Tag Archives: Işık Barış Fidaner

İki yokluk ve bir ayrılma: Tanrı-Doğa’dan irade-sistem’e — Işık Barış Fidaner

Gerçeği Sorgulamak‘ta Žižek modern özneyi Yazgı ve Tanrı’nın çifte kaybı yoluyla tanımlar:

kahramanın simgesel koordinatlarını önceden belirleyen tözsel bir Yazgı yoktur, patetik kahramanca feda jestiyle üstlenmeleri gereken bir suçluluk yoktur. ‘Tanrı ölmüştür’, öznenin kendi varlığının nüvesini feda etmeye hazır olduğu tözsel Evrensel, boş bir biçimdir, tözsel içerikten yoksun gülünç bir ritüeldir, buna rağmen özneyi rehin almıştır.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Arzu ile Arıza — Işık Barış Fidaner

Psikanalizin belki de en büyük buluşu ya da icadı, arzu ile arıza kavramları arasında bulduğu bağlantı ya da kurduğu köprüdür. Bu köprü yoluyla, rüya, dil sürçmesi ve şaka gibi arızî edimlerin yapısında saklanan cinsel veya saldırgan arzu ve dürtüler tespit edilmiş ve bunlara Bilinçdışı adı verilmiştir. Öte yandan bilinçdışı arzuların gizemli “kral yolu”nu (Freud’un deyişi) sonuna kadar izleyenler nihayetinde kimi temel arıza ve çıkmazlarla yüzyüze gelirler: Dilde kelimelerin yetersiz kalması, cinsiyetli varlıkların ölümlü olması, Gerçeğin imkansız olması, hakikatin tamamsız olması… [1] Arzu ile arızanın ortak özelliği, yapıcı olmaktan çok bozucu olmalarıdır. Bu yüzden ruh sağlığı ile ilgili “bozukluk”lardan bahsedilir. Peki arzu ile arıza neleri bozar?

Okumaya devam et →

23 Yorum

Filed under Şey

Ahlak Bombasını Reddetmek ve Etkisiz Hale Getirmek — Işık Barış Fidaner

defuse

James Bond Goldfinger’ın bombasını etkisiz hale getirir

Ego, statik bir varlık değil, dinamik bir süreçtir, ama nasıl? Žižek’in ahlak ile etik ayrımında, Ego ahlak tarafındadır:

Ahlak, diğer insanlarla ilişkilerimdeki simetriyle ilgilidir; temel kuralı “sana yapmamı istemediğin şeyi sen de bana yapma”dır. (Hiçten Az)

Ahlak dinamiğindeki “simetri”, bir pozitif geribesleme döngüsüne atıf yapar: Ego, ötekinde karşılaştığı normalleştirmeyi normalleştirir. Ego’nun “sağ-duyu” denilen bu ahlak dinamiği, aslında kör ve patlayıcı bir normalleştirme tekrarlamasıdır.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Fetiş ve Semptomda Yetkilenme ile Bedenlenme — Işık Barış Fidaner

(Konuşma Yetkisi: Fetiş, Semptom ve Öznelik Dramının Bedenleşmiş Hâli)

Bir imleyenin telaffuzu (ya da bir eşiğin aşılması) için yetkilenme, geleneksel olarak “efendi”yi “köle”den (Hegel) ayırt eden bir egemenlik mücadelesi (Laclau) ile başarılır. Yetkilenme, aktarım süreci ile yakından ilgilidir. Aktarım süreci, objet a‘nın bedenlenmesi olarak gerçekleşir [1]. Bu sürecin aldığı iki şekil vardır:

Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Şey

Yetkilenmenin Bedenlenmeden Ayrılması — Işık Barış Fidaner

Bu metinde yetkilenmenin bedenlenmeden ayrılmasına [1] farklı terimlerle ifade veriyorum. Psikanalizde “ayrılma” terimi genelde bebeğin annesinden ayrılmasına (memeden kesme) atıf yapar ama aynı zamanda kişinin sevdiği birinden fizikî ya da psişik ayrılmasına da atıf yapabilir, bu ayrılma (yas süreci ile) öznenin önceden geçirdiği tüm ayrılmaları hatırlatır. Ayrılma bazen öznenin gelişimi için gerekli bir adım ve bir başarı olarak görülür. Lacan ve Žižek bu kelimeye farklı ve soyut bir anlam verir: Ayrılma kişiyi yabancılaşmadan kurtaran özgül bir yoldur. Ben bu kelimeyi yetkilenmenin bedenlenmeden ayrıklığını vurgulamak için kullanıyorum. Klein’dan başlayalım.

