Jacques-Alain Miller’e yanıt — Alain Badiou

1 Mart 2013, versobooks.com

Sevgili Jacques-Alain,

Peter Hallward’a yazdığın mektubu ve ‘bir döneğin itirafı’ yazını bana gönderdiğin için teşekkür ederim.

‘Dönek’ hakaret değil, tarif. 1969 ve 1972 arasında senin gibi yaşayan ve düşünen bir kişinin, bugün de Sarkozy kliğiyle böyle tencere kapak gibi olan, hatta Lacancı bir okula Libya seferi ve güzelleyicisi Bernard-Henri Lévy için iğrenç ve paradoksal bir destek verdirmeye kadar işi vardıran birisinin, solculuk bakımından (Maoizm bir yana) bir dönek olduğu herkes için oldukça açıktır.

Niye o halde bu tariften dolayı güceniyorsun? Bence aslında bundan gurur duymalısın, İyi’nin yararına Kötü’den dönmüş olduğunu savunmalısın. Hatta buna ahlaki bir Dönüşüm bile diyebilirsin.

Hadi söyleyelim: senin için Dönüşüm olan şey benim için Dönekliktir. Ayrıca senin bakış açın, bizim çağdaşlarımızın çoğunluğu gibidir, en azından entelektüelleri dikkate alırsak. Dönmeyi reddettiği için hakarete uğramış olan ve uğramaya devam eden uçtaki azınlık — benim, sen değilsin. Ben şimdiden uzun süredir bununla yaşadım.

Bir döneğin itiraflarının benim için öncelikli okuma olup olmayacağından kuşku ediyorsun. Bense senin bildirini bir gün okuyacağım, hatta ilgiyle okuyacağım.

Tartışma işine gelirsek, düşünme bile! Bir dönekle asla tartışmam.

Saygılar

Alain Badiou

EN: David Fernbach
TR: Işık Barış Fidaner

3 Yorum

Filed under Çeviri

Dikiş — Jacques-Alain Miller

(imleyenin mantığının öğeleri)

Jacques-Alain Miller — 1965 — lacan.com

Analize dair kesin kavrayışlara sahip olmayan hiçkimsenin analizle ilgilenmeye hakkı yoktur, ve bu kavrayışlar ancak kişisel analizle edinilebilir. Bayanlar ve Baylar, kuşkusuz Freud’un Yeni Giriş Dersleri‘ndeki bu hükmün sağlamlığına tam olarak riayet etmektesiniz.

Böylece ikilem olarak ifadelenmiş bir soru sizin bakımınızdan benim karşıma çıkıyor.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

İlelebet Savaşı — Led Zeppelin

Oku yayı alır Işık Kraliçesi
Ve gitmeye hazırlanır ki
Barış Prensi kuşanır kasveti
Ve yalnızca yürür geceyi

Ah oyna gece karanlığında
Şarkı söyle günışığına!
Kara Ağa dolaşacak bu gece
Ve bak an neler doğuracak? Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı

Syriza Üzerine Bir Not: Borçlu Evet, Ama Suçlu Değil! — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 20 Şubat 2015 — potemkinreview.com

Jeroen Dijsselbloem ve Yanis Varoufakis bir basın toplantısında

Jeroen Dijsselbloem ve Yanis Varoufakis bir basın toplantısında

Medyamıza bakılırsa Yunanistan’daki Syriza hükümeti “akıldışı” ve “sorumsuz” popülist tedbirler öne süren bir kısım popülist aşırılıkçıdan oluşmaktadır. Hakikatten daha uzak bir şey olamaz. Açıkça akıldışı olan ve olmaya devam eden, aksine, AB politikalarıdır. Yunanistan 2008’den beri sert kemer sıkma tedbirlerini yasalaştırarak mali durumunu düzene sokmaya zorlanmaktadır; ama bugün, altı yıl sonra, ülkede korkunç bir gerileme yaşandıktan sonra, Yunanistan’ın mali durumu daha bile büyük bir düzensizlik içindedir. Gerçekten, ülkenin borcu GDP’nin %100’ünün biraz üstündeyken %175’e yükselmiştir ve şimdi 320 milyar avroda durmaktadır. Artık bu da akıldışı değilse, akıldışı sözcüğünün hiçbir anlamı yoktur. Peki AB neden Yunanistan’a bunu yapmaktadır?

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Charlie Hebdo üzerine — Jacques-Alain Miller

1. Kötüsözün Dönüşü

2. Lirik Yanılsama

3. Fransa Polislerini Sever

4. Charlie’nin Sırrı

5. Wolinski, Santo Subito!

6 Yorum

Filed under Çeviri

Wolinski, Santo Subito! — Jacques-Alain Miller

Jacques-Alain Miller: [Charlie Hebdo üzerine: (1) Kötüsözün Dönüşü, (2) Lirik Yanılsama, (3) Fransa Polislerini Sever, (4) Charlie’nin Sırrı, (5) Wolinski, Santo Subito!]

Jacques-Alain Miller — 12 Ocak 2015 — lacan.com

wolinski

The Massacre at Paris! [Paris’teki Katliam] Christopher Marlowe’un başlığı. İngiliz dili bu sözcüğü Fransızcaya borçlu. Kukuriku! Onlardaki ilk tespiti 1580 yılındadır. Aziz Bartholomew Günü Katliamı 1572’de olmuştu. Bu bir tiyatronun konusudur. Chéreau bir zaman bunu sahnelemişti, görmeye gitmiştim Lyon’dan, muhteşemdi, arkadaşım Richard Peduzzi’nin endüstriyel devrimle Rönesansı harmanladığı melez sahne tasarımını halen hatırlayabiliyorum.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Analitik-militan çalışma — Félix Guattari

Yer seviyesindeki (Amerikalıların söylemekten hoşlandıkları gibi “grass root” [taban]) kolektif düzenlemelerin rollerinden biri, özellikle, bu tür ilişkileri daimi bir şekilde ortaya koymaktan ibarettir. Burada amaç, bunları, nihai işlevi arzunun bütün tekilliklerini ortak değerlere, egemen tekrarlara asimile etmek olan bir tür seyir-sindirim içinde tüketilecek unvanlar, fotoğraflar haline getirmek değil; ya toplumsal gerçek içinde ya da bilinçdışının semiyotikleştirme kiplikleri içinde eylemde bulunmalarını sağlamaktır. İlişkilendirme, sonuçta —gazete ya da dergi okurken— insanların kafasında zorlama bir işbirliği gerçekleştirecek, onları mekanik olarak “koşutluk” kurmaya koşullayacak bir iktidar manipülasyonunun sonucu olmayacaktır. Keza, psikanalistlerden esinlenen sezgilerin ya da araştırmacıların spekülatif hipotezlerinin de sonucu olmayacaktır. Bu, çok farklı mücadele kesimleri arasındaki herhangi bir özel durumda işleyebilen, görülmemiş bağlantıları “öğrenmek”ten —kolektif olarak semiyotikleştirmekten, diyebiliriz— ibaret analitik-militan (1) bir program olacaktır. Bu durumda, sadece biçimsel bir dayanışma düzeyinde cereyan etmeyen, zekâ ve kalp düzeyinde de cereyan eden bir şeyle karşı karşıyayız (Bellochio’nun Parma hastanesi üzerine filmi Fous à délier’de (2) geri zekâlıların ve mongolların bir metalürji fabrikasının işçilerinin sorumluluğuna verilmesi; bambaşka bir alanda, şair Yann Houssin’in (3) —asker komiteleri kurma bahanesiyle— hapse atılması karşısında, Nîmes’te askeri konularla olduğu kadar şiirle ve bölgeci mücadeleyle de ilgilenen insanların bir ağ kurması). Bir Korsikalıyı bir Bretonludan ya da bir Parisliden ayıran şey, görünüşte, sosyoekonomik, dilsel, hatta ekolojik özelliklerdir, fakat gerçekte, sevmenin, evreni algılamanın, konuşmanın, dans etmenin, okuma ve yazmanın vb. iki ayrı tarzı gibi moleküler düzeyde cisimleşen mikro-politikaların billurlaşmasıdır. Bu açıdan bakıldığında, bazı özerklik hareketlerinde görüldüğü gibi, geçirimsiz ve gerici bir tür mizaç tepkisine kapanmak yerine, “Korsika sorunu”nun bazı semiyotik bileşenlerinin Bretonluların ya da kadınların, çocukların, homoseksüellerin kurtuluş sorunlarına benzediği görülür.

Biri öncelikle toplumu değiştirmekten, diğeri ise gerçek yaşamda olup bitenle ilgilenmekten ibaret ardışık iki zaman yoktur. Bu çalışmanın ikinci kısmında ağaç ve taklit politikalarının karşısına çıkaracağımız köksap ve harita politikaları aynı nesnelere ve çoğu zaman da ortak bir şekilde uygulanır. Bunlar tabi kılıcı büyük toplumsal sistemleri olduğu kadar, küçük gruplarda, aile ya da bireyde işleyen minyatürleştirilmiş iktidar oluşumlarını da hedef alırlar. Bu koşullarda, doğaya, iyi duygulara, el erimindeki aletlere ve “ortak yaşam topluluklarına” öncelikli bir geri dönüşten beklenebilecek bir kurtuluş yoktur. Şehirler vardır, ordular ve polisler de, “çokuluslular”, merkezi partiler, sınai kompleksleri, seçim gelenekleri vardır. Büyülü bir çubuğu sallayarak bunlardan kurtulmanın yolu yoktur! Fakat en azından bunların mahkûmu olmamak, bu tür mekanizmaların aktif suç ortağı olmamak, dahası, bu tür nesneyi ve moler ilişkileri var-etmemeye başlamak denenebilir! Etraflarından dolanılamıyorsa eğer, bunları içerden oymak ve fırsat çıktığında —bu tür vesileleri titizlikle hazırlamak pahasına— dışarıdan parça parça sökmek mümkün müdür? Tek kelimeyle, “yasa yapma” iddiasındaki bir toplumun sözüm ona nesnel yasalarını bozmak mümkün müdür?

(1) Program terimi burada, örneğin, “Solun Ortak Programı”ndan söz edildiği anlamda değil, sado-mazoşistlerin programdan söz edişleri anlamında kullanılmıştır, yani öngörüleri her yandan aşan bir deneyimi yönlendirmek için bir işaretleme aracıdır; gizem ve büyülenme, “asla görülmemiş” izlenimi, programlanmış evrelerin ritüelleştirilmiş niteliğine rağmen, buradan kaynaklanır. Çağdaş müzikte de “program müziği”nden söz edilir. Burada önemli bir bölüm icracılara bırakılır ve metin ana bilgilerden, genel çalışma yönelimlerinden başkasını vermez.

(2) Orijinal Adı Matti da slegare olan ve İtalya’daki psikiyatrinin facia halini ortaya koyan 1975 tarihli belgesel. (ç.n.)

(3) Tristan Cabral (Yann Houssin), Ouvrez le feu, Paris, Plasma, 1975.

Kaçış Çizgileri: Başka Bir Olanaklar Dünyası İçin — Félix Guattari; TR: Işık Ergüden, s.109

1 Yorum

Filed under Çeviri

Soyut Makineler — Félix Guattari

Eğer hiyerarşiler, bürokrasiler, fallokrasiler, gerontokrasiler “komuta kodlarını bırakmak” zorunda kalırlarsa ne olur? Toplumsal alan nasıl bir yeni istikrar edinir? Bu soru üzerinde ilerleyebilmek için, Kolektif Donanım işlevi ile kolektif düzenleme işlevi (makinesel düzenleme ve sözcelem düzenlemesi) arasında önermiş olduğumuz ayrıma tekrar dönmemiz gerekir. Bu işlevlerin işin içine katılması —özellikle Kolektif Donanım ağları düzeyinde—, toplumsal alanın istikrarının, tıpkı dil ya da libido alanının istikrarı gibi, transandantal değişmezlerin hiçbir sistemine dayanmadığını göstermemizi sağlar. Bir düzeyden diğerine —örneğin ekonomik bir düzeyden “ideolojik” bir düzeye— “geçişi” mümkün kılan şey, toplumsal yanallık [transversalité] diye adlandırdığımız şeyin garantisi, kesin olarak sınırlandırılmış ilke, kategori ve unsurlara bağımlı değildir. Her seferinde her şey yeniden yapılmalıdır. Daha kesin bir ifadeyle, verili tarihsel dönem ve koşullarda bu istikrarı ve bu yanallığı sağlamak, soyut yersizyurtsuzlaştırma makineleri sistemleri diye adlandırdığımız şeyi, az çok geçici sıfatla ortaya koyan somut makine ağlarına düşer. Somut donanım ve düzenlemelerin etrafında billurlaştığı soyut makineler —bu çalışmanın üçüncü bölümünde buna geri döneceğiz— toplumsal zamansallığın dışında değildir, bu zamansallığın içinden geçer, onu üretir ve yeniden üretirler. Her semiyotik bileşene ve her kodlandırma bileşenine özgü yersizyurtsuzlaşma katsayılarının düzenlenmesini tartışma konusu ederler. Fakat Donanımlardan Düzenlemelere geçerek, soyut bir makineler rejiminden bir diğer rejime geçilir. Donanımlarla birlikte, soyut makineler kümesi tek bir komutaya —Sermaye— bağlanır ve bu komutanın etrafında, toplumsal alanın bütün koordinat ve değerlerini ikilikçi bir tarzda bölümlendiren bütün bir genelkurmay örgütlenir: Anlamlı [gösteren] ve Anlamsız, Yararlı ve Yararsız, Akıl ve Akılsızlık, Güzel ve Çirkin, Musiki ve Gürültü vb. Düzenlemelerle, soyut makinelerle ve benzerleriyle birlikte, bunları edimselleştiren somut makineler, bilişimselleştirilebilir “içerim ağaçları” sistemlerine göre değil, köksap tarzında örgütlenmişlerdir; bu örgütlenme, ilgili ifade ve kodlandırma maddelerinin özgül niteliklerini yitirtebilecek ikili çözülmelere indirgenemeyen formüllere göre yapılmıştır. Biyolojik bir sürecin makinesel özellikleri fiziksel-kimyasal ya da astrofiziksel özelliklere “tercüme edilemez.” Bunlar karşılaştırılabilir; sayılar, topolojiler, her türden biçimlendirme, birinden diğerine geçirilebilir; ama indirgenemez haldeki süreç, makinesel mutasyonların botanik sınıflandırılışında işgal ettiği tekil konum için bu söz konusu olamaz. Değişmezlerin hiyerarşisi süreçlerin daima dışında kalır; keza donanımların kurumları ile bunlar üzerinde temellenen teoriler için de durum aynıdır. Bir yanda Yasa, Teori vardır; diğer yanda, praksis, deneyim. Ancak önceden yerleşmiş değerler hiyerarşisinden kopan toplumun canlı kısımlarında işleyen bir teori-praksis, kendi üzerinde yersizyurtsuzlaşan —dolayısıyla hiçbir biçimde ezeli olmayan—, sonsuz bir köksapsal genişleme içinde birbirine bağlanan soyut makine sistemlerini, socius‘u sabitlemek ve katmanlaştırmak için değil, fakat geçici bir düzen sağlamak için birbirine eklemleyecektir.

Kaçış Çizgileri: Başka Bir Olanaklar Dünyası İçin — Félix Guattari; TR: Işık Ergüden, s.98

1 Yorum

Filed under Çeviri

Charlie’nin Sırrı — Jacques-Alain Miller

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

Jacques-Alain Miller: [Charlie Hebdo üzerine: (1) Kötüsözün Dönüşü, (2) Lirik Yanılsama, (3) Fransa Polislerini Sever, (4) Charlie’nin Sırrı, (5) Wolinski, Santo Subito!]

Jacques-Alain Miller — 14 Ocak 2015 — lacan.com

Arjantin’de güvercin dışkısı şans getiriyor. Plajda güneşlenen arkadaşım Graciela böyle dedi bana “Acá, si a uno lo caga una paloma, significa buena suerte” (Burda bir güvercin sıçarsa, iyi şans demektir). Bu kehaneti kabul edelim. Başkan’ın şanslı yıldızlarına inandığını biliyoruz. Kısacası, derin bok içindeyiz, bu iyiye işaret.

Graciela, ki derslerimi de okumuştur, acaba bunun “Gerçeğin bir yanıtı,” Tanrıların bir belirmesi olup olmayacağını sordu. Romalılar, o batıl inançlarıyla, böyle şeylere inanmazlık etmezlerdi. Ve unutmayalım ki İsa vaftiz edilirken gök açıldı, “Kutsal Ruh, bedensel görünümde, güvercin gibi O’nun üzerine indi.” (Luke 3.22)

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri

Makine ve Yapı — Félix Guattari

Makine ve yapı arasında önereceğim ayrım, bu sözcükleri kullanışımıza dayanıyor sadece; matematiksel bir problemle uğraşmak üzere icat edilen türde salt bir ‘yazma cihazı’yla, veya gelişimin belirli bir aşamasında yeniden dikkate alınması gereken bir aksiyomla, veya yine burada bahsedecek olduğumuz türden bir makineyle uğraştığımızı düşünebiliriz.

Dolayısıyla şu olguları parantez içine aldığımı belli etmek isterim: aslında bir makine kendi yapısal eklemlenişlerinden ayırt edilemez, buna karşılık, her olumsal yapıya bir makineler sistemi tarafından ya da en azından bir mantık makinesi tarafından hükmedilir, ki göstermek istediğim şey budur. Bu ayrımı tesis ederek başlamak, olaylarla ve tarihle ilişkisi içinde öznelliğin özel koşullarının teşhis edilmesini kolaylaştırabilmek için, bence hayati görünmektedir (*).

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri