Bilinç ile bilinçdışı arasındaki psikanalitik ayrımı dikkate alarak iki tür angajmanı birbirinden ayırt etmeliyiz. [1] Bu metinde bunu yapacağım.
Tag Archives: Işık Barış Fidaner
Simgesel Angajman ile Gerçek Angajman — Işık Barış Fidaner
Filed under Şey
Tagged as Enerji ile Entropi, Görce Yazıları, Işık Barış Fidaner, Lacancı, Perde
Uzamsal ile Bileşimsel — Işık Barış Fidaner
Öncelikle Deleuzecü kavram çifti gerçel-görcül’ü [1] alalım ve alternatif kavram çifti olarak uzamsal-bileşimsel’i önerelim: Gerçellik uzamsaldır çünkü uzaylarda gerçekleşir, görcüllük ise bileşimseldir çünkü imkan bileşimlerinden oluşur (Deleuze bunlara “bulutlar” der) [2]. Şimdi bu çifti termodinamikten gelen bir başka çift olan makrohâl-mikrohâl ilişkilendirebiliriz: Makrohâl bir sistemin uzamsal bölgelerine tayin edilen sıcaklık, basınç gibi fizikî özellikleri içerir, mikrohâller ise bir sistemdeki moleküllerin imkanlı bileşim ya da düzenlemelerini içerir. Bu aynı zamanda Deleuze-Guattari’nin molar-moleküler ayrımına da denk gelir. Bu da bizi fizikteki daha genel bir kavram çiftine götürür, Enerji-Entropi: Enerji uzamsal makrohâl yoluyla tanımlanır, Entropi ise bileşimsel mikrohâller yoluyla tanımlanır. Böylece Deleuzecü gerçel-görcül’ü termodinamik terimlerle yeniden tanımladık [3].
Filed under Şey
Tagged as Enerji ile Entropi, Entropi, Görce Yazıları, Işık Barış Fidaner, Lacancı, Perde
Saudade Melankolik Arzudur — Işık Barış Fidaner
Saudade çevrilmesinin zorluğuyla bilinen bir Portekizce kelimedir [1]. Saudade, şimdiki zamanı yadsıyarak geçmişteki hoş bir anıyı ya da gelecekteki hoş bir imkanı keyifle özlemektir, ama bu anı ya da imkanın gerçekte kaybedildiğine ya da belki hiç olmadığına, o yüzden de imkansız olduğuna ikna olmuş bir özlemdir.
Fol Melankoliden Kurtulmak: Kabuktaki Hayalet — Işık Barış Fidaner
(Metinde spoiler’lar var, o yüzden okumadan önce filmi izlemeniz iyi olur)
Not: Fol kelimesi false kelimesinin karşılığıdır. Bkz. “Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim”
Kabuktaki Hayalet (Ghost in the Shell, 2017) son yazdığım metinlerde tartıştığım birçok felsefî kavramı ele alan bir bilimkurgu filmi. Major Mira Killian adındaki bir siborg kadının öyküsünü anlatıyor. Major’ın biyolojik beynini Hanka Robotics sibernetik bir bedene yerleştirmiştir. Ünvanının belirttiği “majör” askerî-politik amaçlar için hem yetkilendirilmiş hem de inşa edilmiştir. Ama bu ünvanın anlamı film içinde değişir: Öyküde Major bir tür yetkilendirmeden bir başka tür yetkilendirmeye geçiş yapar.
Filed under Şey
Tagged as Doğru, Görce Yazıları, Işık Barış Fidaner, Simgesel Yas ile Gerçek Yas, Sinem Atik
Žižek sonrası evren için Tanrı ve Doğa’yı yeniden tanımlamak — Işık Barış Fidaner
Öncelikle neden tanrı ve doğadan bahsedelim ve niye onları yeniden tanımlayalım? Žižek ve diğer kaynaklardan bildiğimiz gibi ne tanrı ne de doğa vardır, farklı nedenlerle ve farklı şekillerde de olsa. Žižek’e göre Hristiyanlıkta tanrının kendisi kendi yokluğuna tanık olup bir ateist olur. Tanrı gibi doğa da varolmaz, ama daha radikal bir anlamda (kendi yokluğuna tanık bile olmaz). Tanrı ve doğanın ortak özelliği bazen bir büyük Öteki figürü işlevi görmeleridir, yani imleyenler olarak bilinçdışında etkide bulunsalar da tutarlı bir anlamda gerçekten varolmazlar. Peki “tanrı” ve “doğa” böyleyse, birer imleyen ise, neden onları imleyenler olarak yeniden tanımlamayalım? Buradaki derdim “tanrı” ve “doğa”yı dairesel olarak birbirlerine atıfla yeniden tanımlamaktır, öyle ki herhangi biri büyük Öteki rolü üstlenmeden anlam taşıyabilsinler.
Lüzum ve Keyfiyet — Işık Barış Fidaner
(Lüzum ve Keyfiyet: Üstben’in Tiyatrosu)
Žižek Lacan’ın üstben buyruğu “Keyif al!”dan sıklıkla söz eder, ama hiçbir zaman ondaki paradoksu çözmez. “Keyif al!” paradoksal bir buyruktur çünkü keyif tanımı gereği amaçsızdır ama üstben buyruğu ona bir lüzum (mecburiyet, görev) biçimi verir, amaçlılığın biçimini verir. Eğer Žižek’in dediği gibi keyif psikanalizin tanıdığı tek töz ise, o zaman bu lüzum nereden gelir? Bu lüzum nedir ve keyf(iyet)imizi nasıl örgütler?
Okumaya devam et →Filed under Şey
Tagged as Görce Yazıları, Işık Barış Fidaner, Lacancı, Yetkilenme ile Bedenlenme
Postmodern Yabancılaşmaya Göre Dört Söylem
Postmodern yabancılaşma modelinin [1] penceresinden bakıldığında Žižekçi-Lacancı dört söylem neye benzer? Terimleri eşleştirelim:
S1 => Yetki
Özneyi temsil eden Esas-İmleyen S1, bir yetkilenmenin ifadesidir.
S2 => Sistem
Özne S2 (bilgi, imleyenler zinciri) için temsil edilir. S1 yetkisine kaynaklık eden sistem, S2‘dir.
$ => İrade
Özne ($), S1 yetkisinin dayandığı iradedir.
a => Beden
Öznenin irade olarak kaynaklık ettiği beden, a’dır. S1 yetkisi ile eşleşen beden, a’dır. S2 sistemine dayanan beden, a’dır.
Bir Çayın Çaylığında Dört Söylem — Işık Barış Fidaner
(Bir Çayın Çaylığı İçinde Dört Söylem)

Žižek’ten bildiğimiz gibi, özne ($), imleyenler zinciri (S2) karşısında Esas-İmleyen (S1) ile temsil edilir ve objet petit a bu imleme işleminin kalanıdır. Lacan’ın dört söylemi bu dört terim etrafında döner. Şimdi bu terimleri basit bir örnekle açıklayalım: bir çayın çaylığı.
Okumaya devam et →Özgürlük ve sınıf özdeşimi — Işık Barış Fidaner
(Özgürlük ve Sınıf Özdeşimi: Yabancılaşma ile Ayrılma, Sınıf ile Öbek Arasında)
Parallax View‘daki [1] mükemmel bir pasajda, Žižek “özgürlük”ü “tanınmış/üstlenilmiş gereklilik” olarak tanımlar. Bu özgürlük tanımı sınıf özdeşimi ile nasıl ilişkilenir?
Burjuva özdeşimi işçi sınıfı özdeşiminden ayırt etmenin bir yolu, tanınmış/üstlenilmiş gerekliliklerin karakterine bakmaktır: Hayatın aslî gerekliliği, bir burjuva için, sermayeye eklenen değer fazlasıdır; ama bir işçi için, kendi emek-gücünü satma gereğidir. Marksist proleter özdeşim mefhumu da işçi sınıfı özdeşiminden ayırt edilebilir: Proleter özdeşim “siyasî” bir gerekliliği tanır/üstlenir, mesela “egemen sınıf olarak örgütlenme ve sonunda kendisini sınıf olarak ortadan kaldırma” gerekliliğini. Bu proletarya mefhumu hem topluma egemen olmayı hem de kendini ortadan kaldırmayı amaçlayan bir toplumsal sınıfın paradoksudur/saçmantığıdır. Böyle tanımlanıp ayırt edildiğinde proletarya ile işçi sınıfı arasındaki çelişki açıkça görülebilir: Egemen olan bir sınıfın artık emek-gücünü satması gerekmez, ve işçi sınıfı bir özdeşim olarak “ortadan kaldırılamaz”. Bunun alternatifi proletaryayı devrimci parti bakımından tanımlamaktır.
Okumaya devam et →Filed under Çeviri
Tagged as Aurora Borealis, Bilgisayar, Görce Yazıları, Işık Barış Fidaner, Lacancı
Saygın Vatandaş’ta büyük Öteki ile küçük öteki — Işık Barış Fidaner

Bu metni okumadan önce Saygın Vatandaş filmini izlemenizi öneririm.
Gastón Duprat ve Mariano Cohn’un Saygın Vatandaş filminde öyküsü anlatılan Daniel Mantovani, Nobel edebiyat ödüllü, ünlü ve zengindir, yirmili yaşlarında terk edip 40 yıl uzak kaldığı Arjantin’deki memleketi Salas’ı ziyaret eder. Ziyaretinde Salas belediye başkanı ona “saygın vatandaş” olduğu için bir madalya verir, ama Daniel ile Salaslılar arasında büyük sorunlar çıkar ve sonunda ödülü iade eder.
Filed under Çeviri
Tagged as Aurora Borealis, Görce Yazıları, Işık Barış Fidaner, Saygın Vatandaş, Sinem Atik






























