İlim ve fennin nurlara müstağrak kıldığı hakikî medeniyet âlemi — Işık Barış Fidaner

Coetzee’nin Elizabeth Costello romanı üzerine Punctum’daki yazısını Emine Ayhan yüklemsiz (belki de öznesiz?) bir cümlenin eksiltisinde sorulmamış bir sorunun işaretiyle noktalayarak askıda bırakır [1]:

Zihnin reflekslerini askıda bırakan karşılaşmaların boşluğunda hazır değer ve anlamlardan azade bir şekilde kendini duyuran başka zenginlikler?

Bu askıdalık haline eşlik eden yargı, romanın son bölümünde temizlikçi kadına söyletilmiştir:

Yalnızca hafif can kalır askıda.
(İnanç/tutku/sadakat yükü taşıyan ağır can yere düşer)

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Dilâlem: İmkanı olan çanları titretsin — Işık Barış Fidaner

Maurice Blanchot Punctum’da “Eleştiri ne âlemde?” başlığıyla yayınlanan yazısında edebiyat eleştirisini dokunduğu aşırı hassas çanı titreştirirken kendisi eriyip giden bir kar tanesine benzetir [1]: İyi bir eleştiri ele aldığı edebi eserin bünyevi sinerjisini tetiklediği esnada kendisi sahneyi terk etmelidir.

Fakat Blanchot’a göre eleştiri aynı zamanda eleştirdiği eseri vasıflandıran “üstün nitelikli boşluk”tur. Dikkat ederseniz zerre/çan etkileşiminde boşluk zerreye değil çana aittir, çan boşluk sayesinde titreşir, çan bütün hassasiyetini onu titreştiren boşluğa borçludur.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Oya işleyen Gülizar: 🌹🦠🧵 — Işık Barış Fidaner

Aslı Odman’ın Punctum yazısında vardığı neticeden bayrağı devralalım [1]:

…somut sesleri oya gibi işlemeye ihtiyacımız var. Star Glenda’lara değil, oya işleyen Gülizar’lara yönelerek…

Gül-i zar: Zardaki gül, nedir? İşlediği oya nedir? Bunları tek tek ele alalım.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Doğruları söylemek, Hakikati açığa vurmak, Sahiden söz etmek — Işık Barış Fidaner

Cana Bostan’ın Punctum’da yaptığı söyleşide Nurdan Gürbilek şu sözü anar [1]:

Kendiniz hakkında doğruları söylemezseniz, başkaları hakkında da doğruyu söyleyemezsiniz. (Virginia Woolf)

Bu sözde “kendiniz hakkında doğruları söylemek” ne anlama gelebilir? Sayalım:

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Depresyon hakkında serotonin teorisinin ampirik desteği bulunmadığını ikrar etmenin vakti gelmiştir

Serotonin araştırmalarının ana damarları üzerine kapsamlı değerlendirmemiz göstermiştir ki depresyonun düşük serotonin yoğunluğuyla veya düşük serotonin faaliyetiyle ilintisi olduğunu veya ondan kaynaklandığını gösteren ikna edici deliller bulunmamaktadır. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Kombinasyonel

Bu kafkaesk sönünce kavgamız dur artık
Enternasyonalle kurtuluruz sandık

Bu kanka en sonuncu kankamızdır artık
Kombinasyonalle kart alırım sandık

kanka

(imge)

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Anti-şiir, Laf sal atası

öğreti gelin

övünç verdim:
e mana etsin el imde!

yaslı köşelerde emrim silinir:
al “iyi” dedim,
dün “yad” önerdiğinde.

usulü iyi yak, laçka çok kaldı mı körelir
cacık olur, arayana koy namı da
oyulsun kibir, et olsun, aç kımız.

öğreteyim, manalar yoktu ününde,
kırıktı ün, ebeden gün, ahımız.

3 Yorum

Filed under Anti-şiir

Yan bakınca şekiller varmış sanırsınız — William Shakespeare

Windsor Şatosunda Kraliçe, Bushy ve Bagot girer.

Bushy:
Hanımım zatıaliniz pek hüzünlü.
Kraldan ayrılırken söz vermiştiniz,
Cana kasteden ağırlıkları düşürüp
Şenlikli bir havaya bürünecektiniz. Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Kaçık olan, aşık olan, bir de şair olan — William Shakespeare

Theseus, Hippolyta, Philostrate, ağalar ve yandaşlar gelir.

Hippolyta:
Theseus’um bu aşıkların bahisleri ne acayip.

Theseus:
Acayip ve hiç doğru değil. Asla inanamam
Bu demode masallara, bu perili hava cıvaya.
Aşıkların ve delilerin beyni yanmıştır zaten,
Orada uçuşan hayaller insanı yakalasa da bazen
Sakin aklın kavrayışı gibi olmaz hiçbir zaman.
Kaçık olan, aşık olan, bir de şair olan
Hep balık istifidir tahayyül bakımından: Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Romeo ve Jülyet: Montauklar ve Kabuletler — William Shakespeare

Jülyet balkona çıkar.

Romeo:
İşte hanımım, işte aşkım:
Aşkım olduğunu bilen hanımım!
Konuşsa da bir söz söylemez; şu işe bak!
Gözleri konuşuyor, cevap vereceğim.
Cüret ettim ama bana söylemiyor ki:
Gökyüzündeki en güzel iki yıldızın
İşleri varmış, yalvarırmış iki gözüne
Dönene dek yuvasında parıldasın diye
Ya göz gökte olaydı, yıldız da yüzünde? Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı