Tag Archives: Félix Guattari

D&G Kurtlarını Döküyor

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

Nümerik Esintiler 57: Yapay Zeka Radyo Programı 🤖📻💌

1914: Tek bir kurt mu yoksa birçok kurt mu? (Gilles Deleuze & Félix Guattari)

“1914: Tek bir kurt mu yoksa birçok kurt mu? — Gilles Deleuze & Félix Guattari”
Bu başlık, Mille Plateaux’nun ünlü bölümü ‘1914: Bir kurt mu, yoksa birçok kurt mu?’da kurulan polemiği Türkçeye içerden taşır: tekil bir ‘kurt’ figürünü temsilin birimi olarak koymak ile çoklu bir ‘kurtlar’ tertibini, yani özdeşlikten kaçan çoğulluğu, analiz etmenin farkını öne çıkarır. Tarihsel belirteç ‘1914’, Freud’un Kurtadam vakasının ilk uzun analiz döneminin bittiği yıla ve aynı zamanda Avrupa’daki büyük kopuş eşiğine işaret eder; böylece vaka-klinik düzlemi ile kıtasal kırılma aynı hudutta kıvılcım alır. İmza olarak Deleuze & Guattari, metni klasik vaka şerhinden ayırır ve ‘özel isim’ ile ‘sürü’ ilişkisini, katı özdeşlik yerine firar hattına dayanan bir söyleyişe bağlar; burada ‘kurt’ bir zoolojik birey değil, şizoanalitik söyleyişin içinde hudut bozan bir endekstir. Başlığa yerleştirilen soru, semptomun ‘tekil anlam’ına mı, yoksa söylenenin çoğul tertiplerine mi kulak verileceği eşiğini dramatize eder: Lacancı bir okur için bu, özdeşleşme imleyenlerinin zinciri ile keyfiyetin çentikleri arasında, reel’e açık bir hudut çizme sorunudur. Deleuze–Guattari’nin metninde söz konusu başlık bizzat Freud’la, özellikle Kurtadam anlatısıyla tartışır; Freud’un tekilleştirici, soy kütüğüne dayalı okumasını, ‘çokluk’ ile ‘tertip’ kavramları lehine sökmeyi dener; böylece ‘kurt’ artık sabit bir sembolik figür değil, hudut bozma içindeki bir söyleyiş vektörüne dönüşür. Bu çerçeve, Lacancı için iki yönden verimlidir: bir yandan ‘özel isim’in nasıl olup da imleyen zincirde bir düğüm işlevi gördüğünü tekrar yoklamaya çağırır, öte yandan ‘sürü/çokluk’ vurgusuyla, fantazinin sahnesini tek bir imleyen etrafında katılaştırma alışkanlığına itiraz eder; buradaki asıl mesele, öznenin sahilik talebini imleyen tekilliğin, söylemin gerçel tertiplerinde nasıl bozulduğunu görmektir. Deleuze & Guattari’nin ilgili bölümünün İngilizce çevirisinde bu başlık, Freudcu tekilleştirme karşısında ‘çokluk’ kavramını öne sürerek, ‘bir ve çok’ ikiliğini diyalektik karşıtlık olmaktan çıkarmayı amaçlar; amaç, çoğulu, yitirilmiş ya da gelecek bir birlik karşısında eksik parça olarak değil, kendi başına bir düzen olarak düşünmektir (🔗; 🔗). Bu tartışmanın doğrudan Freud’un ‘Kurtadam’ dosyasına bağlandığını, bölümün baştan sona o vaka etrafında katlandığını hatırlatmak, başlığın yerleştirdiği dengeyi daha da görünür kılar (🔗).

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Suni muhaberat

1914: Tek bir kurt mu yoksa birçok kurt mu? — Gilles Deleuze & Félix Guattari

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

MILLE PLATEAUX’dan bir bölüm

O gün, Kurtadam kanepeden indi, pek yorgun. Freud’un bir mahareti olduğunu biliyordu: hakikate sürtünüp yanından geçmek ve sonra boşluğu çağrışımlarla doldurmak. Freud’un kurtlardan hiç anlamadığını biliyordu, hem anüsten de. Freud yalnızca köpeğin ne demek olduğunu ve köpeğin kuyruğunu anlıyordu. Bu yetmezdi, yetmeyecekti. Kurtadam, Freud’un yakında onu iyileşmiş ilan edeceğini, oysa işin aslının öyle olmadığını ve sonsuza dek Ruth tarafından, Lacan tarafından, Leclaire tarafından tedavi edilmeyi sürdüreceğini biliyordu. Nihayet, gerçek bir özel isim edinmekte olduğunu da biliyordu: Kurtadam, kendi isminden çok daha “temiz”, çünkü bir cins çoğulluğun anlık kavranışında en yüksek tekilliğe erişiyordu: kurtlar — fakat bu yeni, bu sahici özel ismin çirkinleştirileceğini, yanlış yazılacağını, soyada aktarılacağını da.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Eviri