Okumaya devam et →

22 Yorum

Filed under Şey

Yetkilenmenin (Simgesel Dikiş) Bedenlenmeden (Gerçek Dikiş) Ayrılması — Işık Barış Fidaner

(Çifte Dikiş)

Cinsiyet ve Başarısız Mutlak‘ta Slavoj Žižek iki dikişi birbirinden ayırır:

“içerisi” (imleyenin uzayı), imletici düzende ondan dışlanan şeyin yerini tutan ek bir öğe [(S1)] ile dikişlenmelidir … ve dışsal gerçekliğin kendisi, orada simgesel sürecin yerini tutan bir öğe (objet a) ile dikişlenmelidir.

Okumaya devam et →

15 Yorum

Filed under Şey

Simgesel Düzen Nelerden Oluşur? — Işık Barış Fidaner

(Yetki, İrade, Sistem, Beden: Bir Simgesel Düzeneğin Anatomisi)

Bu metnin ilk kısmında, simgesel düzeni Žižek’in terimleriyle tarif ediyorum. İkinci kısımda, aynı görüngüyü adlandırmak için kendi terimlerimi öneriyorum.

Okumaya devam et →

17 Yorum

Filed under Şey

Fetişlerin Simgesel Yetkilenmesi ile Semptomların Gerçek Yetkilenmesi — Işık Barış Fidaner

(Fetişlerin Simgesel Yetkilenmesi ve Belirtilerin Gerçek Yetkilenmesi)

Hiçten Az‘da Žižek’in alıntı yaptığı Mladen Dolar yetkilenmenin sorgulanmamış desteklerinin dalga geçerek boşa düşürülmesini anlatır:

Konuşmalara katılanlar Sokrat’la yüzleştiklerinde sözleri birdenbire kulağa alıntı gibi, klişe gibi, ödünç alınmış sesler gibi gelmeye başlar; insan konuşma yetkisini aldığı uçurumla burun buruna gelir ve yetkilenmenin olağan desteklerine yaslanmayı denediği anda da konuşma yetkisi boşa düşer. Sanki Sokrat’ın geçtiği dalganın duyulmayan bir yankısı onların konuşmasına eşlik eder, sözlerini oyar, seslerinin içini boşaltır ve o sesler ödünç alınmış gibi, el konulmuş gibi görünür.

Okumaya devam et →

31 Yorum

Filed under Şey

Dekripsiyon ile Deşifreleme — Işık Barış Fidaner

(Dekripsiyon ile Deşifreleme Arasında)

Günümüzde “veri” büyüktür. Ama veri, ona olan erişimin şeyleştirilmesinden ibarettir. Bir yazı tura, ancak neticeler açıkça görülüp ayırt edilebilirse yazı ya da tura gelebilir. Bu, kuantum fiziğinin iyi bilinen garip bir gerçeğidir. Yani neticeye erişilmesini sağlayan “yazı” ve “tura” kavramları o neticenin belirişinde kritik bir rol oynar. Nitekim, bir veri bedenine olan kavramsal erişim, en az o verinin cevheri kadar önemlidir. Birincisi ikincisinin anahtarıdır. İnternet’te dolaşan ağ paketlerinde bu iki şeye sırasıyla “başlık” ve “yük” [“header” and “payload”] denir. Her başlık kendi yükünün kilidini açar. Tüm veri kavramlarca kapsüllenir. Dijitallik nihayetinde kavramsallığa dayanır.

Okumaya devam et →

21 Yorum

Filed under Şey

Siborgum Ama Sıkıntı Yok: Çılgınım Ama Muhafazakarım — Işık Barış Fidaner

Bu yazıda Siborgum Ama Sıkıntı Yok (I’m a Cyborg But That’s OK, 2006) filmi üzerine küçük bir analiz yapacağım. Spoiler olmaması için yazıyı okumadan önce filmi izlemenizi öneririm [1].

Film erkek (Il-soon) ile kadın (Young-goon) arasında cinsel ilişki imkanını mecazî imgelerle ele almış. Psikiyatri hastaları üzerine çizilen “renkli” bir dünyaya yerleştirilmiş mecazî imgeler, cinsel ilişki imkanını yapısal parçalara ayırmakta kullanılmış. Bu parçalara yakından bakıldığında ise genel tablonun ilk bakışta zannedilebileceği kadar çılgınca olmadığı, hatta muhafazakar kaldığı görülüyor. O yüzden başlıktaki “Sıkıntı yok!” ifadesi filme epey yakışmış.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey