Ohia ile Lehua köy dansında ilk görüşte aşık olmuşlardı. Ohia uzun boylu bir yiğitti, yakışıklı ve çevikti. Biraz oyunbazdı ve gençlerin oynadığı bütün sporlarda birinciydi. Lehua narin ve tatlıydı, çiçek kadar hassastı. Güzelliği ada halkının dilindeydi, tek çocuktu ve babası ona gözü gibi bakardı. Okumaya devam et
Tag Archives: Saikbilim
Yorumlama ancak hemseslenme ile işleyebilir — Jacques Lacan
Her zarf biraz yalan içerir. Bu kaza değildir. Yorumlarda buna dikkat etmeliyiz.
Bana pek uzak olmayan birisi, konuşma enstrümanı olan dilde aynı zamanda tat duyusu da olduğunu söyledi. Ben de ona şöyle karşılık verdim: Yalanın yalanması boşuna değil [1]. Gülmek hakkınız. Ama bu komik değil. Çünkü nihayetinde semptom karşısında elimizdeki tek silah budur: hemseslenme (equivocation). Okumaya devam et
Hemseslenme (equivocation) — Jacques Lacan
Anlamın açığa çıkışı öznenin zaten onu duymaya hazır olmasını gereksinir, yani özne zaten onu bulmuş değilse onu bekliyor olamaz. Ama eğer öznenin kavrayışı sözünüzün yankısını gereksiniyorsa, onun alması gereken mesaj zaten size hitap eden ve size ait olan bir sözde teşkil edilmiş olmaz mı? Bu söz eylemi o halde iletişim kurmaktan ziyade esaslı bir duyuruyla özneleri temellendirmeye benzer. Bu kurucu eylem analisti kendi eyleminin doruğunda titreten hemseslenmede (equivocation) kusursuzca tanınabilir, bunu sorumluluğun etimolojik anlamına bağlamıştık (sor+um; responsibility: yanıtlayabilme): Şimdi memnuniyetle bu düğümün asıl Gordion halkasını göstereceğiz, orada her filozof birbiri ardısıra özgürlüğü gerekliliğe lehimlemeyi denemiştir. Zira elbette doğru olan tek bir yorum vardır, fakat önceden olmayan bu yeninin belirmesi ve gerçek olması, hakikat denen yerde verili oluşuna bağlıdır… Okumaya devam et
Lamel/Akıtman saf can içgüdüsü olarak libidodur — Jacques Lacan
Bonneval kongresinde söylenenleri yerleştirmek adına, şöyle bir şey çıkarabildim: Size lamelden söz edeceğim.
İşin şakasını vurgulamak isterseniz ona akıtman (fetir-adam) diyebilirsiniz. Göreceksiniz ki akıtmanı canlandırmak ilksel insanı canlandırmaktan daha kolaydır çünkü insanı işletebilmek için kafasına bir insancık koymanız gerekir. Okumaya devam et
Lamel/Akıtman: doğarken kaybedilen bulunamaz anatomik tümleyen — Jacques Lacan
Aristofanes’e kendi mahallesinde (Şölen, Platon) meydan okumak için gelin onun iki sırtlı yaratıklarını (la bête à deux dos) anımsayalım: İki yarım parça Magdeburg yarımküreleri gibi sıkıca kaynaşmıştır; Zeus’un kıskançlığı yüzünden ameliyatla sonradan ayrılacak bu yarımlar, insanın aşık olduğu zaman bulunamaz tümleyenin açlığını çeken bir varlığa dönüşmesini temsil eder.
İlksel İnsan’ın küreliği kadar bölünmesi de düşünülünce akla gelenin yumurta olması, belki de Platon’dan beri bastırılmıştır, zira doğa bilimlerinin tasdiklediği biçimler hiyerarşisinde üstünlük yüzyıllarca küreye bağışlanmıştır. Okumaya devam et
Analist sazlık yakamozudur — Jacques Lacan
Neyse ki biraz analist var değil mi? Bir mecazla bitireceğim: Analist sazlık yakamozudur (will-o-the-wisp). Bu mecaz “ışık olsun!” (fiat lux) anlamına gelmez. Ona gereken tek mazeret budur. Yani o, yıldızlara karşı çıkar; yıldızlardan yere inen herşey size yük bindirmiş ve sözlerimi burada dinlemek üzere sizi iyice örgütlemiştir, öyle değil mi? Yani onun birazdan bana gelip şikayet edeceğiniz konularla hiçbir alakası yoktur. Okumaya devam et
Sazlık yakamozu (will-o-the-wisp)

Sazlık alanda geceleyin zaman zaman beliren bir ışıktır; bozunan organik maddeden çıkan gazın yanmasından kaynaklanır. Okumaya devam et
Polivagal Teori: Tepkileşimi Ayarlayan Üç Sinir Devresi — Stephen W. Porges
İnsanlarda bulunan incelikli nörodavranışsal toplumlaşma ve savunma sistemleri nereden gelir? Önceden bahsetmiştik: Memeliler –insanlar dahil– dost ile düşmanı ayırt etmek, çevredeki güvenliği değerlendirmek ve toplumsal birimlerle haberleşmek zorundadır. Polivagal teoriye göre memelilerde –özellikle primatlarda– hem toplum hem savunma davranışlarını ayarlayan beyin yapıları evrimleşmiştir. Yani insanın hem fizyolojisi hem de davranışları evrimsel güçlerle yoğurulmuştur. Omurgalıların sinir sistemi evrim boyunca karmaşıklaştıkça duygu ve davranış dağarcığı genişlemiştir. Bu filogenetik sürecin ürünlerinden bir tanesi, insanların duygularını dışavurmasını, haberleşmesini ve bedensel-davranışsal hallerini ayarlamasını sağlayan sinir sistemidir. Okumaya devam et
Şey’in haysiyeti — Slavoj Žižek
Yüceltim bir nesneyi Şey’in haysiyetine yükseltir.
Jacques Lacan, Seminer 7
Şehir Işıkları (Charlie Chaplin, 1931) mutlak kararlaşamazlık anında biter, o anda ötekinin nesnesel yakınlığıyla yüzyüze geliriz ve “O sevgime layık mı?” sorusuna yanıt vermeye mecbur kalırız, veya Lacancı formül ile “Onda kendinden fazla bir şey (küçük a nesnesi, gizli hazine) var mı?”
Okumaya devam etÜst-belirlenim (super-determinism)
Kuantum mekaniğinde üst-belirlenim, Bell teoremindeki bir gediktir. Ölçülen bütün sistemlerin ölçüm tercihleri ile ilintili olduğu kabul edildiğinde Bell teoreminin dayandığı varsayımlar geçerliliğini yitirir. Üst-belirlenimci bir gizli değişken teorisi Bell’in yerel sebeplilik mefhumunu yerine getirdiği halde Bell teoreminden türeyen eşitsizlikleri ihlal edebilir. Böylece kuantum mekaniği tahminlerine uyan bir yerel gizli değişken teorisi mümkün olur, bu özelliği taşıyan birkaç örnek teori önerilmiştir. Üst-belirlenim terimi yanıltıcıdır. Üst-belirlenimci modeller bilindik anlamda belirlenimcidir. Ama buna ek olarak ölçülen durum ile ölçüm bağlamı arasında ilinti olduğunu kabul ederler.
Kaynak: Wikipedia
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
Bkz “Üst-belirlenim yolu” John Stewart Bell, “Eryazgı (predestination)” Slavoj Žižek

