ARZULAYAN MAKİNELER FALAN FİLAN SAÇMALIYOZ💥🧠🔺👨‍👩‍👦‍👦🚨🌈 — Deleuze & Guattari

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🌀⚔️💫 IPA/FLŽ 🌀⚔️💫
🤖🧠 Saikbilim Evirileri 🤖🧠

(Freudcu Post-Feminist Manifestodan Deleuze & Guattari’ye Yanıt, IPA/FLŽ: Deleuze & Guattari’nin Üçlü İhaneti)

Anti-Ödip, Bölüm 1: Arzulayan makineler

Her yerde işliyor bu şeyler 🤖🌌, bazen hiç durmaksızın, bazen kesik kesik ⏳. Soluyor 💨, ısınıyor 🔥, yiyor 🍽️. Sıçıyor 💩, boşalıyor 💦. ‘O’ demek ne büyük yanlıştı 🧠❌. Her yerde makineler bunlar, asla mecazi anlamda değil; makinelerin makineleri, kendi bağlaşmalarıyla, bağlantılarıyla ⚙️🔗. Bir makine-organ, bir makine-kaynağa bağlanıyor: biri bir akış salıyor 🌊, diğeri onu kesiyor ✂️. Meme bir süt üreten makine, ağız ise ona bağlı bir makine 🍼👄. Anoreksiğin ağzı kararsız: bir yeme makinesi mi, bir anal makine mi, bir konuşma makinesi mi, bir soluma makinesi mi (astım kriziyle) 🤔🥄🍑🗣️💨. İşte hepimiz böyleyiz, her birimizin kendi küçük makineleri var 🛠️. Bir makine-organ, bir enerji makinesi için; hep akışlar ve kesintiler 🔄. Başkan Schreber’in kıçında gökyüzünün ışınları var ☀️🍑. Güneş anüsü. Ve emin olun ki bu çalışıyor; Başkan Schreber bir şey hissediyor, bir şey üretiyor ve bunun teorisini bile yapabiliyor 🤯📚. Bir şey üretiliyor: makine etkileri, asla metaforlar değil 🚀.

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Eviri

Analitik-militan çalışma — Félix Guattari

Yer seviyesindeki (Amerikalıların söylemekten hoşlandıkları gibi “grass root” [taban]) kolektif düzenlemelerin rollerinden biri, özellikle, bu tür ilişkileri daimi bir şekilde ortaya koymaktan ibarettir. Burada amaç, bunları, nihai işlevi arzunun bütün tekilliklerini ortak değerlere, egemen tekrarlara asimile etmek olan bir tür seyir-sindirim içinde tüketilecek unvanlar, fotoğraflar haline getirmek değil; ya toplumsal gerçek içinde ya da bilinçdışının semiyotikleştirme kiplikleri içinde eylemde bulunmalarını sağlamaktır. İlişkilendirme, sonuçta —gazete ya da dergi okurken— insanların kafasında zorlama bir işbirliği gerçekleştirecek, onları mekanik olarak “koşutluk” kurmaya koşullayacak bir iktidar manipülasyonunun sonucu olmayacaktır. Keza, psikanalistlerden esinlenen sezgilerin ya da araştırmacıların spekülatif hipotezlerinin de sonucu olmayacaktır. Bu, çok farklı mücadele kesimleri arasındaki herhangi bir özel durumda işleyebilen, görülmemiş bağlantıları “öğrenmek”ten —kolektif olarak semiyotikleştirmekten, diyebiliriz— ibaret analitik-militan (1) bir program olacaktır. Bu durumda, sadece biçimsel bir dayanışma düzeyinde cereyan etmeyen, zekâ ve kalp düzeyinde de cereyan eden bir şeyle karşı karşıyayız (Bellochio’nun Parma hastanesi üzerine filmi Fous à délier’de (2) geri zekâlıların ve mongolların bir metalürji fabrikasının işçilerinin sorumluluğuna verilmesi; bambaşka bir alanda, şair Yann Houssin’in (3) —asker komiteleri kurma bahanesiyle— hapse atılması karşısında, Nîmes’te askeri konularla olduğu kadar şiirle ve bölgeci mücadeleyle de ilgilenen insanların bir ağ kurması). Bir Korsikalıyı bir Bretonludan ya da bir Parisliden ayıran şey, görünüşte, sosyoekonomik, dilsel, hatta ekolojik özelliklerdir, fakat gerçekte, sevmenin, evreni algılamanın, konuşmanın, dans etmenin, okuma ve yazmanın vb. iki ayrı tarzı gibi moleküler düzeyde cisimleşen mikro-politikaların billurlaşmasıdır. Bu açıdan bakıldığında, bazı özerklik hareketlerinde görüldüğü gibi, geçirimsiz ve gerici bir tür mizaç tepkisine kapanmak yerine, “Korsika sorunu”nun bazı semiyotik bileşenlerinin Bretonluların ya da kadınların, çocukların, homoseksüellerin kurtuluş sorunlarına benzediği görülür.

Biri öncelikle toplumu değiştirmekten, diğeri ise gerçek yaşamda olup bitenle ilgilenmekten ibaret ardışık iki zaman yoktur. Bu çalışmanın ikinci kısmında ağaç ve taklit politikalarının karşısına çıkaracağımız köksap ve harita politikaları aynı nesnelere ve çoğu zaman da ortak bir şekilde uygulanır. Bunlar tabi kılıcı büyük toplumsal sistemleri olduğu kadar, küçük gruplarda, aile ya da bireyde işleyen minyatürleştirilmiş iktidar oluşumlarını da hedef alırlar. Bu koşullarda, doğaya, iyi duygulara, el erimindeki aletlere ve “ortak yaşam topluluklarına” öncelikli bir geri dönüşten beklenebilecek bir kurtuluş yoktur. Şehirler vardır, ordular ve polisler de, “çokuluslular”, merkezi partiler, sınai kompleksleri, seçim gelenekleri vardır. Büyülü bir çubuğu sallayarak bunlardan kurtulmanın yolu yoktur! Fakat en azından bunların mahkûmu olmamak, bu tür mekanizmaların aktif suç ortağı olmamak, dahası, bu tür nesneyi ve moler ilişkileri var-etmemeye başlamak denenebilir! Etraflarından dolanılamıyorsa eğer, bunları içerden oymak ve fırsat çıktığında —bu tür vesileleri titizlikle hazırlamak pahasına— dışarıdan parça parça sökmek mümkün müdür? Tek kelimeyle, “yasa yapma” iddiasındaki bir toplumun sözüm ona nesnel yasalarını bozmak mümkün müdür?

(1) Program terimi burada, örneğin, “Solun Ortak Programı”ndan söz edildiği anlamda değil, sado-mazoşistlerin programdan söz edişleri anlamında kullanılmıştır, yani öngörüleri her yandan aşan bir deneyimi yönlendirmek için bir işaretleme aracıdır; gizem ve büyülenme, “asla görülmemiş” izlenimi, programlanmış evrelerin ritüelleştirilmiş niteliğine rağmen, buradan kaynaklanır. Çağdaş müzikte de “program müziği”nden söz edilir. Burada önemli bir bölüm icracılara bırakılır ve metin ana bilgilerden, genel çalışma yönelimlerinden başkasını vermez.

(2) Orijinal Adı Matti da slegare olan ve İtalya’daki psikiyatrinin facia halini ortaya koyan 1975 tarihli belgesel. (ç.n.)

(3) Tristan Cabral (Yann Houssin), Ouvrez le feu, Paris, Plasma, 1975.

Kaçış Çizgileri: Başka Bir Olanaklar Dünyası İçin — Félix Guattari; TR: Işık Ergüden, s.109

1 Yorum

Filed under Çeviri

Soyut Makineler — Félix Guattari

Eğer hiyerarşiler, bürokrasiler, fallokrasiler, gerontokrasiler “komuta kodlarını bırakmak” zorunda kalırlarsa ne olur? Toplumsal alan nasıl bir yeni istikrar edinir? Bu soru üzerinde ilerleyebilmek için, Kolektif Donanım işlevi ile kolektif düzenleme işlevi (makinesel düzenleme ve sözcelem düzenlemesi) arasında önermiş olduğumuz ayrıma tekrar dönmemiz gerekir. Bu işlevlerin işin içine katılması —özellikle Kolektif Donanım ağları düzeyinde—, toplumsal alanın istikrarının, tıpkı dil ya da libido alanının istikrarı gibi, transandantal değişmezlerin hiçbir sistemine dayanmadığını göstermemizi sağlar. Bir düzeyden diğerine —örneğin ekonomik bir düzeyden “ideolojik” bir düzeye— “geçişi” mümkün kılan şey, toplumsal yanallık [transversalité] diye adlandırdığımız şeyin garantisi, kesin olarak sınırlandırılmış ilke, kategori ve unsurlara bağımlı değildir. Her seferinde her şey yeniden yapılmalıdır. Daha kesin bir ifadeyle, verili tarihsel dönem ve koşullarda bu istikrarı ve bu yanallığı sağlamak, soyut yersizyurtsuzlaştırma makineleri sistemleri diye adlandırdığımız şeyi, az çok geçici sıfatla ortaya koyan somut makine ağlarına düşer. Somut donanım ve düzenlemelerin etrafında billurlaştığı soyut makineler —bu çalışmanın üçüncü bölümünde buna geri döneceğiz— toplumsal zamansallığın dışında değildir, bu zamansallığın içinden geçer, onu üretir ve yeniden üretirler. Her semiyotik bileşene ve her kodlandırma bileşenine özgü yersizyurtsuzlaşma katsayılarının düzenlenmesini tartışma konusu ederler. Fakat Donanımlardan Düzenlemelere geçerek, soyut bir makineler rejiminden bir diğer rejime geçilir. Donanımlarla birlikte, soyut makineler kümesi tek bir komutaya —Sermaye— bağlanır ve bu komutanın etrafında, toplumsal alanın bütün koordinat ve değerlerini ikilikçi bir tarzda bölümlendiren bütün bir genelkurmay örgütlenir: Anlamlı [gösteren] ve Anlamsız, Yararlı ve Yararsız, Akıl ve Akılsızlık, Güzel ve Çirkin, Musiki ve Gürültü vb. Düzenlemelerle, soyut makinelerle ve benzerleriyle birlikte, bunları edimselleştiren somut makineler, bilişimselleştirilebilir “içerim ağaçları” sistemlerine göre değil, köksap tarzında örgütlenmişlerdir; bu örgütlenme, ilgili ifade ve kodlandırma maddelerinin özgül niteliklerini yitirtebilecek ikili çözülmelere indirgenemeyen formüllere göre yapılmıştır. Biyolojik bir sürecin makinesel özellikleri fiziksel-kimyasal ya da astrofiziksel özelliklere “tercüme edilemez.” Bunlar karşılaştırılabilir; sayılar, topolojiler, her türden biçimlendirme, birinden diğerine geçirilebilir; ama indirgenemez haldeki süreç, makinesel mutasyonların botanik sınıflandırılışında işgal ettiği tekil konum için bu söz konusu olamaz. Değişmezlerin hiyerarşisi süreçlerin daima dışında kalır; keza donanımların kurumları ile bunlar üzerinde temellenen teoriler için de durum aynıdır. Bir yanda Yasa, Teori vardır; diğer yanda, praksis, deneyim. Ancak önceden yerleşmiş değerler hiyerarşisinden kopan toplumun canlı kısımlarında işleyen bir teori-praksis, kendi üzerinde yersizyurtsuzlaşan —dolayısıyla hiçbir biçimde ezeli olmayan—, sonsuz bir köksapsal genişleme içinde birbirine bağlanan soyut makine sistemlerini, socius‘u sabitlemek ve katmanlaştırmak için değil, fakat geçici bir düzen sağlamak için birbirine eklemleyecektir.

Kaçış Çizgileri: Başka Bir Olanaklar Dünyası İçin — Félix Guattari; TR: Işık Ergüden, s.98

1 Yorum

Filed under Çeviri

Makine ve Yapı — Félix Guattari

Makine ve yapı arasında önereceğim ayrım, bu sözcükleri kullanışımıza dayanıyor sadece; matematiksel bir problemle uğraşmak üzere icat edilen türde salt bir ‘yazma cihazı’yla, veya gelişimin belirli bir aşamasında yeniden dikkate alınması gereken bir aksiyomla, veya yine burada bahsedecek olduğumuz türden bir makineyle uğraştığımızı düşünebiliriz.

Dolayısıyla şu olguları parantez içine aldığımı belli etmek isterim: aslında bir makine kendi yapısal eklemlenişlerinden ayırt edilemez, buna karşılık, her olumsal yapıya bir makineler sistemi tarafından ya da en azından bir mantık makinesi tarafından hükmedilir, ki göstermek istediğim şey budur. Bu ayrımı tesis ederek başlamak, olaylarla ve tarihle ilişkisi içinde öznelliğin özel koşullarının teşhis edilmesini kolaylaştırabilmek için, bence hayati görünmektedir (*).

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri