Category Archives: Çeviri

Aya yelken açalım — Radiohead

Aya yelken açtım
Düşünmeden konuştum
Baksana ne oldu bedeli?
Devirdi beni ay huzmeleri
Kayan yıldıza yelken açtım Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Kızılderili Masalı: Ölüp ölüp dirilen Çakal — Yaslı Kumru

Çakal yolculuğa çıkıp yeni ülkeler görmek istediği için eşi Köstebek ve çocuklarını yoldaşı Porsuk’un evine bıraktı, Porsuk da onlarla ilgilenmeyi kabul etti.

“Düşman avına çıkıyorum yoldaş Porsuk,” dedi Çakal. “Gideceğim yerler çok tehlikeli. Bak bu çuval benim. Onu çadırın direğine as. Eğer bir gün direkten düşerse öldüğümü anlarsın. Astığın yerde durduğu sürece sağ olduğumu bil.” Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Hafiye öyküleri ne bakımdan hayırlıdır — G. K. Chesterton

Hafiye öyküleri şu bakımdan hayırlıdır:

Medeniyet denen evrensel otomatizme başkaldıran isyanlar ve kaçış eylemleri vazetmek Kadim Adem’in ezeli eğilimi olsa da, polis harekatında bulduğumuz romans, en heyecanlı firar eyleminin ve en romantik ayaklanmanın zaten medeniyetin kendisi olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatır. Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Heidegger: Uzakın Hiçora’dan Gelen Vicdan Çağrısını Duyan Nahora (Dasein) — Slavoj Žižek

Kant’ta etik vazife ile Heidegger’de Vicdan Çağrısı arasında bir bağ yok mudur?

Heidegger’in Vicdan Çağrısı kavramı çoğu zaman formel kararcılığı yüzünden eleştirilir: Bu salt formel Ses, Nahora’ya (Dasein) sahici bir seçim yapmasını söyler ama özneye hangi seçimin sahici olduğunu anlamasına yarayacak hiçbir somut kıstas sunmaz. Okumaya devam et →

15 Yorum

Filed under Çeviri

Naman-ı Pir: Kanman İptir, Anlam: Al Nam! (les noms du père: les non-dupes errent) — Jacques Lacan

Baştan başlıyorum. Baştan başlıyorum çünkü bitirebildiğimi farzettim. Geçiş (passe) demiştim buna bir yerde: Geçmiş olduğunu farzettim. Ama işte geldiniz yine: “Geçmiş olduğunu farzettim”deki farzediş bana bir şeyi fark etme şansı verdi. Geçiş dediğim iş zaten böyledir. Ansızın size o ana dek geldiğiniz yeri görüp rahatlama şansı verir (relief: rölyef). İşte bu rölyef bu yılki seminer başlığımda dile getirilmiştir, ilandan okuyabildiniz ya?

1) les non-dupes errent
2) kanmayan dolanır/yanılır
3) kanmayan ipsizdir
4) kanman iptir
5) naman-ı pir (…kötü)
6) babanın adları (…beter)
7) les noms du père (…ou pire)

[anlam geçişleri: 1-2-3-4, 5-6-7; ses geçişleri: 4-5, 7-1]

Okumaya devam et →

23 Yorum

Filed under Çeviri

Gerçelleşmeyi sürdüren görcül fazlası — Slavoj Žižek

Görcül [virtual] gerçelden [actual] çıkarsanan ruhsuz-steril bir etki midir yoksa gerçeli yaratan üretken bir süreç midir?

Bu sorunun çözümü belki de bu iki işlemin mutlak özdeşliğidir. Deleuze’ün “sanki-sebep” işlemini hem görcülleşme hem de asgari bir gerçelleşme sayması bu özdeşliği düşündürmektedir (“sanki-sebep” görcül olanı hem çıkarsar hem de ona asgari ontolojik tutarlılığını verir). Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Akıl Altın: Yücelik Akıl Gücünün İkrarıdır — Slavoj Žižek

Low_pressure_system_over_Iceland

Kant’ın antinomileriyle başlayalım.

Antinomiler imkansızlığa işaret eder (Kendinde-Şey’i kavramanın imkansızlığına) ve imkansızlık ancak başarısızlıklarla olumsuz yoldan ayırt edilebilir, bu da yüceliktir (Kant’a göre).

Saf aklın antinomilerinden Yücelik konusuna nasıl geçildiğine bakarak antinomilerin cinsel farkla bağı kolayca görülebilir: Kant Eleştiri‘lerden önce yazdığı Güzellik ve Yücelik üzerine makalesinde Yüceliği cinsel farka bağlar (yücelik erildir, güzellik dişildir). Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Antinomiler — Slavoj Žižek

Matematiksel Antinomiler

1) Uzay ve zaman antinomisi [S(Ⱥ)]

Sav: Dünyayı başlandıran bir an vardır, dünyanın uzamsal sınırları vardır.

Karşısav: Dünyayı başlandıran bir an yoktur, dünyanın uzamsal sınırları yoktur; hem uzay hem zaman bakımından dünya sonsuzdur. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Yoğulluk (absential): Olmazsa Olmaz Onsuzluk, (S)onlanmaz Vesile, (S)onlanır Vesile — Slavoj Žižek

image_2022-06-07_004132926Terrence Deacon Tamamsız Doğa (Incomplete Nature, 2011) kitabında başlığından da anlaşılacağı gibi zihnin maddeden çıkagelmesini açıklamanın tek bilimsel yolunun doğanın ontolojik tamamsızlığı olduğunu bildirir: ‘Zihin aslında maddeden çıkagelmedi, maddedeki kısıtlardan çıkageldi.’ Bu kısıt kimi mümkünatların gerçekleşmesini önleyen bir iç engel veya sınırdır, bu yolların tutturulmamış olması kaza eseri değildir, zorunludur (kaza eseri gibi görünse de)…

İnsanlarda mucitlik ve tinselliği sağlayan olgu tam da beynimizin yüzde 10’unu kullanmamızdır: Başvurulmayan mümkünatların boşluğu yaratıcı mucitliği harekete geçirmektedir. Bu bir anlamda Milo Venüsü heykeli gibidir: Kadının ellerinin eksik olması heykelin nasıl tamamlanabileceğine dair farklı versiyonları zihnimize hayal ettirir, oysa heykel tamam olsaydı ister istemez kaba bir dolgunluk hissedecektik. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Hayatımız melodramlar gibi yapılanmıştır — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek, toplumsal cinsiyet rollerini ve modern kültürdeki ilişkileri eleştirirken, özellikle sinema ve edebiyat üzerinden derin analizler sunar. Onun düşüncesine göre, melodramlar sadece bir kurgu türü değil, aynı zamanda toplumsal yapımızı anlamak için bir araçtır. Erkek ve kadın arasındaki ilişkilerin bu dramatik yapı içinde nasıl şekillendiğini çözümleyen Žižek, erkeklerin sevgi ve sorumluluk arasında kurdukları ikiliği analiz eder. Özellikle erkeklerin, aşklarını yüksek idealler uğruna feda ediyormuş gibi görünse de aslında bu fedakarlığın, aşık olduklarını kanıtlamak için bir strateji olduğuna dikkat çeker. Bu bağlamda, Žižek’in tespit ettiği “melodramların numarası”, toplumsal ilişkilerin ardındaki karmaşıklığı kavramamızda bize rehberlik eder.

Slavoj Žižek’in Gerçeği Sorgulamak kitabından bir alıntı okuyorum şimdi size:

Bir yana kadının başkasına göre ve başkası için oluşu, erkeğin narsisistik yansıtması oluşu, eril kadın imgesi oluşu konurken, öbür yana eril söylemin ötelerinde bulunan ‘asıl kadının ta kendisini’ koymak pek isabetli olmaz. Hatta bunun tam tersini öne sürmek isterim: ‘Kadının ta kendisi’ mefhumu eril düşlemin son kalesidir, erkeklerin kadınlara dair söylemlerindeki bünyevi çıkmazları sonuna kadar takip ettiğinizde ise ‘asıl kadın’ın çok daha yakınına varırsınız. İşte o eril simgesel düzenin ötelerinde bulunan ve asla dile getirilemeyen semiyotik falan filan denen o kadın… işte bu ötelik mefhumu eril düşlemin son kalesidir, böyle diyelim.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Çeviri, Suni muhaberat