Tag Archives: “Sana Tahammül Ediyorum”

Psikoloji nedir? — Georges Canguilhem

Psikolog için “psikoloji nedir?” sorusu, filozofun “felsefe nedir?” sorusundan daha fazla can sıkıcı görünür. Çünkü felsefede anlam ve öz sorusu, bir yanıt sunmaktan ziyade felsefenin kendisini şekillendirir. Dahası, bu sorunun sürekli olarak tatmin edici bir yanıt eksikliği nedeniyle yeniden ortaya çıkması, kendini filozof saymak isteyenler için bir alçakgönüllülük gerekçesi iken, bir aşağılanma sebebi değildir. Fakat psikoloji açısından, bu sorunun, yani onun özüne ya da daha mütevazı bir ifadeyle kavramına dair sorunun, psikologun varoluşunu da sorgulanır kıldığı açıktır. Psikolojinin ne olduğunu tam olarak açıklamak mümkün değilse, psikologun ne yaptığına dair yanıt vermek de zorlaşır. Bu nedenle, psikolog, bir uzman olarak sahip olduğu öneminin gerekçesini bulanık bir fayda çerçevesinde aramaktan başka çare bulamayabilir. Bu önem psikolog açısından incitici olmayacaksa bile, filozoflar için bir aşağılık kompleksi kaynağına dönüşebilir.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Çeviri, Eviri, Makale

İşte böyledir – Led Zeppelin

Bilmem nasıl derim sana
Senle oynayamam artık
Bilmem nasıl uyarım annemin bana dediğine
Dostum, kapı komşum
İnanılmaz şeyler diyor insanlar
Sen boşver onları düşünme
Memnunum ben burada oturup gün boyu çalışmaktan
Mahallenin karanlık yanındasın sen

Ve çıktığımda yürüdüğünü görürüm
Niye görmez gözlerin beni
Oynayacak başka oyun mu buldun yoksa
Ne dedi annem bana

İşte böyledir, ah…
İşte böyle olması gerekir
Ya, ya, annem bunu dedi
İşte böyle kalması gerekir

Ve dün seni gördüm ırmağın kenarında dururken
Ve gözyaşı değil miydi o gözlerine dolanlar
Ve yüzdüğü kirli suda ölen hep o balıklar
Hipnotize mi etti seni?

Ve dün seni gördüm minik çiçekleri öperken
Ama canlı olan her şey ölmek için doğmuştur
Ve ben de sana derim ki aslında hiçbiri mesele değildir
Ve senin tek yaptığın orada durup ağlamaktır

Bilmem ne derim bu konuda
Sen bana hiç kulak vermezken
Ama şimdi gördüklerine tekrar tekrar bakma vaktidir
Hep böyle mi kalması gerekir?

İşte böyledir
İşte böyle olması gerekir
Anlasana işte, annem bunu dedi
İşte böyle kalması gerekir, ya…

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Deja Vu — Iron Maiden

Gördüğün tanıdık yüzleri
Nerden tanıdığını hatırlamazken
Acaba yanılıyor musun?

Gittiğin belirli yerleri
Hiç görmemiş olduğunu bildiğinden
Acaba emin misin?

Çünkü bilirsin ki olmuştu önceden
Ve bilirsin ki bu gerçek bir an
Ve bilirsin Deja Vu olunca

Sanki buraya gelmişim önceden
Sanki buraya gelmişim önceden
Sanki buraya gelmişim önceden
Sanki buraya gelmişim önceden

Fark ettin mi hiç konuştuğun şeyi
Önceden de konuşmuş olduğunu
Tuhaf değil mi?

Sezdin mi hiç konuştuğun kişinin
Birazdan sana neler diyeceğini
Sanki hazırlanmış gibi

Çünkü bilirsin ki duymuştun önceden
Ve bilirsin ki bu gerçeküstü bir an
Ve bilirsin Deja Vu olunca

Sanki buraya gelmişim önceden
Sanki buraya gelmişim önceden
Sanki buraya gelmişim önceden
Sanki buraya gelmişim önceden

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Büyük İskender — Iron Maiden

“Oğlum kendine başka bir
Krallık ara, zira ardımda kalan
sana çok küçük gelir”
(Makedonya Kralı Filip – M.Ö. 339)

Doğuya doğru
Antik Yunanistan’da
Makedonya denen antik ülkede
Bir oğul doğdu
Makedon Filip’e
Efsane çocuğun adı İskender

Ondokuz yaşında
Makedon Kralı oldu
Ve tüm Ön Asya’yı kurtarmaya ant içti
Ege Denizi kıyısında
M.Ö. 334’te
Pers ordularını çok ağır yendi

Büyük İskender
Adıyla korku saldı insanların kalbine
Büyük İskender
Efsane oldu ölümlü insanlar içinde

Kral Üçüncü Daryus
Yenilince kaçtı Pers ülkesinden
İskitler düştü Seyhun nehri kıyısında
Mısır da geçti sonra Makedon Kralın eline
Onun kurduğu kentti İskenderiye

Dicle nehri kıyısında
Yine karşılaştı Kral Daryus’la
Ve gene ezdi onu Erbil savaşında
Girdiğinde Babil’de
Ve Susa’da hazineler buldu
Perslerin başkenti Persepolis’i aldı

Büyük İskender
Adıyla korku saldı insanların kalbine
Büyük İskender
Tanrı oldu ölümlü insanlar içinde

Frig Kralı bir kağnı arabası bağlamıştı
Ve İskender kesti ‘Gordiyon düğümü’nü
Ve efsaneye göre kim bu düğümü çözerse
Asya’nın hakimi o olacaktı

Dört bir yana yaydı Helenizmi
Öğrenmiş Makedon zihnini
Kültürleri batılı yaşam tarzıydı
Hristiyanlığın yolunu hazırladı

Yürüyerek, yürüyerek
Savaştan bitkinler yan yana yürüyerek
İskender’in ordusu sıra sıra
Gitmemiş artık peşinden Hindistan’a
Yorulmuş kavgadan, acı ve görkemden

Büyük İskender
Adıyla korku saldı insanların kalbine
Büyük İskender
Ateşlenip öldü Babil’de

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Boş ve anlamdışı — Slavoj Žižek

Aşkınsal genesisin beri yüzündeki ‘gerçek genesis’ sorunsalını ilk formülleştiren Schelling oldu: Weltalter fragmanlarında (1811-15) uyguladığı program, ‘Tanrıdaki gerçek’ uçurumundan, yani dünya yaratılmadan önceki Tanrı olan dürtüler [Triebe] girdabından, Sözün, Logosun belirişinin türetilmesidir. Schelling Tanrının varoluşu ile Varoluşun müphem ve yarılamaz Zeminini, yani ‘Tanrıda olup henüz Tanrı olmayan’ korkunç ön-simgesel Şeyi birbirinden ayırt eder. Bu Zemin, ‘çelişki [Zusammziehung , contractio]’ –benliğe geri çekilme, bencilce öfke, hep yokeden delilik– ile ‘uzanma’ –Tanrının Sevgisini hibe etmesi, taşırması– arasındaki çatışık gerilimden oluşur. (Bu çatışkıda Freud’un libido ve ölüm dürtüsü ikilisini önceleyen ben dürtüleri ve sevgi dürtüleri ikilisini nasıl fark etmeyiz?) Bu dayanılmaz çatışkı, vakitsizce geçmiştir, asla ‘mevcut’ olmamış bir geçmiştir, çünkü mevcutluk Logosu imletir, konuşulan Sözdeki açıklığı, dürtülerin çatışık nabız atışının simgesel farklılığa çevrilmesini imletir.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

‘Sana tahammül ediyorum’

https://www.facebook.com/groups/Zatss/permalink/607685256045701/

tolere

(mevzuğun bağlamı)

1 Yorum

Filed under Şey

Vergici — The Beatles

Nasıl olacak söyleyeyim sana
Sana bir taneyse ondokuzu bana
Çünkü ben vergiciyim, evet vergiciyim

Yüzde beş az geldiyse sana
Şükret hepsini almadığıma
Çünkü ben vergiciyim, evet vergiciyim

Araba sürüyorsan, sokaktan keseceğim
Oturmaya kalkarsan, koltuktan keseceğim
Fazla üşüyorsan, sıcaktan keseceğim
Yürümeye çıkarsan, ayaktan keseceğim

Vergici!
Çünkü ben vergiciyim, evet vergiciyim

Hiç sorma neden almak istediğimi (Aahh Bay Wilson)
Biraz daha ödemek istemiyorsan (Aahh Bay Heath)
Çünkü ben vergiciyim, evet vergiciyim

Ölenlere tavsiyemdir dinleyin
Gözünüzdeki kuruşları beyan edin
Çünkü ben vergiciyim, evet vergiciyim

Ve benden başka kimseye çalışmıyorsun sen
Vergici!

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Genç kız üzerine — Tiqqun

Demek ki Genç Kız, artık kendisiyle kıymet haricinde hiçbir yakınlığı kalmayan oluştur, ve her faaliyeti, bütün ayrıntılarıyla, kendini kıymetlendirmeye yöneltilmiştir. Her an kendisini, kendi şeyleşmesinin egemen öznesi olarak onaylar. Kudretinin sorgulanamaz karakteri, dümdüz edilmiş bu oluşun bütün ezici eminliği, tamamen anlık konvansiyonlarla, kodlarla ve temsillerce örülmüş o eminlik, jestlerinin birazıyla dirilen bütün o yetke, bunların hepsi onun “sosyete” nezdindeki mutlak saydamlığına dolaysızca endekslenmiştir.

Kesin anlamda bu hiçliği yüzünden, her bir muhakemesi bütün sosyal düzenin mecburi ağırlığını taşır, o da bunu bilir.

…

Genç Kızın “özgürlüğü” Gösteri’nin en pathetic üretimlerindeki gösteriş kültünün ötesine nadiren geçer. Özünde, bir şevk eksikliği karşısında yabancılaşmanın gereklerinin öne sürülmesinden oluşur.

Tiqqun (FR: 2007, EN: 2012) Genç Kıza Dair Bir Kuram İçin Hazırlayıcı Maddeler

4 Yorum

Filed under Çeviri

Kuzgun — Edgar Allan Poe

Vaktiyle bir kasvetli gece, kafa yorarken zayıf ve bitkin halde,
İlginç ve tuhaf unutulmuş eski ilimlerden bir sürü cilt üstüne,
Kafam devrilirken, uykuya dalar gibi, bir tıklatma işittim birden,
Sanki biri hafifçe vurmuştu, oda kapıma vurulmuştu.
“Misafirdir” diye mırıldandım, “oda kapıma bu tıklatan –
Budur olsa olsa, dahası yok.”

Okumaya devam et →

22 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şiir

Konuşma üzerine — Maria Aristodemou

Buna koşut bir şekilde, konuşan varlıklar olarak öznelliğimizin merkezi öğeleri, fiilen konu ettiğimiz kırıntılar değil ancak bilinçdışı olarak bilebildiğimiz ve bu yüzden konu etmekte zorlandığımız kırıntılardır. Nitekim Lacan’a göre, düşünmeyi bıraktığımız, aptalca şeyler zikrettiğimiz zamanlarda arzu hakkında bir şey bulabiliriz: “Özne düşünen kişi değildir. Özne tam olarak aptalca şeyler zikretmeye teşvik ettiğimiz kişidir (onu büyülemek için diyeceğimiz gibi ‘her şeyi söylemeye’ değil, her şey söylenemez)… Tam olarak onun artık bunu düşümek istemediği ölçüde belki onun hakkında bir şeyler daha öğreniriz.”
….
Eğer dil, özneye değil de Büyük Öteki’ye aitse ve onun insafına kalmışsa, ve daha özne doğmamışken bile bu böyleyse, o zaman özgür konuşmadan bahsetmenin ne anlamı olabilir ki? Psikanalize göre göreceğimiz karşıtlıklar özgür ve zoraki konuşma arasında değildir, dolu ve boş konuşma arasındadır.

“Yasa, Psikanaliz, Toplum” kitabından (M. Aristodemou)

TR: IBF

Žižek & The Slovenian School grubunda paylaşan Barbara Friedrich

—

“In a parallel way, the central elements of our subjectivity as speaking beings,are not the bits we actually speak but the bits we know only unconsciously and therefore find it difficult to speak. Indeed for Lacan it is when we stop thinking, when we utter stupidities, that we may find out something about desire: “The subject is not the one who thinks. The subject is precisely the one we encourage, not to say it all, as we tell him in order to charm him, but rather to utter stupedities… It is precisely to the extent that the guy is willing not to think anymore that we will perhaps learn a little bit more about it.”
….
If language belongs to and is at the mercy of the Big Other, not of the subject, and before the subject is even born, then what sense, if any, does it make to talk about free speech? For psychoanalysis, the contrasts as we will see is not between free and coerced speech but between full and empty speech.”
From “Law, Psychoanalysis, Society” (M. Aristodemou)

via Barbara Friedrich @ Žižek & The Slovenian School

1 Yorum

Filed under Çeviri