Tag Archives: Yankı

Yankı gibi — Mandolin Orange

Gözlerimi kapatıp
Zihnimi açmayı denedim
Büyüyen kır çiçeklerini dinlemeyi
Esintide bu fısıltıları
Duymak kolay değil
Bunca gürültü varken

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı

Yankılar — The Rapture

Şehir nefes alır
İnsanlar çalkalanır
Aralarında konuşurlar
Fiyatı neymiş? Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Yankılar — Klaxons

Bir seda gönder dünyalararası ormana
Zarifçe yinele ki sınırda girdaplar çıksın
Eşikte katlanan bu çağrıya riayet et
İşler değişti, izler dış bölgelere kadar uzanır
Öbür dünyadan yankılar ufukları sonsuzca mevcut kılar
Yankılar / birçok öbür dünya asıl ufuk olur artık

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı

Yankı Sahili — Martha & The Muffins

Modası geçti biliyorum
Pek havalı değil
Ama elimde değil ki
Romantik bir aptalım
Alışmışım günbatımı izlemeye
Yankı sahilinde günbatımı izlerim Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Evrendeki sıfırtının yankısı: xwe — Işık Barış Fidaner

⏳⛰️🛡️ Süreç Heval ⏳⛰️🛡️

Evrendeki sıfırtıyı yankılayan kimi sözcükleri sayalım [1]:
1) xwe: Kürtçe “kendi” demektir.
2) (s)he: İngilizce eril/dişil üçüncü tekil şahıs zamiridir.
3) hu (هو): Arapça eril üçüncü tekil şahıs zamiridir.
4) who: İngilizce “kim?” sorusudur.
5) o: Türkçe üçüncü tekil şahıs zamiridir.

Bu sözcüklerin her biri özgün ve yoğun bir anlamla yüklenmiştir:
1) xwe: “Kürt meselesi”nin konusu Kürdün “kendi” olabilmesidir.
2) (s)he: Cinsiyet atayan zamirler toplumsal cinsiyetin kilit noktasıdır.
3) hu (هو): Bu söz İslamda Allah’a atıfla kullanılır (hu çekmek gibi).
4) who: Aşılı olmak bir kimliğe dönüşürken Dünya Sağlık Örgütü’nün WHO olması anlamlıdır.
5) o: Türkiye’nin resmi tarihinde büyük harfle O denince Atatürk anlaşılır.

Okumaya devam et →

15 Yorum

Filed under Şey

Gümleyiş ve Gürleyiş: Yay ve Ok: Eğri ve Doğru — Işık Barış Fidaner

Simgesel düzen imleyenlerle örülen bir duvardır. İmleyenin hayali bileşeni simleyen, simgesel bileşeni imlendiren, gerçek bileşeni ise imletendir. İmleten, ilksel sıfırtının yankısıdır, evrende atılan her adıma kök olan can atımıdır [1].

İmleten, enerji ve entropi bileşenlerinden oluşur, bunlara sırayla Gürleyiş ve Gümleyiş diyelim. Gürleyiş olmazsa Gümleyiş de olmaz ama her zaman Gümleyiş Gürleyişi kararlaştırır. Bu kararlaşma iki kutup arasında sahnelenir: Gerçek ve Salbırak [2]. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Adım ve Atım: Adım atımın atımıdır, Atım imletimdir — Işık Barış Fidaner

Lacan 5’inci seminerde mecaza anlam-adımı (step-of-sense, pas-de-sens), mecaz-ı mürsele ise anlam-tanesi veya anlam-kırıntısı (bit-of-sense, peu-de-sens) adlarını vermişti, ayrıca şöyle demişti: Mecaz-ı mürsel olmadan mecaz olmaz [1]. Peki mecazsız mecaz-ı mürsel olur mu?

Gelin aradaki diyalektiği netleştirmek için mecaz-ı mürsele anlam-atımı (beat-of-sense, cut-of-sense, coup-de-sens, anlam-kesmesi, anlam-vuruşu, anlam-darbesi) diyelim. Mecaz yeni bir adım atar, mecaz-ı mürsel ise sadece atımdır, adım atmaz, başka/eski bir adımın elçisi veya yankısıdır. Adım ve atımı “varlık” (being) ve “oluş” (becoming) gibi düşünebilirsiniz. Okumaya devam et →

25 Yorum

Filed under Şey

İmlendiren ve İmleten: Kısır Sonsuz ve Nostaljezik — Işık Barış Fidaner

İmleyen üç bileşenden oluşur: Hayali bileşeni simleyen, simgesel bileşeni imlendiren, gerçek bileşeni imletendir. Simleyeni önceki yazıda ele aldık, şimdi diğerlerini tanıyalım [1]:

İmlendiren, öznenin başka imleyenlerdeki söylentisidir.

İmleten, öznenin başka imleyenlerdeki yankısıdır.

İmlendirme, imrendirmeyi ve iğrendirmeyi yankılar. İmletme, inletmeyi ve çınlatmayı yankılar. 

Türkçede “Söyleyene değil söyletene bak” diye bir özdeyiş vardır. Bu söz dikkati simgeselden alıp gerçeğe doğru yöneltir. “Sergilenen meşkin büyüsüne kapılma, asıl kime ilan-ı aşk edildiğine bak” anlamına gelir. Dikkat çekilen maşuk mesela bir kadın veya Tanrı olabilir. Bunun yankıbilime uyarlaması şöyledir: İmleyene değil imletene bak! [2] Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Kainatın Ufkunu Kaplayan Gürültü: Yadigar Südur — Işık Barış Fidaner

Kozmologlar kainatın günümüzden ondört milyar yıl önce Büyük Patlama ile başladığını kabul ederler. İlk başta fokur fokur kaynayan evren zamanla genişledikçe soğumuştur.

Büyük Patlama’dan dörtyüzbin yıl sonraki döneme Bileşimlenme Çağı (epoch of recombination) denir. Bu dönemde pozitif yüklü protonlar ile negatif yüklü elektronlar bileşerek ilk yüksüz hidrojen atomlarını oluşturmuşlardır. O günkü bileşim olayları sonucunda beliren fotonlar evren genişledikçe kızıllaşarak (dalga boyları uzayarak) günümüze dek ulaşmıştır.

Okumaya devam et →

25 Yorum

Filed under Şey

Sıfırtı, İlksel Sütur, İlksel Südur — Işık Barış Fidaner

Žižek Schelling’in fikirlerini işlediği Bölünemez Kalan (1996) kitabında Tanrı’nın üç evresini sayar:
0) Hiçbir şey istemeyen kendinden memnun irade: Saf özgürlük
1) Hiçliği isteyerek gerçelleşen irade: Kasılma
2) Bir şey isteyerek olumlayan irade: Genişleme

Sıfırıncı evre düşlemseldir: Hiçbir şey istemeyen Tanrı boşluk bile olmayan bir yersizlikte süzüldüğünü hayal eder. Sıfırdan bire geçiş varoluşu başlatan Büyük Patlama’dır: Hiçliği isteyen Tanrı yerle bir olup gerçelliğin mutlak zeminini teşkil eder [1]. Birden ikiye geçiş ise soyut varoluşu somutlaştıran bir yayılımdır: Bir şey isteyen Tanrı genişleyip somutlaşmaya kalkışır ama içinden çıktığı soyut kasılmanın etkisinden kendini kurtaramaz. Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Şey