Hermes’in Lir Çalıp Apollon’u Tavlaması ~ Hermes’e Homerik İlahi

lir

Antik çağda Homeros’a atfedilen bu mitolojik/şiirsel metnin yazarı/ozanı bilinmiyor ve milattan önce beşinci yüzyılda yazıldığı tahmin ediliyor. / IBF

Keskin nişancı Apollon’un gücüne kuvvetine rağmen Hermes onu tam istediği gibi kolayca yatıştırdı. Tosbağa kabuğundan yaptığı Lir’i soluna alıp mızrabı tellere vurduğu anda dehşetli bir çınlama yükseldi.

Işıklı Apollon’sa sevinçle kahkaha attı, duyularını kateden bu Tanrısal gürüldeme çok hoştu, o sesleri dinledikçe tatlı arzular ruhunu sardı. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Çeviri

Tosbağalar Hocası — Osman Hamdi Bey

tosbagalar-hocasi-k

Keşke’li fukara
Keşke lifi kara
Keşke külü fokura
Ney? Üff!

(Vikipedi)

Havalanan Şato: Sur ucunda An karadır (M. C. Escher)

Yuva-havuç peşinde koşan tavşan ile ev-semptomu dinleyen kaplumbağa

Saçmantıklı Bilmece

Koç (hayvancık): Tosbağa, Kıstas, Şofar

Hermes’in Lir Çalıp Apollon’u Tavlaması ~ (Hermes’e Homerik İlahi)

3 Yorum

Filed under Çeviri, Resim

Uç — Sylvia Plath

Kalmadı kadında kusur.
Onun ölü

Bedeni başarılı bir gülücük takınmış,
Yunanca bir lüzum zannıymış

İhramının kırışıklıklarında akışan,
Onun çıplak

Ayakları adeta diyor ki:
Buraya kadarmış, bitti.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şiir

Havalanan Şato: Sur ucunda An karadır — M. C. Escher

surucundaankaradir

M. C. Escher “Havalanan Şato” eserini yaparken Kayıp Prenses masalından ilham almış (1928, ağaç baskı).

Masalda bir Prens akıllı küçük bir köpeğin yardımıyla kızkardeşi Prenses’in şatoda hapsedildiği odayı bulur ama ummanın ortasındaki bir kayaya halatla tutturulmuş bir şatodur bu.

Oradan kaçmaya çalışırken bir sürü sıkıntı yaşarlar ama son anda bir deniz kaplumbağası gelip onları düştükleri zor durumdan kurtarır.

Sonunda şato havalanarak bulutlara doğru uzaklaşıp gözden kaybolur

(kaynak)

Tosbağalar Hocası (Osman Hamdi Bey)

Yuva-havuç peşinde koşan tavşan ile ev-semptomu dinleyen kaplumbağa

Saçmantıklı Bilmece

Koç (hayvancık): Tosbağa, Kıstas, Şofar

Hermes’in Lir Çalıp Apollon’u Tavlaması ~ (Hermes’e Homerik İlahi)

O ne kim?

4 Yorum

Filed under Çeviri, Resim

Astaroloji — çeviri derlemesi

untiYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Astaroloji) okunabilir.

İçindekiler

— Semanın altı mı karmakarışık yoksa kendisi mi? (Slavoj Žižek)

— Şofar: Erbaba’nın katlini müteakip Kanun koyan kurucu jest (Slavoj Žižek)

— Hegel’de Diyalektik Dramatizasyon: Örnekleyerek Devirmek (Slavoj Žižek)

— Sebep-olan-hakikat: Büyü, Din, Bilim, Psikanaliz (Jacques Lacan)

— Düşünümün kendini itmesi onun kendine gelişidir (G. W. F. Hegel)

— Doğa Ruhun süregiden varoluşunun ilanihaye dışarılmasından ibarettir (G. W. F. Hegel)

— Diyalektik Gelişim Öğretisi (V. I. Lenin)

— Tilkinin Bilinçdışı Diyalektiği (Leon Troçki)

— Astaroloji: Marksist Müneccim Değildir (Sushital Ray Chowdhury)

— Perdeci Astaroloji: Apollodorus, Zeuxis ve Parrhasius (Yaşlı Plinius)

— Perdecilik aptalların metafiziğidir, Olguların perdelenen keyfiyeti onların olmayışından ibarettir (occultism, qualitas occulta) (Theodor Adorno)

— Perde namevcudiyetin putudur (Jacques Lacan)

— Bilgi sürecinin performatif karakteri (Slavoj Žižek)

— Yatay işbirliği

Diğer kitaplar

帷 : perde

Yorum bırakın

Filed under Çeviri, Kitap

Bilgi sürecinin performatif karakteri — Slavoj Žižek

Hegelci eleştirinin dayanağı, aşkınsal öznelliğin kurucu rolünü vurgulayan Kantçı eleştiriden çok farklıdır. Kant’a göre özne, aşkınsal kaynaktan (“Kendinde-Şey”den) gelen tözlü içeriğe evrensel biçimini verir. Kant özne ile töz (olası yaşantı tarzlarının aşkınsal ağı ile aşkınsal “Kendinde-Şey”) arasındaki karşıtlık çerçevesinde kalmıştır, Hegel’e göreyse tözün kendisine özne muamelesi yapılmalıdır. Bilgi, tözlü içeriğe nüfuz etmek değildir –bilme sürecinden etkilenmediği varsayılan içeriğe nüfuz etmek değildir– öznel bilgi eylemi kendi tözlü “nesnesinde” zaten içerilmiş haldedir; hakikate giden yol, hakikatin kendisine dahildir. Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Bakakalma/Gülekalma (mantık hatası): Önemli detaylarda kaybolalım! — Işık Barış Fidaner

İnsanları ciddiyete davet etmek gülünçleşmemek ve şaşkınlaşmamak için alınan bir tedbirdir. Ama bir şeyi gülünç bulmak da o şeye cidden şaşırmamak için alınan bir tedbirdir.

O zaman donakalmanın iki tipi vardır:
1) Şaşkınlaşma fobisiyle ciddiyetli vakurluğa saplanıp donakalmak: Bakakalma.
2) Cidden şaşırma fobisiyle eğlenceli oyalantıya saplanıp donakalmak: Gülekalma.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Laf sal atası

Halkımızı yormayalım ricası (mantık hatası) — Işık Barış Fidaner

Sevip “samimi” olduğunuz insanlara kötü sayılan özellikleri kondurmaya kıyamasanız da iyi sayılan özellikleri seve seve kondurursunuz. İşte bu kondurulmuş varsayımlardan (posited presuppositions) oluşan iyilik görüntüsüyle desteklenen “genel memnuniyet” hali (daha doğrusu zannı) sizi ve çevrenizdekileri emniyetli hissettirmeye yarayan büyük Öteki kurumunu teşkil eder. “Büyük aile”, “komünite”, “taban” gibi farklı adlarla anılan bu kurumun en özlü ifadesi şudur:

Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Laf sal atası

Meşguliyete başvurma (mantık hatası) — Işık Barış Fidaner

Kendi (kalabalıklarca pek sevilen?) şahsı adına ve/ya kendi (kalabalıklarca pek ezilen?) kimliği adına bir hak iddia ettikten sonra iddiasının içeriğini açıklaması istenince “Şu anda çok önemli işlerim olduğu için gitmek zorundayım” diyerek ortamdan tüyen bir şahıs, ortada bıraktığı hak iddiasının bilişsel bedelini muhatabına yükleyerek mantıksal bir arızaya yol açar.

Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Laf sal atası

Emeğe başvurma (mantık hatası) — Işık Barış Fidaner

Kabul görmüş tanımlarla sınırlı bir kapsam dahilinde sarf edilmiş emek ve zahmetlerin çokluğuna dayanarak belki “söz hakkı” (muhatap alınma hakkı) iddia edilebilir ama kimse bu mantıksal temele başvurarak sarf edilen sözlere hak vermeye mecbur bırakılamaz.

Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Laf sal atası