Tag Archives: Kaçak Çağ'la Kan

Kaçak Çağ — fıkra

— Çağ oldu mu?
— Yok daha demlenmedi.
— Peki demleniyor mu?
— Dur şöyle iyice suyu kaynasın da…
— Oğlum sana çağ demle dedik, kaynatmasana!
— Abi iyi de çağ bu, kaynatmadan demini almaz ki?
— Alır alır, sen soyut suya koy çağı, kaynarken demlenir…

IBF

Bkz “Ummanda taşlar gibi dirensek” Kate Havnevik, “Dilmeden (lalangue), Dilmedeni (ekholog), Dilmedeniyet (ekhosen)”, “Musluk Suyu ve Dem’in Dramı” ChatGPT, Suno

3 Yorum

Filed under Şey

Şıklat iffeti ~ Bülent Ortaçgil

Şıklat iffeti köşende öteki
Seni gidi seni, beni gidi beni
Evcek şıklat iffeti eşik beri Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Anti-şiir, Laf sal atası, Şarkı

Can toplam/yekün varsayımıdır, Dünya gerçeğin yamuluşu/sırıtışıdır — Jacques Lacan

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

(öncesi: Televizyon da aynı işi hayli hayli görür)

Bilinçdışı, ne acayip kelime!

Sahiden öyle. Sonuçta Freud daha iyisini bulamadı ama olan olmuş artık, geri dönemeyiz. Yadsımalı olduğundan bu kelime elverişsiz kalıyor, ona dair dünyadaki herşeyi farzedebilirsiniz –ki yapılır da bu hiç tereddütsüz– hatta dünyada olmayan şeyleri de…

Ben tasvip etmesem de sonuç aynıdır: Yeni fark edilen bir şeye ‘hiçbir yerde’ ifadesi kadar ‘her yerde’ ifadesi de yakışır. Bilinçdışı yine de çok isabetlidir.

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Çeviri

Çakal Okan: Diyelim ki şarlatan olsun Jacques Lacan — Işık Barış Fidaner

(öncesi: Cakalı Kağan: Varsayalım tiyatrocu olsun Jacques Lacan)

Evet şimdi Televizyon‘un ikinci sayfasına geldik. Bıçkın Jikle Kaan ve sivridilli Cakalı Kağan‘dan sonra…

Aldı sazı uyanık şarlatan Çakal Okan:

Şu rağbete baksanıza, sadece muhteremler değil, halk da ilgi gösteriyor. E tabi ben de hünerimi geniş mecralara açacağım tabikide.

Kaldı ki onca insan doluşunca illa ki aradan hayırlı muhteremler çıkacaktır. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Televizyon da aynı işi hayli hayli görür — Jacques Lacan

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

Ben her zaman hakikati dile getiririm. Hakikatin tamamını değil, çünkü tamamını söylemenin bir yolu yoktur. Tamamını söylemek harfiyen imkansızdır: kelimeler kifayetsizdir. Yine de bu imkansızlık yoluyla hakikat gerçeğe tutunur.

İtiraf edeyim: Bu güldürüye karşılık vermeyi denediysem de ancak çöpe yaraşır bir sonuca varabildim.

Bocaladım yani, ama böylece yanlışa düşmemeyi becermiş oldum, daha doğrusu savrulmamayı.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Cakalı Kağan: Varsayalım tiyatrocu olsun Jacques Lacan

(öncesi: Jikle Kaan: Farazi Türk Jacques Lacan)

Jacques Lacan’ın Televizyon konuşmasının ilk paragrafını farazi delikanlı Jikle Kaan’ın bıçkın dili eşliğinde okuduk; şimdi de birinci sayfanın geri kalanını farazi tiyatrocu Cakalı Kağan’ın sivri dili eşliğinde okuyoruz.

Jikle Kaan sahilik algısından yoksun olduğu için imkansızlığa tutunamayıp kendi yetersizliklerine saplanmıştı, dolayısıyla ne kadar doğruluk kazanmaya uğraşırsa uğraşsın Lacancı gerçeğin yanına bile yaklaşamıyordu.

Jacques Lacan ile Jikle Kaan özgün metin ve üzgün metin gibiydiler.

Cakalı Kağan ise Lacancı gerçeğe dokunabilmek bakımından Jikle Kaan’dan çok daha iddialıdır çünkü sahnelemek zaten onun işidir, yani eyleme dökmek, eyleme vurmak… [1] Önce onun cakasını işitmek kulağınızın pasını alır ve böylece Lacan’ı da daha iyi duyarsınız.

Cakalı Kağan ve Jacques Lacan azgın metin ve özgün metin olurlar.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Jikle Kaan: Farazi Türk Jacques Lacan — Işık Barış Fidaner

jikle

Mademki halkımız Lacan’ı anlamakta zorlanıyor, biz de onlara bir kolaylık yapalım değil mi? Lacan Türk olsaydı nasıl konuşmaya mecbur kalırdı? Türkçenin kısıtlamalarına uydurulmuş farazi bir Jacques Lacan neye benzerdi? Şimdi bu düşünce deneyini hemen uygulayalım. Alıntıdaki cümleler aşağıda tek tek Türkleştirildi:

Ben her zaman hakikati dile getiririm. Hakikatin tamamını değil, çünkü tamamını söylemenin bir yolu yoktur. Tamamını söylemek harfiyen imkansızdır: kelimeler kifayetsizdir. Yine de bu imkansızlık yoluyla hakikat gerçeğe tutunur. (Jacques Lacan, Televizyon) [1]

Bak birader bizde yalan yok bilesin. Ha belki üç beş bişey sallarız arada ama o kadarına da mecburuz be kardeşim. Hep dosdoğru konuşmanın mümkünatı mı var arkadaş? Vatandaşın hangi birine hangi lafı yetiştireceksin? Ama olsun bak seni gözüm tuttu bizi fazla yoracağa benzemiyorsun. (Jikle Kaan)

Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Şey