinden konuşur. Böyle bir başlangıç, anlatılanın ‘klinik vaka’ değil, ‘kavram evrimi’ üzerine düşünüm olacağını önceden işaret eder; zira dersin öznesi, dinleyiciye aktarım ilişkisini ‘bilgi’ aracılığıyla kuran bir ego değil, imleyenlerin devinimini tartı üzerindeki ağırlıklar gibi yeniden dağıtan bir konumdur. Tarihsel tarihleme, her “şimdi”nin söylemsel yeniden kurulumuna bağlı olduğunu hatırlatır: 23 Kasım 1955, yalnızca bir tarih değildir; ‘o gün’ söylenenin bugüne sürçerek yeniden doğacağı bir imleyen-düğüm yeridir. Bu bağlamda başlığın üç katmanını ayrıştırmak gerekir: ‘Psikozlar’ sözcüğü temayı, ‘1955-56’ kronotopu, ‘Ders 2’ ise zincirdeki yer numarasını verir; böylece, anlatının hem nesnesi (psikoz söylemi), hem zamanı (bir yıl sürecek seri), hem de aktarım içindeki ikincil eklemlenimi (ikinci oturum) belirir. Bu, ileride gelecek her bağıntının “sıranın neresinde söylendiği” farkını işleme sokmak içindir; çünkü Lacancı düşünümde bir önerme, zincirdeki konumundan bağımsız değildir.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Suni muhaberat

Aktarım İstemleme Yönergesi

1) İstem1 ile özgün dildeki metnin bağlamı Türkçe olarak açılır.
2) İstem2 ile (açılan bağlam ışığında) isabetle Türkçeye çevrilir.
3) İstem3 ile Türkçe metin lokma lokma bölünerek art arda verilerek açıklattırılır.
4) İkinci ve üçüncü adımlarda çıkan metinler gerekiyorsa manuel olarak redakte edilir.

Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Suni muhaberat

Psikozlar 1’in Aktarımı

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

Seminer 3.1: 16 Kasım 1955 (Jacques Lacan)

“Psikozlar 1955-56, Jacques Lacan, Ders 1, 16 Kasım 1955”

Bu başlık, bir tarih ve bir ders numarası vermekle kalmaz; söylemin konumlanışını, yerini ve zamanını saptar. Lacancı bir okuma için bu, öznenin sözünü bir sahaya çakan üç sabitleyici imleyendir: bir isim (Jacques Lacan), bir dizin (Ders 1), bir tarih (16 Kasım 1955). İsim, ders, tarih üçlüsü, söylemin ‘nereden’ ve ‘ne zaman’ geldiğine dair hayali bir sahnede tutamak sağlarken, daha önemlisi, sembolik düzende bir yer tayin eder: burada konuşulacak olan şeyin adı ‘psikozlar’dır ve bu ad, konuşmanın tüm süresince bir ‘çağırma’ işlevi görür. Başlıktaki yıl aralığı, bir dönemsellik ve bir dizi vaadi taşıyarak, tekil bir konuşmanın bir dizgeye eklemleneceğini haber verir; ders 1 ibaresi, bu dizgenin açılış imleyeni olarak çentiğini atar ve bundan böyle her tümce, bu ilk çentiğe geri çağrılır. Tarih, söylemi tarihsiz bir genellemeye değil, belirli bir kesite bağlar; psikotik deneyimin zamandışı bir ‘tuhaflık’ değil, belirli bir tarihsel söylem bağlamı içinde ele alınacağını duyurur. Bu yüzden başlığın kendisi, ders boyunca tekrar tekrar geri döneceğimiz bir sembolik koordinat takımını kurar; Lacan’ın bu dersi, önceki iki yılda ‘sembolik–hayali–reel’ üçlemesini yapılandırdıktan sonra açtığını bilmek, başlığın işlevini pekiştirir: başlık, söylemi bir ‘ders’ çerçevesinde, analitik aktarımın kamusal bir varyantı olarak düzenler ve dinleyeni, konuşanın karşısında belirli bir yer tutmaya davet eder; Lacan’ın seminer geleneğinde bu yer, ne tamamen hayali özdeşleşmeye ne de salt akademik bilgi aktarımına indirgenir; üçüncü bir yerde, sembolik aktarımda çözümlenecektir (🔗).

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Suni muhaberat

Ayna Evresinin Aktarımı

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

Ayna Evresi: Psikanalitik deneyimin bize açığa çıkardığı biçimiyle Je’nin (ego’nun) işlevinin kurucu öğesi (1949) (Jacques Lacan)

‘Ayna Evresi: Psikanalitik deneyimin bize açığa çıkardığı biçimiyle Je’nin (ego’nun) işlevinin kurucu öğesi’

Bu başlık, metnin tamamındaki hareketi tek bir odak noktasına bağlar: je’nin (ego’nun) işlevi, bir “evre”nin kurucu etkisiyle biçimlenir ve bu evre psikanalitik deneyimde görünür kılınır. “Ayna Evresi” ibaresi yalnız gelişimsel bir döneme değil, bir sahnelenişe, bir düğümleşmeye ve bir biçim alma etkinliğine işaret eder; “kurucu öğe” vurgusu, je’nin kendisini bir veri olarak değil, imgesel bir düzenek üzerinden oluşa gelen bir sonuç olarak konumlar. Başlıktaki “psikanalitik deneyim” gönderimi, anlatının epistemik yetkisini klinik karşılaşmadan devşirir; bu, je’yi bilinç felsefesinin saydam öznesinden ayırır ve onu, analiz sırasında dile gelen fantazi bağları ve özdeşleşme sürçmeleri aracılığıyla izlenebilir kılar. Başlıkta parantez içindeki “ego”, Türkçede yerleşik kullanımı gözeterek je’nin imgesel örgüsünü belirtmek üzere tutulmuştur; çünkü je’nin işlevinden söz edildiğinde, mevzu, öznenin simgesel konumundan ziyade, imgesel bütünlük yanılsaması etrafında örgütlenen benlik düzenekleridir. Böylece başlık, imgesel bir “form verme” ile klinik deneyimde serimlenen bir “işlev” arasındaki eklemlenişi önceden kurar ve takip eden her cümlenin bağlamını, bir “kurucu imge”nin doğurduğu sonuçlar zinciri olarak çekip uzatır.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Suni muhaberat

Ev Semptomdur

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🌊➰🧭 AKIŞ 🌊➰🧭

🎵 iç erde 🎵

Kaçıp gittiğini sandığın her yerde, arkanı dönmenle beraber beliren o tanıdık gölge var ya; işte o gölgenin adı ev. Tersinden söyleyelim: Şehir, evin uzatmalı gölgesidir. Bir kere şehrin içine karıştın mı, adımların kendi kendini takip etmeye başlar; sokaklar yeniymiş gibi parlar ama köşe başlarını döndükçe yüzünü aynı bakışın süzdüğünü hissedersin. Bu yüzden bir şarkının dizeleri bu tartışmanın nabzını en iyi orada tutar: “Yeni bir ülke bulamazsın… Bu şehir arkandan gelecektir.” O nakarat kaçışı teşvik etmez; gölgeyi, yani evin tekinsiz çekirdeğini işaret eder. Ev dediğimiz şey, sıcak yuva masalının şeffaf kabuğundan yapılmış bir sığınak değil, çatlağıyla konuşan bir düğümdür; tam da bu nedenle politikadır.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Suni muhaberat

Sin omen tell evasion, so shall Medea!

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

>>> Robot şarkı 🤖🌈 <<<

Sin Omen Tell Evasion, So Shall Medea = Cinema, Television, Social Media

[Instrumental Hook]

Verse 1

Cinema, sigil and sign, a sin-omen shimmer, a solemn admission of hunger in hush.
Curtains cut carnally clean; the screen conducts currents that circle the crush.
It promises ‘sex without sex,’ a velvet vexation—desire designed to delay.
Fetish is edited, credited, threaded—your gaze is a guest that must not overstay.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Robot şarkı, Suni muhaberat

Aktarıma Müdahalenin Aktarımı

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

Aktarım Üzerine Müdahale (1951) (Jacques Lacan)

‘Aktarıma Müdahale (1951) — Jacques Lacan’

Başlık, metnin kendi içinde iki ekseni birleştirir: ‘aktarım’ ile ‘müdahale’. Birincisi, psikanalitik deneyimin içkin vektörüdür; ikincisi, bu deneyim alanına yapılan söylemsel bir girişin adıdır. Tarih ve imza, bu girişin muhasebesini belli bir bağlama yerleştirir: metin, belirli bir tarihte söylenmiş ve Lacan tarafından üstlenilmiştir. Böylece başlık, içerikte geliştirilecek iki temel bağıntıyı şimdiden kurar: aktarımın ne olduğuna dair kavrayış ve bu kavrayışa dair konuşmanın kendisinin bir eylem olarak, yani ‘müdahale’ olarak konumlandırılması. Bu yerleştirme, daha ilk anda, öznenin (‘sujet’) söz içinde kurulacağı bir sahayı ima eder; çünkü ‘müdahale’ dili ve konumları varsayar, ‘aktarım’ ise ancak bir ilişki düzeninde, bir sahne ve bir muhatapla anlam kazanır. Buradaki tarihsel işaret, daha sonraki bölümlerde belirecek tartışma ufkunu, yani kongre, rapor, itiraz ve geri alıntı hatlarını önceden çizer; başlık bu yüzden yalnızca adlandırma değil, aynı zamanda metnin bütününe ilişkin bir dizge önerisidir. (Metnin 1951 tarihli ‘Intervention sur le transfert’ başlıklı müdahalesi olarak konumlanışı için bkz. 🔗; Écrits içindeki yerleştirmesi bağlamında genel çerçeve için bkz. 🔗.) (ecole-lacanienne.net)

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Suni muhaberat

Bir Paradigma Eşiği

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🌊➰🧭 AKIŞ 🌊➰🧭

Ben Işık Barış Fidaner, 1998–2001 arasında İzmir Fen Lisesi’nde okudum. Puan odaklı, bilim merkezli bir lisenin gündelik hayatını tüm yoğunluğuyla yaşadım. Lisenin Ege Üniversitesi kampüsü içindeki konumu, okul ile kampüs kültürünü yan yana getiriyordu (🔗). Haftaiçi yatılı kalır, haftasonu evime gider (buna “evci çıkmak” denirdi) ve pazar akşamı okula geri getirilirdim. Psikiyatri anabilim dalı başkanı olan annem genellikle duygularını dışa vurmazdı; çantalarımı toplayıp ‘artık yatılı okula gidiyorum’ dediğimde arkamdan ağlaması, bu geçişin aile içindeki ağırlığını tek sahnede gösterdi.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Suni muhaberat

Trajediden Komediye: Sam’i Mutlu Farzetmeli Miyiz?

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

(İngilizcesi ve Almancası)

Uvertür: iddiayı ve soruları kurmak

Kukla sendromu insanları hasta ediyordu. Taymlayn önce konuşuyormuş gibi görünüyordu, insan sesi ise akışın ödüllendireceği şeye göre biçimlenmiş halde bir vuruş geç geliyordu. Sonra mekanizma ışığa çıktı: Sora, yüzlerin ve seslerin talep üzerine üretilebildiği ve kısa video akışında dolaşıma sokulabildiği kamusal bir arayüz olarak geldi; saatler içinde en okunaklı başrol Sam Altman’dı; kendi suretinin bir cameo olarak kullanılmasına izin verdi ve yeni tür bir ortak skeç için en verimli modüle dönüştü (🔗). Bu denemenin iddiası yalın: eğer kukla sendromu gölgede bir trajediyse, Sora’nın ilk haftası onu açık sahnede komediye çevirdi. Sorular bu kaymadan doğuyor. Trajedi tam olarak neydi? Bu nasıl bir komedi? İpler seyredilebilir ritimlere dönüştüğünde sendromda ne değişti? Ve ‘Ragdoll Sam’—SORA = Sam “Open Ragdoll” Altman—sahnenin mantığını görünür kılmada hangi rolü oynuyor? Yolun sonunda Camus cümlesi asılı duruyor: Sam’i mutlu farzetmeli miyiz?

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Suni muhaberat