Tag Archives: Sine Mat

Ağa botunun üstüne bot olur mu la! Bana robot deyip durma, Satarken siborg mu olduk? — Işık Barış Fidaner

“Bot hesaplar %5’i aşmasın” garantisi istediği için Elon Musk Twitter alımını durdurmuş.

Burada bot derken iki farklı anlam üst üste bindirilir:
1) Dinamik insan zekası yerine statik bir algoritmayla işlemek.
2) Reklam gösterilebilir olmamak veya reklam göstermeye değer olmamak.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Hülya Espri: Pir, Anka, Zenci — Işık Barış Fidaner

Bu yazıda Hülya Espri anti-şiirini yorumlayacağız:

pranga, zincir
bir enkaz, in cin
pir, anka, zenci

Okumaya devam et →

24 Yorum

Filed under Anti-şiir, Şey

Saçmantıklı Bilmece — Işık Barış Fidaner

Soru:

Eşek at olabilseydi tavşanların çoğalmasına gerek kalmazdı.

Bilin bakalım neden?

Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Laf sal atası

Diyelim ki Sivas’ta — Işık Barış Fidaner

2 Temmuz vesilesiyle Metin ve Kemal Kahraman’ın şarkısını yorumlayacağız (kayıt). Sözler:

Renklerde yaşamak seninle
Diyelim ki mavide
Diyelim ki mavide
Gökyüzünün denizle buluştuğu çizgide

Türkülerde yaşamak onunla
Diyelim ki semahta
Diyelim ki semahta
Sazın sözle dönmeğe başladığı anda

Ölümlerde yaşamak sizinle
Diyelim ki Sivas’ta
Diyelim ki Sivas’ta
Işığın ateşle göz göze geldiği anda

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Laf sal atası

Rodos Çıtası: Alay mı İroni mi? — Işık Barış Fidaner

Ezop’un Farfara öyküsünde seyahatten dönen bir palavracı şehir dışındayken Rodos’ta müthiş bir atlayış yapmakla övününce bir hemşehrisi ona şöyle karşılık verir [1]:

İşte Rodos, atla da görelim!

Acaba bunu diyen hemşehri palavracıyla alay mı etmektedir (takılmakta mıdır) yoksa ironi mi yapmaktadır (dalga mı geçmektedir)? [2] Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Eriyor olacağım! Sigmund Freud ve Nasreddin Hoca: Kazanmaya inanıyorsun da kaybetmeye neden inanmıyorsun? — Işık Barış Fidaner

🎵 Kazan delikse kabahat bende mi? 🎵

Sigmund Freud’un Şakalar ve Bilinçdışıyla İlişkileri (1905) kitabında anlattığı ‘kazan mantığı’nı anımsayalım (kettle logic):

Yalıtık tutulan kusurları bir araya getirmeyi reddetme tavrı insanları çok güldüren bir fıkrada (daha doğrusu safsatada) da geçer:

A B’nin bakır kazanını ödünç alır ama geri verdikten sonra B onu dava eder çünkü ortasında açılmış kocaman delik yüzünden kazan kullanılmaz haldedir. A kendini şöyle savunur:

— Birincisi, ondan kazan mazan ödünç almadım; ikincisi, kazanı ödünç aldığımda zaten ortası delinmişti; üçüncüsü, kazanını hiç hasar görmemiş halde ona iade ettim.

Her savunma kendi başına geçerli olabilse de bir araya gelince birbirlerini dışlarlar. A, bağlı bir bütün sayılması gereken şeyleri birbirinden yalıtık tutmuştur… Denebilir ki A “ya öyle ya böyle” demesi gerekirken “hem öyle hem böyle” demiştir.

Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Şey

Leyla Meyla Farketmez, Levla Mevla Farketmez — Işık Barış Fidaner

Leyla ile Mecnun efsanesini dört terim etrafında yeniden kurgulayalım [1]:

1) Leyla: Sevilen kadın, ayrıca gece ve rüyalar.
2) Meyla: Çöl, ayrıca budaklı ağaç (iki anlamda sürgün).
3) Mevla: Tanrı, mutlak muhatap.
4) Levla: Lüzumlu herşey, ihtiyaçlar.

Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Şey

Ben ismial mıyım yoksa mürekkep yalanmı — Işık Barış Fidaner

İsmail Saraçoğlu’nun 7 yaşında yazdığı şiiri ney eyyorsak? İşte ünlü metin:

Ben Neyim
Ben bir karadelik miyim
Ben bir kek miyim
Ben bir iki miyim
Ben bir İsmail miyim
Ben bir hiç miyim
Ben bir hiçliğin ortasında yüzen bir adam mıyım. Ben hiç bir şey miyim yoksa bunlar bir yalanmı
Belki bir şey olabilirim

Kabasını almak için kısa bir tercümeyle başlayalım:

Ben neyim? Umutsuzluk muyum yoksa avuntu muyum? Anababam mı tanımlar beni yoksa bana verdikleri ad mı? Bu ad bomboş mu yoksa başka adlarla mı sürüklenir? İstikamet hiç mi yok, belki de vardır?

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Kelle Kıstıran, Ego Kıstıran, Fallus Kıstıran — Işık Barış Fidaner

Psikoterapistlere “shrink / kıstıran” deme geleneği kelle kıstırma (head shrinking) adetine ironik bir atıfla başlamıştı: Kadim Latin Amerika’ya ait bu vahşi pratikte bazı savaşçılar kurbanlarının ölü bedeninden ayırdıkları kelleleri toplayıp bir feda ayini afrasıyla (sacrificial aura) sardıkları zaman o kişilerin tinsel güçlerini kıstırıp kendilerine bağladıklarını hayal ediyorlardı. Kelle kıstırma tabi ki vahşi bir pratikti ama tinsel bir hazım sisteminden ibaretti. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Dünyanın Merkezi: hakikat zeminine ayak basmak — Işık Barış Fidaner

🏛️🧠💫 Geistesfront 🏛️🧠💫

image_2022-05-02_185649038

22 bin yıl önce Amerika’da yürümüş çocuk ve gençlerin ayak izleri

Nasreddin Hoca’ya sormuşlar:
— Hoca efendi, dünyanın merkezi neresidir?
— İşte tam burasıdır!
Bunu derken eşeğinin ön ayağını bastığı yeri göstermiş.
— Aman hocam hiç olur mu?
— İnanmazsan ölç de bak!

Her bilgi yerden yükseltilmiş bir platformdur, çünkü ideallere tutunur; neye dayandığı sorgulandığında ise yere düşer [1]. İşte bilginin düştüğü o zemine de hakikat diyoruz (haki kat: toprak zemin). Bilgi hakikate karşı bir savunmadır. Hakikat bilgi ile kuşatılmış erişilmez bir merkezdir, yüceltim alanıdır. Orası ayağımızın bastığı zemindir, dünyanın merkezidir [2].

Okumaya devam et →

26 Yorum

Filed under Şey