Tag Archives: Saikbilim

Üst-belirlenim yolu — John Stewart Bell

Işık hızı aşımından ve ürkünç uzak tesirden (spooky-action-at-a-distance) kaçınmanın bir yolu var. Ama bu yol doğruysa evren mutlak belirlenimcidir ve özgür irade diye bir şey yoktur.

Dünyanın üst-belirlenimci (super-deterministic) olduğunu düşünelim, sadece cansız doğanın sahne arkasında saat gibi işlemesi anlamında değil, ayrıca davranışımızın da mutlak olarak önceden belirlenmiş olması anlamında. Buna göre bir deney yerine bir başkasını yapmayı özgürce seçtiğimize inanmamız, yani deneycinin bir ölçüm kümesi yerine bir başkasını yürütme “kararı” da üst-belirlenmiştir. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Berigölgeleme (foreshadowing)

Berigölgeleme (foreshadowing) kurgusal veya dramatik bir eserde olay ve sahnelerin okuyucu veya izleyiciyi eserin devamında olacak şeylere bir ölçüde hazırlayacak şekilde düzenlenmesi ve sunulmasıdır. Bu unsur eserin genel havasına yedirilmiş olabilir veya senaryonun ileriki gelişimine dair ipucu veren belli bir sahne veya nesne olabilir. Mesela George Eliot’un Floss Nehrindeki Değirmen (1860) romanında finalde yaşanan sel felaketi kitap boyunca sık sık nehir ve sulardan bahsedilerek berigölgelenmiştir.

Kaynak: Brittanica

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz “Adlandırılmak yasın berigölgesidir” Jacques Derrida

8 Yorum

Filed under Çeviri

Nesneler — Jacques Lacan

Lacan’a göre küçük a nesneleri ve fallusun ilişkilendiği öğeler şunlardır (S13):

nesneler

For Lacan, objets petit a and phallus relate to these elements (S13):

nesneler1

Bkz “Bir Soruyu Cevaplamak: Talep ve Arzu”

10 Yorum

Filed under Çeviri

Entropoloji — Claude Lévi-Strauss

Dünya insansız başladı ve insansız bitecek…

İnsan, solumaya ve beslenmeye başladığı ilk zamanlardan ateşi keşfedip atomik ve termonükleer aygıtlar icat etmesine kadar (üremeyle meşgul olduğu süreleri saymazsak) milyarlarca yapıyı kaygısız bir neşeyle yerle bir ederek onları artık birleşemez bir hale düşürmekten başka ne yapmıştır ki? Kuşkusuz insan kasabalar kurmuş ve toprağı işlemiştir ama düşünülürse şehirleşme ve tarım aslında sağladıkları örgütlenmeden sonsuz ölçüde daha yüksek oran ve hızda atalet üretmeye yarayan araçlardır. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Atopik (Yersiz) Başka ve Heterotopik (Yerine Uymayan) Fark — Byung-Chul Han

Eros, güçlü anlamda Başka ile ilgilidir, ego rejiminin kapsayamadığı öğe ile ilgilidir. Giderek aynılar cehennemine dönüşen çağdaş toplumda bu nedenle erotik tecrübe bulunmaz. Erotik tecrübe asimetrik ve dışsal bir Başka’yı varsayar. Sokrat’ın sevgiliye atopos demesi tesadüf değildir. Başka, arzuladığım ve beni büyüleyen Başka, yersizdir. O, aynılık dilinden çıkarılmıştır:

Atopik olduğu için, Başka, dili kararsızlaştırır: Başka’dan söz edilemez, onun hakkında konuşulamaz; ona atfedilen özellikler foldur, acı verir, hatalıdır, acayiptir. (Roland Barthes, Bir Aşk Söyleminden Parçalar)

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Psikanaliz yolundan şaşan şeylerle ilgilenir — Jacques Lacan

Farkında mısınız bilmiyorum ama psikanaliz özellikle yolundan şaşan şeylerle ilgilenir. Bu yüzden onun konusunu adıyla anmamız gerekir (hâlâ onu bu adla anan tek kişi olduğumu belirtmeliyim): Gerçek.

Gerçek yolunda giden ile yolundan şaşan arasındaki farktır. Yolunda giden şey dünyadır. Gerçek yolundan şaşan şeydir. Dünya dönmeye devam eder, dünya olarak onun işlevi budur. Dünya diye bir şey olmadığını (yani dünyada olduklarına sadece embesillerin inandıkları şeyler olduğunu) algılamak için dünyayı (monde) tiksindiren (immonde) şeylerin varlığını fark etmek yeterlidir. Analistler bunlarla uğraşır, aksi düşünülse bile aslında analistler gerçekle bilimcilerden daha fazla yüzleşirler. Analistler yalnızca onunla uğraşırlar. Ona maruz kalmaya mecburdurlar, her an hazırlıklı olmaları gerekir. Bunun için kendilerini kaygıdan koruyacak çok iyi bir zırhları olmalıdır. Kaygıdan sadece söz edebilmeleri bile büyük bir şeydir.

Jacques Lacan, Dinin Galibiyeti’nden

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Ayrıca bkz “Rast Şaşar Şaşa Rastlar”

7 Yorum

Filed under Çeviri

Bir Çocuk Dövülüyor — Slavoj Žižek

Freud “Bir Çocuk Dövülüyor” yazısında fantazi sahnesinin (“bir çocuk dövülüyor”) nihai formunun daha önce gelen iki evreyi öngerektirdiğini söyler. İlk, “sadistçe” evre “babam çocuğu (ağabeyimi, benim rakip ikizim olan birini) dövüyor”dur: ikincisi bunun “mazoşistçe” tersine çevrilmesidir: “Babam tarafından dövülüyorum”; fantazinin üçüncü ve nihai formu ise, “bir çocuk dövülüyor”un edilgin çatısı içinde özneyi de (kim dövüyor?) nesneyi de (hangi çocuk dövülüyor?) belirsizleştirir, nötrleştirir. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Miselyum — Jacques Lacan

Rüya Freud’da doğanın rüyası değildir, çarpıcı bir arketip değildir, dünyanın rahmi, ilahi rüya veya canevi değildir. Freud’un söz ettiği rüya belli bir düğümdür, analiz edilen sözel biçimlerden oluşan bir çağrışımlar ağıdır, oradaki örtüşmeler imletilen şeylerden değil sesteşliklerden gelir. Öznenin aklına gelen üç tane fikrin kesişiminde tek bir kelime bulduğunuzda önemli olan tek şeyin o kelime olduğunu fark edersiniz. Miselyum ipliklerini kendi etrafında en çok yoğuşturan kelimeyi bulduğunuzda mevzubahis arzunun gizli yerçekimi merkezine vardığınızı anlarsınız. Kısacası bu kelime demin bahsettiğim şeydir, söylemin bir delik oluşturduğu düğüm noktasıdır.

Jacques Lacan 2008 Benim Öğretim

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Ayrıca bkz.

Miselyum, Sigmund Freud

Mikoriza

5 Yorum

Filed under Çeviri

Miselyum — Sigmund Freud

En geniş biçimde yorumlanmış düşte bile sıklıkla karanlık kalması gereken bir parça vardır: bunun nedeni yorum çalışması sırasında bu noktada çözülemeyen ve düşün içeriğine ilişkin bilgimize hiçbir şey eklemeyen bir karışıklığın bulunduğunu ayırt etmemizdir. Bu düşün göbeğidir, alttaki bilinmeyene ulaştığı noktadır. Yorumun bizi yönlendirdiği düş düşüncelerinin, eşyanın doğası gereği belirli bir sonu yoktur; onlar düşünce dünyamızın karışık şebekesi içinde her yöne dallanmak zorundadırlar. Bu karışık ağın özellikle yakın olduğu bir yerlerde düş-isteği bir mantarın miselyumlarından büyümesi gibi gelişir.

Sigmund Freud, Düşlerin Yorumu II, çev. Emre Kapkın, Payel, s. 248

Ayrıca bkz.

Miselyum, Jacques Lacan

Mikoriza

6 Yorum

Filed under Şey

İmleyişin matematiksel formelleştirmesi anlama aykırıdır — Jacques Lacan

Gerçek burada kendisini ayırt eder. Gerçek ancak bir formelleştirmenin açmazı temelinde nakşedilebilir. Bu yüzden matematiksel formelleştirmeyi kullanarak gerçeğe dair bir model sunabileceğimi düşündüm, zira matematiksel formelleştirme imleyişi üretmek için sahip olduğumuz en gelişmiş çalışmadır. İmleyişin matematiksel formelleştirmesi anlama aykırıdır – anlam-karşıtıdır (çelişkidir) dedim neredeyse. Günümüzde matematik filozofları matematik için “hiçbir anlamı yok” derler, Russell gibi bizzat kendileri matematikçi olsalar bile.

Encore’dan bir paragraf.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: Bruce Fink’in signifierness dediği signifiance’a “imleyiş” dedim. Bu terim, imlenen anlamdan bağımsız olarak imleyiş olayının kendisini belirtiyor.

Matematik:

1) Matem: X’in yalnız bırakılması
2) Tema: X cinsinden yazılan herşey
3) Tik: X’in sadeleşmeden kalması

1) Mat: Eril yengi/yenilgi (loser)
2) Em: Dişil yengi/yenilgi (sucker)
3) Atik: Her ikisinden de kaçınmak

yas tutmayı tamamlayıp çevikleşmek : matem-atik

formel, daha formel, enformel

8 Yorum

Filed under Çeviri