Tag Archives: Sevfelek

Lacan Televizyonda: Gerçeğin yamuluşu/sırıtışı (grimace)

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

Lacan’ın Televizyon konuşmasının ilk 13-14 dakikası

Not: Sesin düzgün çıkması için bilgisayarda izlemeniz önerilir.

Altyazı: Işık Barış Fidaner (SRT)

Tam metin:
+ Televizyon da aynı işi hayli hayli görür
+ Can toplam/yekün varsayımıdır, Dünya gerçeğin yamuluşu/sırıtışıdır

Sahneleme: Kaçak Çağ’la Kan (derleme)

Bkz “Slavoj Žižek: Žižek Ünlem”, “Slavoj Žižek: Görcül Gerçek”, “Slavoj Žižek: Sapkın Kılavuz Sinema”, “Slavoj Žižek: Sapkın Kılavuz İdeoloji”

24 Yorum

Filed under Çeviri, Filmler, Laf sal atası

Sevfelek — derleme

untiYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Sevfelek) okunabilir.

İçindekiler

— Amor fati: Sevfelek aşkım olsun bundan böyle! (Friedrich Nietzsche)

— Niçe hakikatle varoluşu Dayanısoslamak, Sevfelek budur işte! (Friedrich Nietzsche)

— Ayna evresi: Böyle bir varoluş görülmemiş dünyada (Jacques Lacan)

— Böyle bir varoluş görülmemiş dünyada ~ (Müslüm Gürses)

— Lacan Televizyonda: Gerçeğin yamuluşu/sırıtışı (grimace)

— Televizyon da aynı işi hayli hayli görür (Jacques Lacan)

— Can toplam/yekün varsayımıdır, Dünya gerçeğin yamuluşu/sırıtışıdır (Jacques Lacan)

— Şifa dilerim: Lenin’den Gorki’ye, Stalin’den Stalin’e (Slavoj Žižek)

— Lakant: Hesap Günü yaklaşımı ve tam etik özerklik (Slavoj Žižek)

— Cinsimletim: Aşkınsal yaratım ve onun karşı yakası (Slavoj Žižek)

— Kütür Kütür Domatesturp Sal Atası! (Roopa Gulati)

Diğer kitaplar

命 : kader, hayat

Yorum bırakın

Filed under Anti-şiir, Çeviri, Kitap, Laf sal atası

Böyle bir varoluş görülmemiş dünyada ~ Müslüm Gürses

Solmadan gel, artışın aşkın öncülü…
Hemseda konuş, saka libidolu!
Kaç çocuk dün yağmurda ıslanmadı?
Gerinmez yazgı yalazdır kulpuna…

Böyle bir varoluş görülmemiş dünyada
Ne gelmiş ne de geçecektir zamanla
Yarasalar bulur ancak onu rüyada
Geremez Hermes’i yazgı kulpuyla…

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Anti-şiir, Laf sal atası, Robot şarkı, Şarkı

Ayna evresi: Böyle bir varoluş görülmemiş dünyada — Jacques Lacan

Aynalanan Ben paranoyak yabancılaşma ile toplumsal Ben’e dönüşür.

Ayna evresini sona erdiren o anda ‘benim gibiler’ imagosuyla özdeşim üzerinden ön-kıskançlık dramı başlar (çocukça geçişkenlik vakalarında Charlotte Bühler ekolü bunu çok iyi vurguladı) ve bundan böyle bu diyalektik Ben’i toplumsal gelişmeli hallere bağlayacaktır.

Başkasının arzusunun medyatik dolayımına sokarak bütün insani bilgilerin dengesini altüst eden bu dönüm noktası, diğer insanlarla rekabet içinde soyut bir denkleştirme üzerinden kendi nesnelerini kurar ve bunun sonucunda Ben’i öyle bir aygıta çevirir ki artık içgüdülerimden gelen her itkiyi tehlikeli sayarım, doğal bir olgunlaşmaya karşılık gelse dahi.

Dolayısıyla insanlarda olgunlaşmanın normalleşebilmesi kültürel bir aracıya bağlı kalır, cinsel nesnenin Ödip kompleksine bağlı kalışında da görülen budur [ensest yasağı]. E tabi analitik öğretide ayna evresinin libidinal bitişmesini adlandıran ‘ön-narsisizm’ terimi de ister istemez bu terimi icat edenlerin manidar gecikmelere besledikleri derin hisleri açığa vurmaktadır (le plus profond sentiment des latences de la sémantique).

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Can toplam/yekün varsayımıdır, Dünya gerçeğin yamuluşu/sırıtışıdır — Jacques Lacan

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

(öncesi: Televizyon da aynı işi hayli hayli görür)

Bilinçdışı, ne acayip kelime!

Sahiden öyle. Sonuçta Freud daha iyisini bulamadı ama olan olmuş artık, geri dönemeyiz. Yadsımalı olduğundan bu kelime elverişsiz kalıyor, ona dair dünyadaki herşeyi farzedebilirsiniz –ki yapılır da bu hiç tereddütsüz– hatta dünyada olmayan şeyleri de…

Ben tasvip etmesem de sonuç aynıdır: Yeni fark edilen bir şeye ‘hiçbir yerde’ ifadesi kadar ‘her yerde’ ifadesi de yakışır. Bilinçdışı yine de çok isabetlidir.

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Çeviri

Niçe hakikatle varoluşu Dayanısoslamak, Sevfelek budur işte! — Friedrich Nietzsche

Beni ikrara götüren yol. Bugüne dek anlayıp yaşadığım kadarıyla felsefe, bile isteye varoluşun en horlanıp aşağılanan yanlarına yönelmektir. Bu buzullu ve kumullu uzun yürüyüşten edindiğim tecrübe sayesinde bugüne kadarki felsefelere farklı bir gözle bakmayı öğrendim: Felsefenin saklı tarihi, o büyük isimlerin halet-i ruhiyesi bana malum oldu.

Nice hakikate dayanabilir bir ruh, nice hakikate cüret eder? İşte benim asıl değer kıstasım bu oldu. Savrulmak korkaklıktan gelir. Bilebilginin her başarısı cesaretten gelir, kendine karşı elini korkak alıştırmayıp temiz tutmaktan gelir. Beni yaşatan deneysel felsefe en köklü hiççilik mümkünatlarına bile feraset gösterir; tabi o inkârcı anda, olmazlıkta, hayır’da, nah’ta mıhlanmak için değil. Onun derdi karşı yakaya geçmektir, dünya halini Dionysoslayıp olumlamaktır, eksiltmeden, istisnasız, seçmecesiz. Sonsuz devredir: Aynı şeylerdir, birbirine dolanıp düğümlenmiş hep o aynı mantık ve saçmantıktır. Bir filozofun erebileceği en üstün hal, varoluşu Dayanısoslamaktır; işte ben buna sevfelek diyorum (amor fati). Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Amor fati: Sevfelek aşkım olsun bundan böyle! — Friedrich Nietzsche

Yeni yıl adına: Yaşamaktayım, düşünmekteyim.
Yaşamakta olayım ki düşünmekte de olabileyim.

Sum, ergo cogito: Cogito, ergo sum
(Böyle, öyleyse şöyle: Şöyle, öyleyse böyle)

Mademki 1882 gelince herkes en içten dileklerini salıveriyor,
O zaman ben de güncel dileğimi, kalbime uğrayan ilk düşünceyi deyivereyim. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Televizyon da aynı işi hayli hayli görür — Jacques Lacan

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

Ben her zaman hakikati dile getiririm. Hakikatin tamamını değil, çünkü tamamını söylemenin bir yolu yoktur. Tamamını söylemek harfiyen imkansızdır: kelimeler kifayetsizdir. Yine de bu imkansızlık yoluyla hakikat gerçeğe tutunur.

İtiraf edeyim: Bu güldürüye karşılık vermeyi denediysem de ancak çöpe yaraşır bir sonuca varabildim.

Bocaladım yani, ama böylece yanlışa düşmemeyi becermiş oldum, daha doğrusu savrulmamayı.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Şifa dilerim: Lenin’den Gorki’ye, Stalin’den Stalin’e — Slavoj Žižek

Bir Stalinci, şahıslar adına eylemez, ‘halk’ adına eyler: Hiçbir ampirik şahıs ona inanmıyor olsa bile o sanal [vampirik] büyük Öteki inançlı kalır. Stalinci de böylece şahsi alaycılığını ‘nesnel’ bir samimiyetle bileştirebilir: Davaya inanması gerekmez, inandığı varsayılan ‘halk’a inanması yeter… Bu da bizi Stalinci Komünistin öznel konumuna getirir: Sapkınlık. Bir politikacı, şayet sahiden Stalinciyse, insanlığı çok sevdiği halde ürkünç tasfiyeler ve infazlar yapıyordur; o esnada kalbi çıt diye kırılsa da elinde değildir çünkü İnsanlığın İlerleyişinde ona düşen Ödev de budur işte. Bu sapkın tavır büyük Ötekinin İradesine kendini düpedüz araçlaştırma konumunu benimsemektir: Ben sorumlu değilim, fiilen eyleyen ben değilim, ben sadece yüksek Tarihsel Lüzumun bir aracından ibaretim. Bu sapkın öznel konumun bünyesi konusunda Bolşevik hareketin tıpla –önderlere bakan hekimlerle– kurduğu ilişkinin detaylarını incelemek ilginç olacaktır. Üç belge mühimdir. Okumaya devam et →

15 Yorum

Filed under Çeviri

Lakant: Hesap Günü yaklaşımı ve tam etik özerklik — Slavoj Žižek

Lenin’in Materyalizm ve Ampiryokritisizm kitabının 1939 tarihli baskısının arka sayfasına Stalin kızıl kalemiyle şu notu düşmüştü:

1) Zayıflık
2) Aylaklık
3) Ahmaklık
Kusur denebilecekler yalnızca bunlardır. Bu sayılanlar haricindeki herşey kesinlikle erdemdir.

Unutma! Bir insan eğer:
1) güçlüyse (ruhen)
2) faalse
3) akıllıysa (veya yetkinse)
o zaman iyidir, diğer ‘kusurları’ ne olursa olsun!

1)‘e 3)‘ü ekleyince 2) elde edilir.

Ahlakdışı etiğin en özet formülü budur; bu formülün tam aksine ahlak kurallarına itaat eden ve suçlu olabileceğinden endişelenen bir pısırık ise etikdışı ahlakın temsilcisidir ve Nietzsche’nin hınç eleştirisinin hedefidir. Gerçi Stalinciler bir yere kadar gelir ve orada takılıp kalırlar: Onların ahlak konusunda fazla aşmış olduklarını sanmayın, aksine gizliden gizliye ahlakçıdırlar, büyük Öteki figürüne yaslanmayı sürdürürler. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Çeviri