Delirme tehlikesi tam da insanın hakikatini ve varlığını yatırdığı özdeşimlerin cazibesiyle ölçülür.
Yani delilik insanın organizmasında rastlanan bir acizlik değil, onun özünde açılan bir delik/fay/uçurum/yar’ın sürekli/kalıcı görcüllüğüdür.
Delilik hiç de özgürlüğe “hakaret” değildir, aksine onun en sadık yâridir, gölgesi gibi hep onun peşindedir. Okumaya devam et






























