Marx’ın ve Stalin’in Hatası — Todd McGowan

🎵 Tod MacGowan had a talk 🤠👻

Stalin’in evrensellik konusunda attığı yanlış adım o kadar kolay ayırt edilemez. Hitler’in aksine o tikel bir kimliğin savunucusu değildi, o yüzden onun hatasını bu şekilde açıklayamayız. Sorun daha ziyade Stalin’in evrensellik kavramının Marx’ın attığı hatalı temele dayanması ve ait olmayışı ortadan kaldırmayı amaçlamasıdır. Marx, evrensel aitliği proleter devrimin başaracağı bir hedefe dönüştürmekle, evrenselliğin doğasını yanlış tespit eder. Stalin, devrimi başlatarak herkesi (ait olmamayı tercih edenleri bile) yeni topluma dahil etme yeteneğine sahip olduğuna inanmakla bu yanlış kavrayışa katkı yapar. Marx’ın hatası dikkate alınırsa, Stalin’in suçları konusunda Marx’ı tamamen aklayamayız. Marx evrensellik kavrayışını Stalin’le paylaşır, gerçi Stalin bu kavrayışı Marx’ın asla kabul etmeyeceği cinai bir yöne götürmüştür.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Fransız Devrimi’nin Hatası: Ait Kılma Vaadi — Todd McGowan

🎵 Tod MacGowan had a talk 🤠👻

Siyasal hareketler yolunu şaşırdığında, attıkları yanlış adımın siyasal olduğu kadar felsefi de olduğunu tespit edebiliriz çoğu kez. Bu hata evrensellikten tikelliğe doğru geri çekilmeyi içerebilir. Veya sahici evrenselliği alıp evrensel aitlik yapısına çevirmeye çalışmayı içerebilir. Ait kılma vaadi, evrenselliğe ve her türlü devrimci itkiye ihanettir. Ama çok az kişi bu ayartıyı reddedebilir.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Kimliğe Karşı Evrensellik: Beauvoir ile Fanon — Todd McGowan

🎵 Tod MacGowan had a talk 🤠👻

Todd McGowan’ın Evrensellik ve Kimlik Siyaseti kitabının giriş bölümünden bir kısım.

Marx’a göre özgürleştirici değişim proletaryanın evrenselliğinin tanınmasından gelir, proletarya devrimi sadece işçi sınıfını değil, tüm sınıfları özgürleştirir [1]. Kapitalist toplumda ötekilerle aramdaki evrensel bağı göremediğim sürece toplum beni kandırmış olur. Bir kimlikte ısrar ederek kapitalizme meydan okuma girişimleri kapitalizmin hakimiyetini çökertmeye yaramaz. Tikel kimlik, insanın kapitalist özne oluşunu sürdüren şeydir.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Hep Vardı ile Hiç Olmadı — Işık Barış Fidaner

(Hep Vardı vs. Hiç Olmadı)

Bir kayıp deneyimlediğimiz zaman, bir anlamda kaybettiğimiz şey o ana kadar hep vardır, bir başka anlamda ise kaybettiğimiz şey o ana kadar hiç olmamıştır.

Birinci veçhe olan “hep vardı”yı yakalayan, Esas-İmleyen’dir, mesela simgesel yasta bu bir anıttır [1]. Bu, yetkilenmenin alanını açar.

İkinci veçhe olan “hiç olmadı”, birinci veçhe olan “hep vardı”dan bağımsız (ona dik) bir başka boyut değildir; daha ziyade ikinci veçhe birinci veçhenin bağımlılığıdır.

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Kamusal Dünya ve Engel — Todd McGowan

🎵 Tod MacGowan had a talk 🤠👻

Öznenin tatmini, öznenin kamuya açılarak maruz kalmasına bağlıdır. Kamusal dünya öznenin ruhsal dengesini bozar, ama bu bozulma öznenin tatmininin kaynağıdır. Kamusal dünya, öznenin arzulayışını başlatan bir engeli yerleştirerek öznelliği başlatır. Özne engeli arzusunun takıldığı bir bariyer olarak tecrübe eder, ama arzulayan özneyi teşkil eden şey, bu engeldir. Özne, arzulamasını sağlayan engeli ona veren kamusal dünyaya bağlıdır, gerçi bu engel aynı zamanda öznenin arzusunun gerçekleşmesini imkansız kılar.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

