Hamlet:
Olmak mı olmamak mı? Mesele budur işte:
Aklın ızdırap çekmesi mi daha asilce
Gaddar kara bahtın kamçıları altında,
Belalar ummanına savaş açmak mı yoksa,
Karşı çıkıp bitirmek mi? Ölmek, uyumak… Okumaya devam et
Hamlet: Olmak mı olmamak mı? Mesele budur işte — William Shakespeare
Küratör İsa gibidir — Slavoj Žižek
Çağdaş sanat faaliyetinde küratörün oynadığı rolün İsa’nın rolüne benzemesi tekinsizdir: O da Sanatçı-Yaratıcı (“Tanrı”) ile kamusal topluluk (“inançlılar”) arasında bir nevi “kaybolan aracı” değil mi?
Küratörlerin son dönemde oynadığı bu rol iki bağlı sürece dayanır:
1) Sanat eseri masumiyetini yitirmiştir: Sanatçı spontan bir yaratıcılıkla yaptığı işin yorumlanmasını başkalarına bırakmıyor artık. Okumaya devam et
Asıl sanatçı üreten değil küratördür — Slavoj Žižek
🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️
Güncel malumatın nüfuz edilemez oluşu ‘karmaşıklık’tan öte düşünüm meselesidir (reflexivity): Mevcut matlık ve nüfuz edilemezlik (eylemlerimizin nihai neticelerinin tamamen belirsiz kalması) aşkın bir küresel Gücün (Kader, Tarihsel Gerekler, Piyasa) iplerini çektiği kuklalar olmamızdan kaynaklanmaz…
Okumaya devam etEvrensel Müzelerin Anlam ve Önemine İlişkin Manifesto
Uluslararası müze topluluğumuz, arkeolojik, sanatsal ve etnik nesneleri alıp satan kaçakçıların kesinlikle caydırılması gerektiğinde hemfikirdir. Öte yandan, eski zamanlarda edinilmiş nesneleri o zamanlara uygun hassasiyet ve değerler ışığında görmemiz gerektiği de kabul/ikrar edilmelidir. Onlarca hatta yüzlerce sene önce Avrupa ve Amerika’nın her yerinde müzelere yerleştirilmiş nesnelerin ve şaheserlerin edinildiği o zamanki şartlar, şu anki şartlarla kıyaslanamaz. Okumaya devam et
Yüz Dolar ve Yansızlık — G. W. F. Hegel
Belirli sonlu oluştan bizzat oluşun tamamen soyut evrenselliğine geçiş ilk teorik lüzum olmakla kalmaz ilk pratik lüzumdur da. Zira yüz dolar için yaygara koparıldığında, ona sahip olup olmadığıma göre mali hülyalarımın değişmesi konusunda velvele çıktığında, dahası benim olup olmamam ya da başka bir şeyin olup olmaması üzerine kavga edildiği zaman şunu hatırlamalıyız:
İnsan aklını öyle soyut bir evrensellik düzeyine yükseltmelidir ki yüz doların olup olmaması, onun mali vaziyetiyle nicel ilişkisi ne olursa olsun, sahiden fark etmemelidir (yüz dolara sahip olup olmamanın sahiden fark etmeyeceği mali vaziyetleri kastetmiyorum); bunun gibi kendisinin olup olmadığı, yani sonlu bir ömrü olup olmadığı (belirli bir vaziyeti olup olmadığı), vb. fark etmemelidir.
Hatta bir Romalı şöyle demişti:
Si fractus illabatur orbis, impavidum ferient ruinæ.
Dünya yerle bir olsa bile kalıntıları korkusuzları geçindirecektir.
(Flaccus: Carminum liber tertium. Ode III, verse 7–8)
Hele ki bir Hristiyan mutlaka kendini bu yansızlık halinde bulmalıdır.
G. W. F. Hegel 1816 Mantık Bilimi (ingilizcesi)
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
1) Belirli sonlu hiçlik
2) Belirli sonlu oluş
3) Bizzat oluşun tamamen soyut evrenselliği
Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (

Ekhona yankılı görsel anlamına gelir.





























