(öncesi: İki yokluk ve bir ayrılma: Tanrı-Doğa’dan irade-sistem’e)
Russell Grigg, psikanalizi, suretlerin düşmesiyle çıplak objet a’yı açığa çıkaran bir yas sürecine benzetir:
Analizi oluşturan ‘yavaş yanma’dır bu, başka bir yerde bundan bahsetmiştim. Melanie Klein bunun bir yas biçimi olduğunu görmüştü. Klein’ı gözden geçirerek, o halde, analizin ilerleyişini bir çeşit travmatik olmayan travmatikleştirme işi gibi düşünmek, ya da diyelim ki imgesel olanın denetimli düşüşü gibi düşünmek mümkündür. Analizde suretlerin düşüşü kara bahtın kanca ve oklarının sonucu değildir; daha çok, suretlerin düşüşü, yavaşça, ve yorumlamayla regüle edilen bir yolla, analizin kendi sonucudur. Dolayısıyla da böyle vakaların analiz süreci elbette yaraların iyileştirilmesiyle, öznenin kimliğinin düzeltilmesiyle, ya da önceki duruma [status quo ante] geri dönülmesiyle daha az alakalı olur. Yorumlama, ve aslında analiz sürecinin kendisi, bireyin narsisizmini sarmalayan yapıntıları [artefacts] çözdürmenin daha şiddetsiz araçlarıdır. Ve nazikçe bir uyanış, öznenin hesapladığı ve onayladığı yavaş bir travma, dediğimiz gibi ‘yavaş yanma,’ Öteki’nin sadizminden ya da alaycılığından gelebilecek öngörülmedik krizlerden kuşkusuz daha yararlıdır. (Hatırlamak & Unutmak)






























