İSTANBULDA DİSKOTEK: ATLATMA TAKTİKLERİNİ PAYLAŞMAK

İki yıl önce “atlatma taktikleri” üstüne parti yapılmış. Ne güzel.

“Çiğnenen ifade özgürlüklerinin çevresinden dolaşma stratejileri üzerine bölge-aşırı ağlaşmalar” değilse bile atlatma taktikleri bugün gene lazım, esas bugün lazım.

Kaynak: Yeni Medya

~~~

⚠ IBF translate from webwewant.org

eylence

Küresel İnternet Yönetişim Forumu‘nun (IGF) arifesi 1 Eylül 2014 günü, İlerici İletişim Derneği (Association for Progressive Communications – APC), Taktik Teknoloji Kolektifi (Tactical Tech) ve Dünya Çapında Ağ Vakfı (Web Foundation), Bizim İstediğimiz Ağ (Web We Want) inisiyatifimiz aracılığıyla, sansür ve atlatma üzerine, internet haklarının sorun ve çözümleri üzerine bir akran-öğrenimi faaliyetine evsahipliği yapıyor.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Dumanlı Dağlara Hop — Led Zeppelin

Parkta yürürken daha geçen gün, bebek
Bir de ne, bir de ne göreyim?
Kalabalık insanlar çimende oturmuş saçlarında çiçeklerle dediler ki
“Hey, koçum, kazanım elde etmek ister misin?”
Ve bilirsin işte nasıl olduğunu
Gerçekten bilmiyorum o an saat kaçtı
Ben de biraz kalsam mı dedim sizinle

Fark etmedim ama hava çok kararmıştı ve benim gerçekten
Gerçekten benim aklım gitmiş
Tam o anda bir polis karşıma çıktı ve bizi sorup dedi ki
“Lütfen beyler şimdi herkes tek sıra olsun
Tek sıra olsun”
Bilirsin işte, çaylarını içip eğlenelim istediler
Dedi ki arkadaşları da uğrayacakmış

Neden kendine iyice bakıp ne gördüğünü bana tarif etmiyorsun
Ve bebek, bebek, bebek, bu sence iyi mi?
Orada oturursun, yedekte oturursun rafta paslanan kitap gibi
Mücadeleye kalkışmadan
Gelip gelmemeleri aslında umurunda değildir
Ya biliyorum işte bu da böyle bir kafa

Bugün eğer sokaklarda dolaşırsan bebek, gözünü açıp
Gözünü açık tutsan iyi edersin
Çünkü halkımız aslında umursamaz, aslında umursamaz, umursamaz, aslında
Baskının ne, ne taraftan geldiğini
Ben de şimdi ne yapacağıma karar verdim
Çantamı topladım Dumanlı Dağlara gideceğim
Ruhlar şimdi oraya gider
Tepelerin üstünde ruhlar uçuşurlar
Gerçekten bilmiyorum

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Standart sapmada niye N-1?

Niye bir örneklemin standart sapması s‘yi hesaplarken kareler toplamını (aynı örneklemin ortalamasını hesaplarken yaptığınız gibi) N‘e bölmek yerine N-1‘e bölersiniz?

“Örneklem standart sapması, düzeltilmiş” (Wikipedia)

Niyesi şu:

Çünkü s‘nin hesaplanması için N öğeli bu örnekleminiz

A = { x1, x2, …, xN }

varolmayan ama varsayılan tek öğeli şu örneklemle kıyaslanır:

B = { x̄ }

yani bu N öğenin sadece orta noktasını içeren bir kümeyle kıyaslanır.

Nasıl ki paydaki xilerin her birinden x̄‘ı çıkarmak zorundaysak, paydada da xilerin sayısı olan N‘den x̄‘ın sayısı olan 1‘i çıkarmamız gerekir.

Başka bir deyişle, saymaya standart sapmanın tanımsız olduğu 0 öğeli boş kümeden başlamayız, standart sapmanın tanımı gereği sıfır olduğu 1 öğeli* kümeden başlarız.

Dolayısıyla da standart sapmanın daha genel bir denklemi şöyle olur†:

Bunu kimin yazdığını öğrenin: Işık Barış Fidaner

İyi günler.

*: Lacancı okuyucular Esas-İmleyen’le aradaki paralelliği fark edecekler.

†: Her aklı başında insan bu noktada kare ve karekökün kaynağını sormalıdır.

(İngilizce)

3 Yorum

Filed under Şey

Kara Kuğu — Thom Yorke

Yamuk büyüyen şeyleri düzeltemezsin
Ödemen gereken bedel bu işte
Kendine iyilik et ve çantanı topla
Biletini al ve atla trene
Biletini al ve atla trene

Çünkü burası bombok, bombok
Çünkü burası bombok, bombok

Ezilir insanlar bisküvi kırıntısı gibi
Ve ziftin içine yatırılır
Herkesi memnun etmek için elinden geleni yaptın
Ama öyle olmuyor işte
Hayır öyle olmuyor işte

Ve burası bombok, bombok
Ve burası bombok, bombok
O senin kör noktan, kör noktan
Apaçık olmalıydı ama değil
Ama değil, ama değil

Ölmüş atı teşvik edemezsin
Haç çıkar ve uzaklaş sadece
Gelecekte olacaklar umurumda değil
Çünkü benim işim bugün ve burada
Parmaklarınla dokunabilirsin bana

Ben senin kara kuğunum, kara kuğun
Ama en tepeye çıktım, en tepeye çıktım
Burası bombok, bombok

Bombok olursun, bombok
Burası bombok, bombok

Kendi kara kuğun ol, kara kuğun
Yedek parça al benden, kırılmış

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Karakuşum — Anonim

 

Karakuşum gagasını kaybetmiş
Karakuşum gagasını kaybetmiş
Bir gaga, iki gaga, üç gaga, Marleau
Sen nasıl, karakuşum, karakuşum
Sen nasıl, karakuşum ötersin?

Sen nasıl, karakuşum, karakuşum
Sen nasıl, karakuşum ötersin?

Karakuşum gözünü kaybetmiş
Karakuşum gözünü kaybetmiş
Bir göz, iki göz, üç göz
Bir gaga, iki gaga, üç gaga, Marleau
Sen nasıl, karakuşum, karakuşum
Sen nasıl, karakuşum ötersin?

Sen nasıl, karakuşum, karakuşum
Sen nasıl, karakuşum ötersin?

Karakuşum kafasını kaybetmiş
Karakuşum kafasını kaybetmiş
Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

El Condor Pasa (Olabilsem) — Simon & Garfunkel

Salyangoz olacağıma serçe olurdum
Evet olurdum, olabilsem olurdum eminim
Çivi olacağıma çekiç olurdum
Evet olurdum, keşke olabilsem, olurdum eminim

Uzaklara yelken açardım
Bir durup bir kaybolan kuğu gibi
Kazık çakar insan durduğu yere
Dünyaya verir en üzgün sesini
En üzgün sesini

Sokak olacağıma orman olurdum
Evet olurdum, olabilsem olurdum eminim
Dünyaya ayak bastığımı hissetmiş olurdum
Evet olurdum, keşke olabilsem, olurdum eminim

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı

Sessizliğin Sesi — Simon & Garfunkel

Selam karanlık, eski arkadaşım
Seninle konuşmaya geldim yine
Çünkü yavaşça süzülen bir görü
Bırakmış tohumlarını ben uyurken
Ve beynime oturmuş bu görü
Duruyor hala
Sessizliğin sesinde

Huzursuz rüyalarda tek başıma
Yürüdüm taşlı dar sokaklarda
Sokak lambasının halesi altında
Çevirdim yakamı soğuk ve rutubete
Neon ışığı parıltısı saplanınca gözlerime
Geceyi bölüp dokunarak
Sessizliğin sesine

Ve çıplak ışığın altında gördüğüm
On bin kişi vardı, belki fazlası
Konuşmadan söyleyen insanlar
Dinlemeden duyan insanlar
Seslerin hiç paylaşmadığı şarkılar yazan insanlar
Kimse cüret etmez bozmaya
Sessizliğin sesini

“Aptallar” dedim, “Siz bilmezsiniz
Sessizlik büyür kanser gibi
Duyun sözümü de öğreteyim size
Tutun elimi de ulaşayım size”
Ama sözüm düştü sessiz yağmur damlası gibi
Ve yankılandı sessizlik kuyularında

Ve insanlar baş eğdi ve dua etti
Kendi yaptıkları neon tanrıya
Ve işaret parlayıp verdi uyarısını
Biçim verdiği sözlerle uyarısını
Ve işaret dedi ki “Peygamber sözleri
yazılmıştır altgeçit duvarlarına
ve apartman odalarına
Ve fısıldanmıştırlar sessizliğin sesinde”

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Çeviri, Programlama

Koşulların yazgısı — Alain Badiou

Bütün meselenin kalbi, bana göre şudur: Devrimci olay, aslında çok çeşitli biçimlerde, komünist Fikrin her politik bedenlenişinin kaynağında yatıyor olsa bile, onun ne kuralıdır ne de modelidir. Terör bence aslında ayaklanma ya da savaşın Devlet araçlarıyla devam ettirilmesidir. Fakat komünist Fikrin politikası, böyle talihsizlikler geçirmeye mecbur kalmışsa da, ayaklanma veya savaş değildir ve bunlara indirgenebilir asla olmamalıdır. Zira onun hakiki özü, inşa ettiği yeni politik zamanın kökü, rehber ilkesi, bir düşmanın yok edilmesi değil, insanlar arasındaki çelişkilerin pozitif çözdürülmesidir, yeni bir kolektif yapılanmanın politik inşasıdır.

Bu noktayı daha net tespit etmek adına, doğaldır ki gene Terörle ilgili son iki hipotezden başlamalıyız. Şimdiki uzlaşıya göre anti-komünist propagandanın destek aldığı çehreler çoğu zaman absürt de olsalar, şiddeti ve Stalinci Terörün çapını tamamen teslim etmeliyiz. Bu konuyu, komünist Fikirden esinlenen bir rejimin, sosyalist devletler rejiminin tarihte emsali olmayan tatbikatının ne koşullar altında üstlenildiği sorusuna bağlamalıyız. Bu koşullar, emperyalistler arası savaşlarla dünya çapında boğazlaşma, kudurmuş iç savaşlar ve yabancı güçlerin karşı-devrimci hiziplere verdikleri yardımdı. Tecrübeli ve sabırlı politik kadroların hep eksikliğinin duyulduğu, en iyilerin erkenden tufana kapılıp gittikleri koşullardı. Bütün bunlar, üstben buyruğu ve kronik kaygı bileşiminden oluşan bir politik öznellik yarattı. Belirsizlik, cahillik ve ihanet korkusu, önderlerin nasıl bir iklimde karar aldıklarına dair bugün bildiğimiz kadarıyla, en belirleyici etkenlerdi. Bu öznellik de böylece, ana eylem ilkesi olarak, her çelişkiye sanki çatışkısalmış [antagonistic] gibi, sanki ölümcül bir tehlike getiriyormuş gibi davranılmasına yol açtı. İç savaşta gelişen, yanında olmayan herkesi öldürme alışkanlığı, üstün geldiği her seferinde hayrete düşen bu sosyalist devlette giderek pekişti.

Bütün bunlar komünist Fikrin kendisiyle ilgili değildir, daha çok bu fikrin tarihteki ilk deneyinde yaşanan belirli süreçle ilgilidir. Bugün en baştan başlamalıyız, bu deneyin olası neticesinin bilgisiyle silahlanmış olarak. Komünist Fikirle Devlet Terörü arasında ilkesel hiçbir ilişki olmadığını savunmalıyız. Hatta eleştirilmeyi göze alarak şöyle bir analoji kuracağım: Hristiyan Fikrin Engizisyonla ilkesel bağı var mıydı? Yoksa Asisili Aziz Francis’in tasavvuruyla mı ilkesel bağı vardı? Bu sorun ancak Fikrin gerçek bir özneleşmesinin içinden kararlaştırılabilir. Yine de, komünist Fikri Parti-Devlet –tasavvuru savaş mecazıyla şekillenmiş bir örgüt– terörizmi kılığında gelen koşulların yazgısından azat etmemizin tek yolu, bu Fikri bugünkü koşullarda tekrar yürürlüğe koymaktır.

Alain Badiou 2012 “Komünist Fikir ve Terör Meselesi”, Lacanian Ink 40, s.39

1 Yorum

Filed under Çeviri

Düzensizlik — Joy Division

Gelip bir rehberin elimden tutmasını bekliyorum
Bu duygular normal insan hazzını bana hissettirir mi?
Bu duygular bir gün daha beni zor ilgilendirir
Bende ruh var, düşür hissi, sarsılmayı önle

Hızlanıyor, daha hızlı gidiyor, çığırından çıkıyor
Onuncu katta, arka merdivenden aşağı, sahipsiz topraklar
Işıklar parlıyor, arabalar çarpıyor, giderek sıklaşıyor
Bende ruh var, düşür hissi, çıksın bir şekilde

Bana verdiği anlam, sana verdiği anlam, ve buluşacağız gene
Seni izliyorum, onu izliyorum, arkadaşlarının acımasını almayayım kalsın
Kim haklı, kim bilebilir, ve kimin umurunda ki şu anda
Yeni duygu ruh yakalayıncaya kadar, o zaman bilirsin
Yeni duygu ruh yakalayıncaya kadar, o zaman bilirsin
Yeni duygu ruh yakalayıncaya kadar, o zaman bilirsin
Bende ruh var, ama düşür hissi
Bende ruh var, ama düşür hissi
Hissi, hissi, hissi, hissi, hissi, hissi, hissi

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

NIH görme bilimcileri retinamızdaki çubukların kaynaklanmasına dair kuramı test ediyor

NIH — 20 Haziran 2016 — scienmag.com

118055_web-1

En erken omurgalı atalarımızın retinalarında koni gibi fotoreseptörler vardı, ve muhtemelen bunlar gün ışığında görmelerini sağlıyordu, fakat geceleyin görme yetenekleri çok azdı. Sonra, milyonlarca yıl önce, Mesozoik çağda, ve nispeten kısa bir süre içinde, retinasında baskın olarak çubuk fotoreseptörler taşıyan memeliler ortaya çıktı, böylece geceleyin görebiliyorlardı, bu belki onları avlayan dinozorlar uyuklarken avlanıp beslenmelerini sağlıyordu. Ulusal Göz Enstitüsü araştırmacılarının yürüttükleri yeni çalışma, çubuk fotoreseptörlerin türemesiyle gececil memelilerin nasıl ortaya çıktığını anlatıyor.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim