Tag Archives: Yankı

(S)övgürültü, Sürgürültü, Özgürültü, Döngürültü — Işık Barış Fidaner

noise_reduction-white

(öncesi: Sinyal gürültünün kendi yankısıdır: Yankıbilim ve Yankıkırım)

Şimdi gelin Yankıbilim’in konusunu oluşturan gürültü çeşitlerini inceleyelim:

(S)övgürültü

Anlam şemsiyesi ile kapsanan gürültü övgü ile sövgü arasında dalgalanır. Övmek, sövmek, övermiş gibi sövmek, sarkastik yorumlar, vb. hepsi (s)övgürültü kapsamına girer. Ego anlam şemsiyesinin dışına çıkamadığı için bu tip gürültüye bol bol maruz kalır ve neredeyse bütün vaktini maruz kaldığı (s)övgürültüleri yorumlamaya harcar.

Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Şey

Sinyal gürültünün kendi yankısıdır: Yankıbilim ve Yankıkırım — Işık Barış Fidaner

(Robot şarkı)

Adsız

Sinyal anlamsız ve rahatsız edici gürültüyü bertaraf edince geride kalan anlamlı ve işe yarar işaretler değildir. Sinyal gürültünün kendi yankısıdır.

İşaretler belli anlamları torbalara doldurarak değil, bağlamsal ufku saran anlamsızlığı kendi çınlamalarında yankılayarak simgesel imletime yol açarlar. Eğer anlamı tek bir yerde saklayabilmek niyetiyle anlamsız gürültüler bertaraf edilirse hem anlam hem de sinyal yok olur. Yankıkırım (echocide) budur.

Okumaya devam et →

21 Yorum

Filed under Şey

Dinamistik ve Dinamistiksel Belirginlik — Işık Barış Fidaner

Ekoloji’den Ekholoji’ye geçilmesi şu anlama gelir [1]:

1) Çevreye ilişkin taleplerimiz birbirini yankılar.

2) Taleplerimiz arasındaki yankılaşım bizi içinde barındığımız çevreye semptomatik olarak dahil eder (ve bizi onunla dolaşık kılar).

Yankılaşan talepler arası iç-eylem’e (Barad: intra-action) psikanalizin verdiği bir ad var: Ona arzu deniyor. Arzunun hareketi her talepte bulunan sevgi talebine (veya muhatap alınma talebine) tutunur [2].

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Yuva-havuç peşinde koşan tavşan ile ev-semptomu dinleyen kaplumbağa — Işık Barış Fidaner

Altın bulundu! ⭐
Altında hep bir kaplumbağa daha varmış (turtles all the way down) 🐢

‘Yuva’ imleyeni insanların umutlarını besleyen ütopik yankısını içinde barındığı ev-semptomu ‘dışarmasına’ (onu dışlayarak içermesine (ex-sistence), ona atıf yapmadan değinmesine, onu ima ederek itelemesine, kısacası onu inkar etmesine) borçludur [1]. Psikanalize göre ‘semptom’ bastırılan ama geri dönen bilinçdışı hakikati barındıran yerdir [2]. Bilinçdışı hakikat mevcut veya mümkün anlamlardan bir tanesi değildir, satır aralarında söylenenleri (Lacan: inter-dit) katettikçe belirginleşen bir yokluktur [3]. Bir imleyenin barındığı ev-semptomu tespit edebilmek için onun imleyişine (imleme tarzına) kulak vermeliyiz [4]. ‘Yuva’nın imleyişi şu iki anlamı birden duyurur:

1) Özlemin dineceği yer.
2) Fişin gireceği soket.

Okumaya devam et →

36 Yorum

Filed under Şey

Kulning: İsveç’in tekinsiz ve güzel şarkı gibi çoban çağrısı — Starre Vartan

Starre Vartan — 22 Şubat 2016 — mnn.com

İskandinavya’nın eşsiz şarkı gibi çoban çağrısı kulning‘i ilk duyduğumda büyülenmiştim. Sonra kafayı taktım ve internette bulabildiğim tüm farklı örnekleri topladım. Bağımlısı oldum. Herşey Jonna Jinton’un vidyosuyla başlamıştı.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Benim duyduğumu sen de duyuyor musun? — Noel şarkısı

Gece rüzgarı dedi ki küçük kuzuya:
Benim gördüğümü sen de görüyor musun?
Yukarıda gökyüzünde, küçük kuzu,
Benim gördüğümü sen de görüyor musun?
Yıldız, bir yıldız oynar gece karanlığında
Uçurtma gibi upuzun kuyruğuyla
Uçurtma gibi upuzun kuyruğuyla

Küçük kuzu dedi ki çoban çocuğa:
Benim duyduğumu sen de duyuyor musun?
Gökyüzünde çınlıyor, çoban çocuk,
Benim duyduğumu sen de duyuyor musun?
Şarkı, bir şarkı ağaçların tepesinde
Deniz gibi kocaman sesiyle
Deniz gibi kocaman sesiyle

Çoban çocuk dedi ki yavuz krala:
Benim bildiğimi sen de biliyor musun?

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Sessizliğin Sesi — Simon & Garfunkel

Selam karanlık, eski arkadaşım
Seninle konuşmaya geldim yine
Çünkü yavaşça süzülen bir görü
Bırakmış tohumlarını ben uyurken
Ve beynime oturmuş bu görü
Duruyor hala
Sessizliğin sesinde

Huzursuz rüyalarda tek başıma
Yürüdüm taşlı dar sokaklarda
Sokak lambasının halesi altında
Çevirdim yakamı soğuk ve rutubete
Neon ışığı parıltısı saplanınca gözlerime
Geceyi bölüp dokunarak
Sessizliğin sesine

Ve çıplak ışığın altında gördüğüm
On bin kişi vardı, belki fazlası
Konuşmadan söyleyen insanlar
Dinlemeden duyan insanlar
Seslerin hiç paylaşmadığı şarkılar yazan insanlar
Kimse cüret etmez bozmaya
Sessizliğin sesini

“Aptallar” dedim, “Siz bilmezsiniz
Sessizlik büyür kanser gibi
Duyun sözümü de öğreteyim size
Tutun elimi de ulaşayım size”
Ama sözüm düştü sessiz yağmur damlası gibi
Ve yankılandı sessizlik kuyularında

Ve insanlar baş eğdi ve dua etti
Kendi yaptıkları neon tanrıya
Ve işaret parlayıp verdi uyarısını
Biçim verdiği sözlerle uyarısını
Ve işaret dedi ki “Peygamber sözleri
yazılmıştır altgeçit duvarlarına
ve apartman odalarına
Ve fısıldanmıştırlar sessizliğin sesinde”

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Çeviri, Programlama

Yankılar — Pink Floyd

Başımın tepesinde albatros havada asılı durur hareketsiz
Ve mercanlı labirent mağaraları dolaşan dalgaların altında derinden
Uzak bir akıntının yankısı
Gelir kumların içinden tarayarak
Ve her şey yeşil ve denizaltıdır

Ve kimse bize ülkeyi göstermez
Ve kimse bilmez nerede ve niçinleri
Ama bir şey kımıldar ve bir şey kalkışır
Ve ışığa doğru başlar tırmanmaya

Sokaktan geçen yabancılar
Tesadüfen iki ayrı bakış buluşur
Ve ben sen olurum ve gördüğüm ben olur
Ve senin elini tutar mıyım
Ve seni ülkede gezdirir miyim
Ve yardım et anlamama elimden geldiğince
Ve kimse bize devam et demez
Ve kimse gözlerimizi düşürmez
Kimse konuşmaz
Ve kimse kalkışmaz
Kimse güneş etrafında uçmaz

Bulutsuz her gün düşersin uyanan gözlerime
Kalkmaya çağırıp beni ayartarak
Ve duvardaki pencereden
Gelir akarak kanatlarla günışığından
Sabahın bir milyon parlak elçisi

Ve kimse bana ninniler söylemez
Ve kimse gözlerimi kapattırmaz
Ben de pencereleri kocaman açıp
Göklerden sana seslenirim

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı

Kuzgun — Edgar Allan Poe

Vaktiyle bir kasvetli gece, kafa yorarken zayıf ve bitkin halde,
İlginç ve tuhaf unutulmuş eski ilimlerden bir sürü cilt üstüne,
Kafam devrilirken, uykuya dalar gibi, bir tıklatma işittim birden,
Sanki biri hafifçe vurmuştu, oda kapıma vurulmuştu.
“Misafirdir” diye mırıldandım, “oda kapıma bu tıklatan –
Budur olsa olsa, dahası yok.”

Okumaya devam et →

22 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şiir

Bu Hayatın Ötesine — Dream Theater

Manşet: Cinayet, genç kız öldürüldü
Yankılar tepesindeki feci olayın
Dehşetli sonu, katil öldü
Belli ki intihar etti

Tanık korkunç bir ses duymuş
Koşup gittiğinde bir kadın ölmüş
Yerde yatıyormuş

Onun yanında ayakta duran adam
Elinde silah, sinirli, titriyormuş
Tanık ona yardım etmek istemiş
Ama o silahı kendi kendisine çevirmiş

Bedeni genç kızcağızın karşısına düşüvermiş
Boş yere bağırıp çağırdıktan sonra
Tanık koşarak yardım çağırmaya gitmiş
Kırık bir aşk öyküsünün üzücü sonu

Amellerimiz uzaklara ulaştı
Olmuş olduğumuz neyse biz oyuz

Kadın ebediyen aşk istedi
Adamın başka bir planı vardı
Ve kötücül bir yola düştü
Kadın ayrılmak zorunda kaldı
“Aksi bir adamı sevemem” dedi

Kadın adamı affedecek bir neden bulabilirdi
Keşke adam değişmeye uğraşsaydı
Ölümcül buluşmaları önceden mi ayarlandı?

Sert bir boğuşma yaşanmış mıydı?
Bunu düşündürecek birçok işaret bulundu
Tanık yere düşmüş bir çakı buldu
Yoksa kurban bilmiyor muydu?
Araştırmaya devam ettiler
Katilin cebine konmuş bir not buldular
Bu bir intihar mektubu olabilirdi
Belki de kadının aşkını yitirmişti

“Hissediyorum. Yapacağım tek bir şey kaldı.
Seni yitirerek yaşamaktansa kendi canımı alırım.”

Amellerimiz uzaklara ulaştı
Olmuş olduğumuz neyse biz oyuz

Bu sefer öğrendiğimiz herşey
(Olmuş olduğumuz neyse biz oyuz)
Bu hayatın ötesine taşınır

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı