Platon’un sakalı metafizik alanında Willard Van Orman Quine’ın 1948 tarihli “Olan Şeylere Dair” makalesinde geçen saçmantıklı savlamadır (paradoksal argüman). Bu tabir bir şeyi olmayan şeylere dayanarak anlamanın felsefesiyle özdeşleşmiştir. Okumaya devam et
Category Archives: Çeviri
İstihzamane: Alay ve İroni — Slavoj Žižek
Ne Google ne de Türk Dil Kurumu’nun umursadığı bu ayrımı öğrenelim:
Normal bir insan inanamayacağı kadar ahlaksızdır ama bilemeyeceği kadar da ahlaklıdır. (Sigmund Freud)
Aptal abdal olmadığına inanamaz ama abdal aptal olmadığını bilemez. (Biliyom Şakaespri)
Aralarında diyalektik geçişler yaptığımız karşıtların simetrik olduğunu varsaymamalıyız: Hegel iki geçişin (‘sahici’ yetkilenme ile hariçten zorlama arasında) ne aynı mantığı izlediğini ne de birbirini ikame edebileceğini söyler. Bu diyalektik asimetrinin en iyi örneği alaycılık-ironi ikiliğidir. Okumaya devam et
Zhuangzi düşünde kelebekken kimseye hitap etmez — Jacques Lacan
Rüyayı gören özne kendi kendine şöyle diyebilir: Bu bir rüyadan ibaretti. Ama şunu diyen biri olduğunu gözden kaçırır: Sonuçta ben bu rüyanın bilinciyim. Okumaya devam et
Yarasalık Etmek Ne Menemdir? — Thomas Nagel
Yarasanın bir yaşantısı olduğuna hepimizin inandığını varsayıyorum. Sonuçta yarasa memelidir ve onun bir yaşantısı olması bize farenin veya güvercinin veya balinanın bir yaşantısı olmasından daha inanılmaz gelmez. Dil balığı veya eşek arısı yerine yarasayı seçtim çünkü filogenetik soyağacının köküne yaklaştıkça bulunan canlıların yaşantıları olduğuna insanlar pek inanmayabiliyor [1]. Yarasa bize o türlerden daha yakın akraba olsa da bizdekinden bambaşka bir faaliyet yelpazesi ve duyu aygıtı taşıması hasebiyle bu yazıda gündeme getirmek istediğim meseleye istisnai bir dirilik katar (tabi aynı soru diğer türler hakkında da muhakkak sorulabilir). Felsefi düşünümden hiç istifade etmeseniz bile eğer heyecanlı bir yarasayla kapalı alanda azıcık vakit geçirdiyseniz yabancıladığınız bir canlıyla karşılaşmanın nasıl bir şey olduğunu bilirsiniz. Okumaya devam et
Ölü baba rüyası ve arzuyla geçinmek — Jacques Lacan
O öldüğünü bilmiyor ama ben bunu biliyorum.
Rüya anlatımının askısında özne nasıl konumlanır? Özne başkasının bilmediğini bilme konumunu üstlenir; zira başkasının “öznel” konumunu başkası bilmiyordur, yani yetersiz/defolu/KAyıplı olduğunu bilmiyordur [d’être en défaut].
Onun ölmüş olduğunun beyanı tabi ki sonuçta ona erişemeyecektir. Ölmüşlük [être mort] gibi simgesel ifadeler son kertede onu devam ettirir, muhafaza eder, geçindirir. İşte simgesel konumlanmanın saçmantığı (paradoksu) budur; oluştaki olmayıştır; ölmüşlüğün ikrarı onu bir bakıma ölümsüz kılmaktan kaçınamaz. Ölü baba rüyasındaki mesele de budur. Okumaya devam et
Farzet — çeviri derlemesi
Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Farzet) okunabilir.
İçindekiler
— Farzet (John Lennon)
— Hayatımız melodramlar gibi yapılanmıştır (Slavoj Žižek)
— Heidegger: Uzakın Hiçora’dan Gelen Vicdan Çağrısını Duyan Nahora (Dasein) (Slavoj Žižek)
— Antinomiler (Slavoj Žižek)
— Akıl Altın: Yücelik Akıl Gücünün İkrarıdır (Slavoj Žižek)
— Azar Azar Arzula(la)tan İdealizme Karşı Fırıl Fırıl Dön-Dür(tüley)en Maddecilik (Slavoj Žižek)
— Yoğulluk (absential): Olmazsa Olmaz Onsuzluk, (S)onlanmaz Vesile, (S)onlanır Vesile (Slavoj Žižek)
— Merhum niceliklerin hayaletleri (George Berkeley)
— Naman-ı Pir: Kanman İptir, Anlam: Al Nam! (les noms du père: les non-dupes errent) (Jacques Lacan)
— Hafiye öyküleri ne bakımdan hayırlıdır (G. K. Chesterton)
— Gerçelleşmeyi sürdüren görcül fazlası (Slavoj Žižek)
— Kızılderili Masalı: Ölüp ölüp dirilen Çakal (Yaslı Kumru)
— Žižek’in Miller’i inandırdığı mizansen (Robert S. Boyton)
— Markov battaniyesi (Andy Clark)
— Aya yelken açalım (Radiohead)
怙 : farzet
Şarkı söylerim ummana — Led Zeppelin
Şarkı söylerim günışığına, kahkaha atarım yağmurlara
Kur yaparım ayışığına, sallanırken doğa salıncağında
Adım atmışım eşikten, vakit yok çanta toplamaya
Randevum var gecikemem ümitvar günler balosuna Okumaya devam et
Markov battaniyesi — Andy Clark
Markov battaniyesine adını veren matematikçi Andrey Markov (1856-1922) mühim eserlerinde yalnızca tek bir (mevcut) değeri saklayarak kendi geçmiş rotalarını hatırlayan soyut sistemleri incelemiştir. Markov zinciri denen bu sistemlerde sonraki hal yalnızca mevcut halin değerine bağlıdır. Buna Markov özelliği denir. Bu nedenle bazen bunlara ‘belleksiz’ sistemler de denir. Okumaya devam et
Žižek’in Miller’i inandırdığı mizansen — Robert S. Boyton
Žižek’in hocası, rehberi ve sponsoru olan Jacques-Alain Miller onun analisti de oldu. Analist-analizan yakınlığını Freudcular teşvik etmez ama Lacancıların hastalarla sosyalleşmesi olağandır. Tabi Lacan’ın en tartışmalı psikanalitik icadı değişken veya “kısa” seanslardı, bu araçla terapi sürecini kesintiye uğratarak hastanın direncini yeniyordu. Freud’un elli dakika süren “saat”lerinin aksine Lacan’ın seansları hastanın önemli bir söz sarf ettiğini sezdiği an sona ererdi – Okumaya devam et