İmkan Koşulu Olarak Engel veya Sınır — Todd McGowan

🎵 Tod MacGowan had a talk 🤠👻

Hegel’in değişimle ilgili düşünce çizgisini izlersek, kapitalizmin engel ya da sınırla kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmeliyiz. Derdimiz bu sınırdan tamamen kurtulmaktan ibaret olamaz. Bu işe kalkışmak kapitalist tuzağa düşmek olur, Marx’ın bizzat düştüğü gibi, hararetli antikapitalizmine rağmen – ya da bu nedenle. Kapitalizm, sürekli aşmaya çalıştığı dış sınır olarak doğal dünya mefhumunu talep eder, ama herhangi bir sınırı kendi işleyişine içsel olarak entegre edemez [1]. Hegel’in diyalektiğinin talep edeceği şey budur. Onun komünizm ya da sosyalizm versiyonu bu yüzden Marx’ınkinden çok farklı olacaktır.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Nazar ile Seda — Renata Salecl, Slavoj Žižek

Lacan’ın “Cinsel ilişki yoktur” sözü, “Neden dünyada aşk var?” ezeli sorusuna basit bir yanıt verir. Aşk bir tuzaktır, seraptır; aşkın işlevi cinsiyetler arasındaki ilişkinin indirgenemez, teşkil edici “çığrından çıkmış”lığını örtbas etmektir. Ünlü Freudcu “bileşen nesneler” –fallik öncesi keyfiyetin (yani henüz baba mecazı ile dolaylanmamış, “kapsayarak aşılmamış” keyfiyetin) kalıntıları– cinsel ilişkinin doyuma ulaşmasını önleyen kaçak engele beden verir. Lacan, Freud’un bileşen nesneler listesine (meme, dışkı, fallus) iki nesne daha ekledi: Seda ile nazar. Dolayısıyla nazar ile sedanın tam anlamıyla aşk nesnesi olması tesadüf değildir – seda veya nazara aşık olmamız anlamında değil, nazar ile sedanın aşkı tetikleyen katalizörler olması anlamında.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Çeviri

Nazar ile özdeşleşme — Todd McGowan

🎵 Tod MacGowan had a talk 🤠👻

Kapitalizmin kriz anları nazar ile karşılaşmayı kolaylaştırır ama bunlar hep devrimci anlar olmaz. Çoğu zaman bu karşılaşmaya verilen yanıt faşist bir tepkidir. Birleşik Eyaletler’de Yeni Antlaşma’ya vesile olan ekonomik kriz, Almanya’da Nazizmi doğurmuştu. Nazarın ortaya çıktığı an, ekonominin siyasal boyutunu aşikar kılar, ama bunun belli bir siyasal yöne işaret etmesi gerekmez. Nazarın bize sunduğu siyasal açılım, solcu ya da sağcı bir hareketlenmeye yol açabilir.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Nazar ile karşılaşma — Todd McGowan

🎵 Tod MacGowan had a talk 🤠👻

Jacques Lacan 11’inci seminerinde arzunun görsel alanda ürettiği bozulmaya “nazar” (regard, gaze) adını verir. Bu terimin tanıtılması Lacan’a dair korkunç bir yanlış anlamaya yol açmıştır, Anglo-Amerikan film kuramı bu yüzden onlarca yıldır yolunu şaşırmıştır (bu konuda Gerçek Nazar kitabıma bakınız). Lacan’ın kuramına göre, nazar, basit bakma eylemi ve bu eylemle kurulan hakimiyet değildir (Lacan’ın İngilizce konuşan okurları böyle zannederler), daha ziyade öznenin arzusunun sebep olduğu bozunmanın görsel alanda bir bozulma olarak görünür olduğu noktadır. Kısacası, nazar, öznenin arzusunun gördüğü şeyin biçimini bozma şeklinden başka hiçbirşey değildir. Nazar, tarafsız veya doğal bir görüş alanının imkansızlığıdır. Nazar noktasında, görsel alanda bulunan namevcut bir mevcudiyet olan özne, bu alanın bozulmuş karakterinin, taraflı oluşunun sorumlusudur. Nazar siyasaldır, çünkü doğal görünen görsel dünyanın doğadışı statüsünü teşhir eder.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Çeviri

Melankoli arzunun hüsranıdır — Işık Barış Fidaner

Melankoli arzunun hüsranıdır. Bu sözdeki muğlaklık onu iki defa yorumlayarak çözümlenir.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey