Monthly Archives: Ağustos 2016

Modernizmin merkezi sorunu — Alain Badiou

Bugün ben şöyle dile getirirdim: Siyaset güç alemi değildir, düşünce alemidir. Dönüştürmeyi amaçlamaz; önceden formüle edilemeyen imkanlar yaratmayı amaçlar. Siyaset durumlardan çıkarsanamaz, çünkü durumları siyaset tayin eder.

Peki bu eleştirel arkaplan üzerinde Lyotard neyi görünür kılar? “Bir başka dispositif” dediği şeyi. Ve bunun Kapital bakımından “ne diyalektik ne eleştirel, ama eş-imkanlı bir ilişki içinde” durduğunu söyler.

Kuşku yok ki modernizmin merkezi sorunu budur: Olumsuzluk ilişkisi nedir? Diyalektik olmayan başkalık nedir? Eleştirel olmayan eş-imkanlılık nedir? Ve arkaplanda, iki yol:

  • Sonsuzküçük olumsuzun yolu, hiçbir yüklemi olmayan boşluğun yolu, matematiklenebilen farksız çoksallığın yolu. Buradaki ilişki, saf mantıksal görünmedir. Siyaset bütün günsel [diurne] gücüyle korunur, çünkü alternatif bir süjeye ihtiyaç duymamıştır ve duymaz. “Proleter” benzeşmez ardışık tekilliklerin adıdır, tarihsel bir kuvvetin adı değildir. Benim izlediğim yol budur, hep eleştirdiği bu yol Lyotard’a göre, tarifsel cümlelerin normatif cümlelerle öldürücü eş tutulmasıdır, ya da işlevsiz Anlatının tersten sürdürülmesidir.
  • Öteki yol, kuramda hem Lyotard hem de Deleuze’ün tuttuğu yol, hiçbir olumsuzluk ya da diyalektik olmayan başkalık içermeyen bu ilişkiyi, Bergsoncu hayat dispositifinden veya nitel süreden alır. Örneğin: “Söz, pratik ve biçimlerin devrimci olabilecek bir algısı ve üretimi vardır, ama bunların büyük akımlara, büyük Triebe‘ye, görünen tüm dispositifleri yerinden edip işlemselliğin anlamını değiştirecek ana akışlara kapılacak duyarlılıkta olduğunun güvencesi yoktur.” [Dérive a partir de Marx et Freud, s.16] Gördüğümüz gibi kapılma, akışların nitel basıncını önşart koşuyor.

Ne kadar farklı olsalar da, aksiyomcu yol ile dirimci yol tek noktada ıraksarlar: ilişkiyi olumsuzluğa müracaat etmeden düşünmemiz gereken noktada, ölçülemez olanı herhangi bir ölçünün aşkınsallığı olmadan düşünmemiz gereken noktada. Gecenin şafakvari özelliği, ya da düşüncenin dikkate alması gereken şey o halde şudur: Birçok “eş-imkanlı” vardır ama bunlar “eş-düşünülebilir” değildir, Lyotard’ın kapılmadaki soruna uyguladığı formülü kullanırsak.

Yani, çokluk var. Ölçüşemez olan var, baş edilemez olan var. Burada ifadelendirdiğim metnin sonunda yok etme motifi böylece geri gelir. “Bu boyunduruğu anlayıp onun filozofu olmak yetmez; onu yok etmek de gerekir.”

Bu noktanın üstünde durmalıyız. “Yok etmek,” haksızlık ve boyunduruk karşısında talep edilebilen şeyden felsefeyi ayıran şeyin adıdır. “Onu yok etmek de,” felsefi anlayışı aşan şeydir. Ve eğer bu “yok etme”nin adı artık “siyaset” değilse, bunun adı ya da adları nedir? Siyasetin değersizleşip silinmesiyle kendimizi bulduğumuz bu karanlık içinde, geceyi yıpratıp yok ederken sabahı gözeten kimdir? Temelde, Lyotard’a göre tek bir soru vardır: Renk nedir, nerededir, ve nereden kökenlenir?

(Alain Badiou, Küçük Panteon, TR: Işık Barış Fidaner, çeviri değiştirildi)

ç.n.:

— Evet bir şey yok, bir şey yok! Herkes işine baksın! Herkes kendi işine baksın! Herkes işine dönsün, kendi işiyle meşgul olsun.

Evet dağılıyoruz, dağılıyoruz…

4 Yorum

Filed under Çeviri, Kitap

Hillary Clinton Mutabakatı Demokrasiye Zararlı — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 12 Ağustos 2016 — newsweek.com

Alfred Hitchcock “Filmler kötü adamları kadar iyi olurlar” demişti — yani buna göre neredeyse ideal “kötü adam” (Donald Trump) sayesinde önümüzdeki ABE seçimleri iyi mi geçecek? Evet, ama çok sorunlu bir anlamda. Liberal çoğunluğa göre 2016 seçimleri açık ve net bir tercihi temsil ediyor: Trump figürü gülünç ve aşırıdır, görgüsüzdür. En kötü ırkçı ve cinsiyetçi önyargılarımızı sömürür, nezaketten öylesine yoksun bir erkek şovenisttir ki önde gelen Cumhuriyetçiler bile onu topluca terk ederler. Eğer Cumhuriyetçi aday Trump olacaksa bu hakikaten “mutlandırıcı bir seçim” olacaktır – bütün sorunlarımıza ve küçük dalaşmalarımıza rağmen, gerçek bir tehdit karşısında hepimiz temel demokratik değerlerimizi savunmak üzere omuz omuza verebiliriz, Ocak 2015’de Charlie Hebdo’ya yapılan saldırılardan sonra Fransa’da olduğu gibi.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Makale

Yukarı bakın! Perseid Göktaşı Yağmuru 11-12 Ağustos’ta Zirve Yapıyor — NASA

Jennifer Harbaugh — 2 Ağustos 2016 — nasa.gov

Önümüzdeki hafta gökyüzünde kozmik “kayan yıldız” gösterisini izlemek üzere geceleyin uyumama ya da alarmınızı kurma planını şimdiden yapın. Hızlı ve parlak göktaşlarıyla bilinen yıllık Perseid göktaşı yağmuru [meteor shower] bu yılki en iyi göktaşı seyretme fırsatlarından birisi olacak.

Her yıl Ağustos’ta, eski bir kuyrukluyıldızdan arta kalmış birikintinin içinden Dünya’nın geçmesiyle birlikte Perseidler ortaya çıkarlar. Göktaşı yağmurunu getiren kuyrukluyıldız izleriyle Dünya arasında bu yıl her zamankinden daha yakın bir karşılaşma yaşanabilir, böylece muhteşem bir gösterinin sahnesi hazırlanabilir.

geminid20091209-full

Akın oluşturan Perseid göktaşları Ağustos 2009’ta kaydedilmiş bu hızlı çekimde gökyüzünü aydınlatıyor. Yıldız gözetenler, gelecek hafta 11-12 Ağustos günlerini bağlayan gece olacak Perseid göktaşı yağmurunda da buna benzer bir akın bekliyor. Krediler: NASA/JPL

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Freud ve İnsan Canı — Bruno Bettelheim

Sigmund Freud eserlerinin James Strachey’nin yaptığı “Standart Edisyon” İngilizce çevirilerini eleştiren böyle bir kitap var. 1983’te yayınlanan kitabın aynı sene New York Times’da değerlendirmesi yapılmış:

“Freud Is Better In German” by Frank Kermode

Kitap elimde, bir gün okuyacağım, değerlendirmeyi de muhtemelen günün birinde çevireceğim. İngilizce bilenler şimdiden okuyup düşünsün diye buraya bıraktım.

516na9d12yl-_sx272_bo1204203200_

5 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim, Kitap

Putoğan Hayaleti — Slavoj Žižek

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

Rusya’daki Vladimir Putin ile Türkiye’deki Recep Tayyip Erdoğan şimdi resmen düşmanlar, ama giderek aynı politik rejimin iki versiyonuna daha fazla benzemiyorlar mı?

putogan

Slavoj Žižek — 3 Şubat 2016 — newstatesman.com

Türkiye’nin benim aleyhimde yürüttüğü eş-güdümlü resmi kampanyası konuyu bağlayacak kısa bir sözü hak ediyor. Türk tarafındaki bazıları düzmece röportaja atıf yapılmasından dolayı New Statesman’in özür dilemesini sanki metnimdeki tüm esas iddialardan dolayı özür dilenmişçesine (yani sanki bu iddialar geri çekilmişçesine) yamulttular. Ne ki, NS’de yayınlanan metnim düzmece Andalou röportajına “dayanmıyordu”, daha önce başka bir yerde (Almanya’da) yazılıp yayınlanmıştı, o düzmece röportaja atıf olmaksızın; içerdiği iddialar da Türkiye politikasına dair yüzlerce eleştirel metni yankılamaktadır. Benim tek “yalanım” internetten erişilebilen düzmece bir röportaja atıf yapmaktı — böyle bir hataya da bugünlerde herkes düşebilir.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Makale

Barış’ın başka biri olması

Annemin notlarından bir alıntı.

“Other”ı karşılayan “Öteki” ile “Başkası” arasındaki farkı gösteren bir örnek olsun.

Başkası’nda Öteki’nde olmayan bir izafiyet var.

IBF

8.2.87. / 11.45 Muayenehane

…

Dış dünyaya merakını gözlemliyorum. Son zamanlardaki esprin çaylarda Çernobil sonrası radyasyon çıkınca cetvelle radyasyon ölçmeye kalkışman oldu.

Geçende babayla bir diyaloğunuz olmuş: Dinlediğim kadarıyla aktarıyorum

“Ben bu çikolatalı keki severim”

“Başkaları da sever”

“Ben başkalarıyım. Birisi bana sen babana benziyorsun diyince Hayır diyorum ben başka biriyim”

Ne güzel seni böyle kimlik sahibi “BAŞKA BİRİ” olarak görmek!

2 Yorum

Filed under Şey

Freud sonrası yazarlara göre histeri — Paul Verhaeghe

Gelin şimdi başlangıç noktamıza dönelim, histeri üzerine Freud sonrası yazılanlara. Sonuç üç ayaklıdır.

1. Histerinin özü denen şeye dair hiçbir uzlaşı yoktur. Hep çelişkili beyanlar vardır.

2. Çok çarpıcı bir görüngü: Yazarlar, nesnel gözlemci konumlarına rağmen, neredeyse hep manevi değer muhakemelerine müracaat ederler. Ve bu muhakemeler hiç de düz değildir, tarif edilen belirtiler kadar çeşitlenmiştir! Çok olumlu, zeki ve çekici histerikten —günümüzde ona jarvis denir, histerik nitelemesi fazla olumsuz geldiğinden— en olumsuz ve iğrenç histeriğe kadar. Aradaki tüm renk ve bileşimler mümkündür. Bazen birisinin lehinde ya da aleyhinde bir müdafaa okuyormuş izlenimi edinmemek neredeyse imkansızdır, son hükmü vermesi beklenen İmgesel bir hakime yazılmış gibidirler… Çeşitli alıntılarla bunu bol bol örnekleyebilirdik, ama o zaman bunlar çok fazla yer kaplayacaktı. O yüzden, yukarıda bahsedilen ikinci gruptaki çeşitlenmeye okuyucuyu yönlendirelim, bu da neredeyse her seferinde ‘iyi, gerçek, yetişkin’ ile ‘kötü, sahte, çocukça’ arası bir karşıtlığa indirgenebilir. Fakat belli bir alıntı var ki onu geri çekmek istemiyoruz. İlgili literatür üstüne kapsamlı bir çalışmaya dayanarak, Chodoff ve Lyons histerik kişiliğin ortak böleni olan şu nitelik grubuna ulaştılar: Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

O Parçacık Hiç Olmadı — Dennis Overbye

Dennis Overbye — 5 Ağustos 2016 — nytimes.com

06cern-superjumbo

CERN’deki Geniş Hadron Çarpıştırıcısı, 2014. Kaynak: Pierre Albouy/Reuters

Evrene dair koca bir ‘ya öyle olsa’ Cuma günü yok oldu, en azından evreni çalışanlar açısından. [*]

Geçen Aralık ayı, CERN‘in Geniş Hadron Çarpıştırıcısı‘nda çalışan iki grup fizikçi, görmüş oldukları izlerin, doğadaki yeni bir asli unsura ait olabileceğini, elli yıldır parçacık fiziğine hakim olan Standart Model’e ait olmayan temel bir parçacığa ait olabileceğini bildirdiler.

Grafikte fazladan gama ışını çiftleri olduğuna işaret eden bu çıkıntının istatistiksel bir tesadüf olması ihtimalinin baskın olduğu söylenmişti. Ama fizikçiler o günden beri nefeslerini tutmuşlardı.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Hiatus irrationalis — Jacques Lacan

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

Terin ve özsuyundan akan bu şeyler,
Fırın ya da kanda doğurduğun biçimler;
Senin selin benim rüyam kadar yoğun değil,
Ve bu bitimsiz arzuyla kavga etmezsem eğer,

Senin suyunu aşar, gölge-düşerim çarpmaya
Nereye çektiyse beni şeytanî zihnimin yükü.
Yalnız biri düşer, tepesinde uçtuğu sert zeminin üstüne,
Kara bahtlı, kör ve sağır, hususi anlam tanrısı.

Ama sözlerin hepsi yok oluverir boğazımda,
Fırın ya da kanda doğurduğun şeyler,
Doğa, – öğenin akışı içinde kendimi kaybederim:

İçimde yanarlarken, kışkırtan şeyler seni,
Terin ya da özsuyunda yoğurulan biçimler,
İşte bu alevle ölümsüz aşığın olurum senin.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

>>> Robot şarkı 🤖🌈 <<<

ç.n.: Simon McNamee’nin yaptığı yamultucu çeviriyi beğenmeyerek Žižek and the Slovenian School grubunda kendi çevirimizi yaptık:

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şiir

Simgesel Makas

symbolic_scissors

Simgesel düzeni makasa benzeten bu görsel unsuru neden hazırladım? Şu yüzden:

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey