Tag Archives: Entropi

Dijital aktarım: Enerji ve Entropi

(İngilizcesi)

Ne yapacağımı size söyleyeyim: Çabucak bu gönderiyi yazıp sonra süpermarkete gideceğim. Anlatacaklarım, Boston Lacan Çalışma Grubu’nun (BSLG) bugünkü “Lacan, Seminer kitabı 8: Aktarım, ders 12″ konulu toplantısına giderken yolda beliren düşüncelerdir. Toplantıda bu düşünceleri dile getirmem için hiçbir sebep yoktu, zira büyük Ötekimiz yoktuysa da tartışacak başka konularımız vardı. İyi ki de vardı.

20160910_163336

Sizi telefonumla tanıştırayım, gerçi o bir telefon sayılmaz çünkü onda SIM kart yoktur (daha doğrusu mikro-SIM kart yoktur, çünkü öbür telefonumda ikamet eden bir başka SIM kart vardır, nitekim o gerçek bir telefondur) ama şimdiki mesele bu değil. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Sen – Radiohead

Sen güneş ve ay ve yıldızlarsın, öylesin
Ve ben senden kaçamam asla

Kaotik işler yapmaya uğraşırsın
Ve niye kendime inanayım ki sana inanmak varken?

Sanki dünya çok yakında sona erecekmiş gibi
Ve niye kendime inanayım ki?

Sen, ben ve herşey ateşe kapılmış
Boğulduğumu gördüm, ateşe kapılmış

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Düzensizlik — Joy Division

Gelip bir rehberin elimden tutmasını bekliyorum
Bu duygular normal insan hazzını bana hissettirir mi?
Bu duygular bir gün daha beni zor ilgilendirir
Bende ruh var, düşür hissi, sarsılmayı önle

Hızlanıyor, daha hızlı gidiyor, çığırından çıkıyor
Onuncu katta, arka merdivenden aşağı, sahipsiz topraklar
Işıklar parlıyor, arabalar çarpıyor, giderek sıklaşıyor
Bende ruh var, düşür hissi, çıksın bir şekilde

Bana verdiği anlam, sana verdiği anlam, ve buluşacağız gene
Seni izliyorum, onu izliyorum, arkadaşlarının acımasını almayayım kalsın
Kim haklı, kim bilebilir, ve kimin umurunda ki şu anda
Yeni duygu ruh yakalayıncaya kadar, o zaman bilirsin
Yeni duygu ruh yakalayıncaya kadar, o zaman bilirsin
Yeni duygu ruh yakalayıncaya kadar, o zaman bilirsin
Bende ruh var, ama düşür hissi
Bende ruh var, ama düşür hissi
Hissi, hissi, hissi, hissi, hissi, hissi, hissi

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Karadelik Güneşi — Soundgarden

Gözümde rızasızca
Bilinmez kılıklarda
Saklanır yüz, uzanır yılan
Ve güneş, rezaletimde
Kızgın hararet leş gibi yaz
Kararmış gök ölmüş sanki
Çağır adımı kaymaktan doğru
Ben de duyayım bağırtını gene

Karadelik güneşi
Gelmeyeceksin?
Yağmuru silip süpürmeyeceksin?
Karadelik güneşi
Gelmeyeceksin?
Gelmeyeceksin?

Kekelerken soğuk nemli
Sıcak esintiyi çal yorgun dostum
Vakti geçmiş dürüst adamların
Bazen fazla geliyor yılanlara
Pabuçlarımda yürüyen uyku
Gençliğe duacıyım tutunmak için
Cennet artık kovsun şu Cehennemi
Kimse senin gibi şarkı söylemiyor ki

Karadelik güneşi
Gelmeyeceksin?
Yağmuru silip süpürmeyeceksin?
Karadelik güneşi
Gelmeyeceksin?
Gelmeyeceksin?

Karadelik güneşi
Karadelik güneşi
Gelmeyeceksin?

Başım eğik korkum boğuk
Hepiniz kayboluncaya dek

Karadelik güneşi
Gelmeyeceksin?
Yağmuru silip süpürmeyeceksin?
Karadelik güneşi
Gelmeyeceksin?
Gelmeyeceksin?

Karadelik güneşi
Karadelik güneşi
Gelmeyeceksin?

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Termodinamik üzerine — Jacques Lacan

Kölenin bilgisini ondan çıkartan şey –yakından bakarsak– Hegel’in evrelerini adım adım izlediği tarihin tamamıdır. Hegel’in bu tarihi istikametini görmeden izleyebilmesi olağandışıdır ve haklı bir nedenle: Hegel Newton’un keşifleri alanındaydı henüz, termodinamiğin doğuşuna tanık olmamıştı henüz. Termodinamik adını alarak bütünleşen bu alanı oluşturan formülleri Hegel eğer devreye sokabilseydi, belki orada imleyenin hükmünü tanıyabilecekti. Orada imleyen üst üste tekrarlanır: S1, gene S1. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Entropi: İz’in İhtişamı — Jacques Lacan

(robot özet)

İmleyen bir özneyi bir başka imleyene temsil etmekle ifadelendiriliverir. Keyfiyete [jouissance] yönelen o başlatıcı yinelemeye bu yolla anlam veririz.

Böylece şunu kavrarız: Öyle bir düzey vardır ki bilgiye hükmeden, onu ifadelendiren, saf formel lüzumlardır, yazının lüzumlarıdır. Bunların güncel karşılığı da belli bir mantık tarzıdır ki mantık zaten yazının ele alınması demektir. Çağdaş mantık deneyimiyle desteklenen bu bilgi, analitik klinikte yinelemenin etkisini ölçerken işleyen bilginin aynısıdır. Bize en damıtık gözüken bilgi odur, ampirik gözlemden damıtıp çıkarılamayacağı besbelli olsa bile.

Okumaya devam et →

16 Yorum

Filed under Çeviri

James Gleick’ın Enformasyon kitabının değerlendirmesi

İngilizcesi: Alok Jha (The Guardian Bilim Muhabiri) 22 Kasım 2012
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Gleick kendisine anıtsal bir görev veriyor —insanlık tarihi boyunca enformasyonun öyküsünü anlatmak— ve yerine getiriyor.

Sumerian tablet with cuneiform script

Çivi yazısı en az bilgisayarlar ve akıllı telefonlar kadar türümüzün enformasyona hakimiyet öyküsünün bir parçasıdır. Fotoğraf: Araldo De Luca/Corbis

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim, Programlama

Zaruret Hakkı — G. W. F. Hegel

Doğal iradenin çıkarları dediğimiz tikellik, tekil bir bütünlük içinde ele alındığında, kişisel varoluş veya yaşamdır. Aşırı tehlike altındaysa ve bir başkasının hukuki mülkiyeti ile çelişki içindeyse bu yaşam (merhamet değil, hak olarak) bir zaruret hakkı iddia edebilir, çünkü böyle bir durumda bir yanda insanın varoluşuna sonsuz bir zarar ve dolayısıyla hakların tamamen kaybedilmesi vardır, öbür yanda ise özgürlüğün sadece tekil sınırlı bir bedenlenişinin zarar görmesi vardır, ve bu yüzden hukukun hem haklar olarak hem de zarar gören insanın hak yetkinliği olarak tanınması gerekir, çünkü zarar insanın yalnızca bu mülkiyetini etkiler.
(Hegel 1820 Hukuk Felsefesi, İkinci Kısım: Ahlak, § 127)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Acı insanı böler — Emek Dünyası

Acı insanı böler. Konuşan ve susan olmak üzere iki parçaya ayırır. Bir yanımız yaşananların üzerinden atlar, “acımadı ki” der gibi, şen şakrak yaşantısını sürdürüyor gibidir. Öbür yanımız ise bu acıyı bilmekte, hatırlamakta ve susmakta, belki de bir yanıt bulmaya çalışmaktadır.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Makale

Ulusal ganglion sistemi, madde-kabuk olarak ulus-devlet

Düzen, düzensizliğin ta kendisidir. Düzensizliğin mevcut, kendini devam ettiren belirli biçimidir. Düzen, kafası kopmuş delice koşan bir tavuk gibidir. Daha doğrusu, binlerce kafası olan, şekli şemali belirsiz garip bir yaratıktır. Bu yaratığın dağıtık sinir sisteminde her birimiz birer ganglion işlevi görürüz, bu işlevi ne zaman ve ne şekilde yerine getirdiğimizi anlamasak da. Bütün beynimiz, zihnimiz düzenin kontrolünde demiyorum, aksine beynimizin küçük bir bölümü düzenin sürmesi için yeterlidir, geri kalanıyla ne yaptığımız da düzenin çok “umrunda değildir”, nasıl olsa düzenin birlik-bütünlüğü sürdükçe diğer bütün çabalarımız nihayetinde (metalaşarak/şirketleşerek vs) bu düzenin bir momenti olmaya indirgenecektir.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey