Category Archives: Kurgu

Panoptikon’u Öldüren Newroz: Bir Oğuz Beyi — fıkra

Oğuz otururken düşman gelip atak yapmış. O hengamede Arzu Karı’nın oğlancığı düşmüş. Bir aslan götürüp kendi yuvasında beslemiş.

Yıllar sonra “dağda aslan postlu insan avlanıyor” diye haber uçmuş. Arzu Karı “belki benim oğlancığımdır” deyince “kim ola ki?” diye aslan yatağına varıp bakmışlar.

Sahiden de Arzu’nun oğlunu yerde ararken dağda bulup ovaya indirmişler. Bu muhteşem geri dönüşü büyük bir ziyafetle kutlamışlar. Pir Sultan Abdal gelip genç adama Newroz ismini takmış:

— Adını ben verdim, yaşını Allah versin! Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Kurgu, Şey

Sezarın Hakkı: Perhizyen Brokoli Çorabı ve Bulancı Çok Lahana Çorbası — fıkra

mor-lahana

İnsan eskiden aşkınlık görünce şaşkına dönerdi 😲
Sonra biri ona kamera tutunca sapşal görünmekten utandı 📸
ve ‘cringe!’ nidası eşliğinde bittabi derhal aşkınlıktan kaçıp içkinliğe tutuldu 🤨

Ama sığındığı içkinlik de şişkinlik yapınca 😩
bir yanda ‘kilolu aman!’ 😂 diyenler,
öte yanda ‘kill all humans!’ 😡 diyenler,
beri yanda ‘kül oldu humus!’ 😖 diyenler birbirine girdi.

Günün sonunda perhiz meselesi gündeme geldi:
— Ney? Perhiz mi yapacakmışız, o da nesi?
— Politikanın farklı araçlarla sürdürülmesi.
— Farklı araçlar sahiden farklı mıymış peki?
— Ohoo çeşit çeşit ama hepsi aynı brokoli! 🥦

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Kurgu, Şey

Telekomik Taahhüt Canavarı veya Bir Anarşistin Kaza Eseri Dahi Anlamındaki De’yi Bitişik Yazması: Sen de mi brütsün? Hayır! BİZ brütüz! — fıkra

İnternet ve telefon hatlarında telekom taahhütleri biten talihsiz kullanıcıların önce kabuslarına giren sonra da gece yatakta mışıl mışıl uyurken onları kapıp kaçıran Telekomik Taahhüt Canavarını muhakkak duymuşsunuzdur.

Uzun zamandır hor görülen bu canavar biz gençken dünya tatlısı bir delikanlıydı. Bu gençcağızın (kadı kızıyla da paylaştığı) tek kusuru her hayırlı vatandaş gibi kendi ekmeğinin peşindeyken bu zalimane kapitalist sisteme isyan etmekten geri kalmayan gül yürekli bir anarşist olmaktı.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Kurgu, Şey

O bıyık gün yakındır dostlar — fıkra

(Balkona çıkan adam kadına, ellerinde kadehler)
— Siz de partiden sıkılmış olmalısınız.
— Evet gitgide otoriterleşince balkona kaçtım. Nasıl gidiyor, açılım yaptılar mı?
— Ne gezer! Hâlâ karaoke dinliyoruz tek adamdan. (sigara yakar)
— Nasıl da tipsiz…
— Öyle öyle…

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Kurgu, Şey

Dakika Dakika Kahraman Meral Depremi — fıkra

(Kemal Meral’e geçerken uğramıştır)
Kemal: Baksana Meral bu haftalık Ekrem’i sana bıraksam nasıl olur?
Meral: Tabi Kemalciğim lafı mı olur? Yeter ki sizin mühim işleriniz aksamasın!
Kemal: Sağol ya! Öyle bahtiyarım ki. Neyse ben kaçtım, bilahare şeyyaparız.
Meral: Haydin salıncakla kal! (arkasından elini ve kolunu sallar)

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Kurgu, Şey

O fidan o toprağa dikilecek! — fıkra

(eşlenik yazı: Radikal fayda: Fidanın kökleri fay’da)

Elinizde bir fidan varsa Mesih’in gelişini haber alsanız dahi yine de gidip adamı selamlamadan önce o fidanı o toprağa dikiniz! (Yahudilik)

Ben geldim! E hani fidanları dikmemişsiniz? Hoşgeldin beş gittin demekle olsaydı! Valla sizden herşey beklenir hayırsızlar! Peygamber görseniz çarmıha gerersiniz! (Hristiyanlık)

Elinizde bir fidan varsa kıyamet kopsa dahi yine de helak olmadan önce o fidanı o toprağa dikiniz! (İslam)

Olmayan Tanrı ile Hayırsız Kul hoşbeş ediyor.

OT: Bak ayaktasın hazır elin değmişken şu fidanı da dikiversen?

HK: İyi de hocam ne gerek var ki şu anda kıyamet kopmuyor mu zaten?

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Kurgu, Şey

Depremzade — mesel

Sorumsuz kurumları protesto edecek gençler küçük bir meydanda toplanmıştı; megafon duyurusu üzerine yürüyüşe geçtiler.

Büyük meydana vardıkları esnada sağanak yağmur başladı; güneş gölgelenince karabulut çöktü sandılar, sonra başlarını kaldırıp işin aslını bizzat gördüler:

Yüzlerce balon gökleri kaplamıştı, solgun renklerle parlayan küreler, bilimkurgu masalından fırlamış kurşuni zeplinler gibi, kah şişip yükseliyor kah sönerek alçalıyordu.

Söndükleri anlarda balon deliklerinden püsküren tükürükler de sağanak yağmur halinde eylemci gençlerin meraklı yüzlerine dökülüp gözlerine ve ağızlarına kaçıyordu.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Kurgu, Şey

Balon olup uçan çocuklar: Nereden bileceksin? — mesel

Asrın afet mahallinde Sera Kadıgil bir başka kadı kızı yoldaşıyla birlikte dolaşıyordu.

Derken derin düşüncelerden sıyrılarak “Yol açtıkları şu enkaza baksana” dedi, “eğer biz hesap sormaktan korkarsak enkazda balon olup uçan o çocuklar dönüp yüzümüze tükürmez mi?”

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Kurgu, Şey

Afet görmek çadır kurmaya yeter mi? — fıkra

Afet sahneye çıkar ve Yardırdım Kuruluşu’nun gözünün içine bakar.

YK: Bak afet sana çadır kurarım ama ahbaplarıma para dök ki masrafım çıksın.

Afet: Ne! Sen çadır mı stokluyorsun? Benden alıp başka bir afete mi vereceksin? Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Kurgu, Şey

Asrın Zarafeti: Leyla ile Mecnun — mesel

Kays adında bir ilkokul bebesi yazlıkta Umman adında bir kıza aşık olmuştu. O yaşta küçük sohbetlerden başka bir temasları olmuyordu ama bu aşk her ikisinin de başını döndürdüğü için arkadaşları onlara Mecnun ve Leyla lakaplarını takmışlardı.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Kurgu, Şey