Category Archives: Şey

Dekripsiyon ile Deşifreleme — Işık Barış Fidaner

(Dekripsiyon ile Deşifreleme Arasında)

Günümüzde “veri” büyüktür. Ama veri, ona olan erişimin şeyleştirilmesinden ibarettir. Bir yazı tura, ancak neticeler açıkça görülüp ayırt edilebilirse yazı ya da tura gelebilir. Bu, kuantum fiziğinin iyi bilinen garip bir gerçeğidir. Yani neticeye erişilmesini sağlayan “yazı” ve “tura” kavramları o neticenin belirişinde kritik bir rol oynar. Nitekim, bir veri bedenine olan kavramsal erişim, en az o verinin cevheri kadar önemlidir. Birincisi ikincisinin anahtarıdır. İnternet’te dolaşan ağ paketlerinde bu iki şeye sırasıyla “başlık” ve “yük” [“header” and “payload”] denir. Her başlık kendi yükünün kilidini açar. Tüm veri kavramlarca kapsüllenir. Dijitallik nihayetinde kavramsallığa dayanır.

Okumaya devam et →

21 Yorum

Filed under Şey

Siborgum Ama Sıkıntı Yok: Çılgınım Ama Muhafazakarım — Işık Barış Fidaner

Bu yazıda Siborgum Ama Sıkıntı Yok (I’m a Cyborg But That’s OK, 2006) filmi üzerine küçük bir analiz yapacağım. Spoiler olmaması için yazıyı okumadan önce filmi izlemenizi öneririm [1].

Film erkek (Il-soon) ile kadın (Young-goon) arasında cinsel ilişki imkanını mecazî imgelerle ele almış. Psikiyatri hastaları üzerine çizilen “renkli” bir dünyaya yerleştirilmiş mecazî imgeler, cinsel ilişki imkanını yapısal parçalara ayırmakta kullanılmış. Bu parçalara yakından bakıldığında ise genel tablonun ilk bakışta zannedilebileceği kadar çılgınca olmadığı, hatta muhafazakar kaldığı görülüyor. O yüzden başlıktaki “Sıkıntı yok!” ifadesi filme epey yakışmış.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Simgesel Angajman ile Gerçek Angajman — Işık Barış Fidaner

Bilinç ile bilinçdışı arasındaki psikanalitik ayrımı dikkate alarak iki tür angajmanı birbirinden ayırt etmeliyiz. [1] Bu metinde bunu yapacağım.

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Uzamsal ile Bileşimsel — Işık Barış Fidaner

Öncelikle Deleuzecü kavram çifti gerçel-görcül’ü [1] alalım ve alternatif kavram çifti olarak uzamsal-bileşimsel’i önerelim: Gerçellik uzamsaldır çünkü uzaylarda gerçekleşir, görcüllük ise bileşimseldir çünkü imkan bileşimlerinden oluşur (Deleuze bunlara “bulutlar” der) [2]. Şimdi bu çifti termodinamikten gelen bir başka çift olan makrohâl-mikrohâl ilişkilendirebiliriz: Makrohâl bir sistemin uzamsal bölgelerine tayin edilen sıcaklık, basınç gibi fizikî özellikleri içerir, mikrohâller ise bir sistemdeki moleküllerin imkanlı bileşim ya da düzenlemelerini içerir. Bu aynı zamanda Deleuze-Guattari’nin molar-moleküler ayrımına da denk gelir. Bu da bizi fizikteki daha genel bir kavram çiftine götürür, Enerji-Entropi: Enerji uzamsal makrohâl yoluyla tanımlanır, Entropi ise bileşimsel mikrohâller yoluyla tanımlanır. Böylece Deleuzecü gerçel-görcül’ü termodinamik terimlerle yeniden tanımladık [3].

Okumaya devam et →

29 Yorum

Filed under Şey

Saudade Melankolik Arzudur — Işık Barış Fidaner

Saudade çevrilmesinin zorluğuyla bilinen bir Portekizce kelimedir [1]. Saudade, şimdiki zamanı yadsıyarak geçmişteki hoş bir anıyı ya da gelecekteki hoş bir imkanı keyifle özlemektir, ama bu anı ya da imkanın gerçekte kaybedildiğine ya da belki hiç olmadığına, o yüzden de imkansız olduğuna ikna olmuş bir özlemdir.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Remzi Şirin

Dedem Remzi Şirin’le ilgili Cumhuriyet’te çıkan iki haber metnini burada arşivliyorum.

IBF

***

12 Mart idamcısı olmadığı için mahkemesi kapatılan hakim Şirin yaşamını yitirdi

12 Mart döneminde sol görüşlü gençler hakkında idam kararı vermediği için mahkemesi kapatılan Sıkıyönetim Mahkemesi Hakimi Remzi Şirin yaşamını yitirdi.

29 Ocak 2018 Pazartesi, 17:40

Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Şey

Fol Melankoliden Kurtulmak: Kabuktaki Hayalet — Işık Barış Fidaner

(Metinde spoiler’lar var, o yüzden okumadan önce filmi izlemeniz iyi olur)

Not: Fol kelimesi false kelimesinin karşılığıdır. Bkz. “Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim”

Kabuktaki Hayalet (Ghost in the Shell, 2017) son yazdığım metinlerde tartıştığım birçok felsefî kavramı ele alan bir bilimkurgu filmi. Major Mira Killian adındaki bir siborg kadının öyküsünü anlatıyor. Major’ın biyolojik beynini Hanka Robotics sibernetik bir bedene yerleştirmiştir. Ünvanının belirttiği “majör” askerî-politik amaçlar için hem yetkilendirilmiş hem de inşa edilmiştir. Ama bu ünvanın anlamı film içinde değişir: Öyküde Major bir tür yetkilendirmeden bir başka tür yetkilendirmeye geçiş yapar.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Žižek sonrası evren için Tanrı ve Doğa’yı yeniden tanımlamak — Işık Barış Fidaner

Öncelikle neden tanrı ve doğadan bahsedelim ve niye onları yeniden tanımlayalım? Žižek ve diğer kaynaklardan bildiğimiz gibi ne tanrı ne de doğa vardır, farklı nedenlerle ve farklı şekillerde de olsa. Žižek’e göre Hristiyanlıkta tanrının kendisi kendi yokluğuna tanık olup bir ateist olur. Tanrı gibi doğa da varolmaz, ama daha radikal bir anlamda (kendi yokluğuna tanık bile olmaz). Tanrı ve doğanın ortak özelliği bazen bir büyük Öteki figürü işlevi görmeleridir, yani imleyenler olarak bilinçdışında etkide bulunsalar da tutarlı bir anlamda gerçekten varolmazlar. Peki “tanrı” ve “doğa” böyleyse, birer imleyen ise, neden onları imleyenler olarak yeniden tanımlamayalım? Buradaki derdim “tanrı” ve “doğa”yı dairesel olarak birbirlerine atıfla yeniden tanımlamaktır, öyle ki herhangi biri büyük Öteki rolü üstlenmeden anlam taşıyabilsinler.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

Lüzum ve Keyfiyet — Işık Barış Fidaner

(Lüzum ve Keyfiyet: Üstben’in Tiyatrosu)

Žižek Lacan’ın üstben buyruğu “Keyif al!”dan sıklıkla söz eder, ama hiçbir zaman ondaki paradoksu çözmez. “Keyif al!” paradoksal bir buyruktur çünkü keyif tanımı gereği amaçsızdır ama üstben buyruğu ona bir lüzum (mecburiyet, görev) biçimi verir, amaçlılığın biçimini verir. Eğer Žižek’in dediği gibi keyif psikanalizin tanıdığı tek töz ise, o zaman bu lüzum nereden gelir? Bu lüzum nedir ve keyf(iyet)imizi nasıl örgütler?

Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Şey

Kadın olmak hiçbirşey olmaktır — Alenka Zupančič

🪞⚔️👁️ Post-Feminizm 🪞⚔️👁️

Mesele “kadın” kimliğini doğru içerikle doldurmak değil, onun bütün içeriğini boşaltmaktır. Daha doğrusu, onun tek olumlu içeriğinin kendi biçimi olduğunu, olumsuzluğu olduğunu tanımaktır. Kadın olmak hiçbirşey olmaktır. Ve bu iyidir, feminist slogan bu olmalıdır. Elbette burada “hiçbirşey” kıymet belirten bir niteleyici değildir, bir ad olarak güçlü anlamıyla kullanılmıştır.

Alenka Zupančič

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

***

The point is not to fill in the identity of “woman” with the right content, but to empty it of all content. More precisely, to recognize its form itself, its negativity, as its only positive content. To be a woman is to be nothing. And this is good, this should be the feminist slogan. Obviously, “nothing” is not used as an adjective here, describing a worth, it is used in the strong sense of the noun.

Alenka Zupančič

***

zupancic.pdf erişimi için tıklayın

2 Yorum

Filed under Şey