Tag Archives: Sigmund Freud

Miselyum — Sigmund Freud

En geniş biçimde yorumlanmış düşte bile sıklıkla karanlık kalması gereken bir parça vardır: bunun nedeni yorum çalışması sırasında bu noktada çözülemeyen ve düşün içeriğine ilişkin bilgimize hiçbir şey eklemeyen bir karışıklığın bulunduğunu ayırt etmemizdir. Bu düşün göbeğidir, alttaki bilinmeyene ulaştığı noktadır. Yorumun bizi yönlendirdiği düş düşüncelerinin, eşyanın doğası gereği belirli bir sonu yoktur; onlar düşünce dünyamızın karışık şebekesi içinde her yöne dallanmak zorundadırlar. Bu karışık ağın özellikle yakın olduğu bir yerlerde düş-isteği bir mantarın miselyumlarından büyümesi gibi gelişir.

Sigmund Freud, Düşlerin Yorumu II, çev. Emre Kapkın, Payel, s. 248

Ayrıca bkz.

Miselyum, Jacques Lacan

Mikoriza

6 Yorum

Filed under Şey

Ona Annenden Bahset — Casey Schwartz

Casey Schwartz — 24 Haziran 2015 — nytimes.com

28analysis1-articleLarge-v2

Beyin taraması Freudcu psikanalizi kurtarmaya yardım edebilir mi?

1900 yılında Sigmund Freud, Viyanalı nöral bozukluklar uzmanı, zengin bir tanıdığının 18 yaşındaki kızıyla tedaviye başladı. 44 yaşındaki Freud, “konuşarak iyileşme” [talking cure] diye adını duyuracak psikanaliz pratiğine daha yeni başlamaktaydı. Freud’un sonradan “Dora” adını verdiği bu kız, açıklanamayan bir belirtiler öbeği taşıyordu: Keyifsizdi, bilincini yitirmeye meyilliydi ve bazen haftalarca en fazla fısıldayarak konuşabiliyordu. Freud ona histeri teşhisi koydu, bu terim fin de siècle Avrupa’sında psikolojik stresi fiziki belirtilerle dışavuran bir bozukluğu adlandırır. Dora’nın durumunun izini süren Freud, babasının cinsel şımarıklıklarına [infidelities] ulaştı, Dora ergenliği boyunca bu işlerin ayarlanmasına [orchestrate] yardım etme mecburiyeti duymuştu. Dora analiz sırasında Freud’a, babasının arkadaşının — Herr K., ondan onlarca yaş büyük evli bir adam — boş ofis binasında ona yavşadığını [accost], dudaklarını öpmeye kalktığını söylediği zaman, biyoloji eğitimiyle kendi bilimsel işlerine dalmış Freud, bu rahatsızlığına dair onunla empati kuramadı. Dora bir gün, daha 11 hafta tedavi görmüşken ve henüz hiç iyileşmemişken, görüşme biterken ayağa kalktı, Freud’a mutlu yıllar diledi ve bir daha geri dönmedi.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim, Görüşme

Psikanaliz — Sigmund Freud

Cogito Sayı 49 (TR: Begüm Kovulmaz)

Psikanaliz terimi, yirminci yüzyılın ortalarına dek Britannica Ansiklopedisi’nde (en azından ansiklopedi dizininde) yer bulamamıştır. Sözcüğe, 1922 yılında yayımlanan On İkinci Basım’ın “Davranışçılık” ve “Psikoterapi” gibi maddelerinde rastlanır. Psikanaliz, ilk defa On Üçüncü Basım’da (1926) başlı başına bir konu olarak ele alınmıştır ve editör bu maddeyi yazması için, dönemin en yetkin otoritesi Sigmund Freud’a başvurmuştur.

PSİKANALİZ: Freudcu Okul. 1880-1882 yılları arasında, Viyanalı hekim Dr. Josef Breuer (1842-1925), şiddetli isteri nöbetleri geçiren bir kızı, keşfettiği yeni bir yöntem aracılığıyla tedavi ederek hastalığın çeşitli belirtilerinden kurtarmayı başardı. Semptomların, kızın hasta babasına baktığı sıkıntılı bir dönemde edindiği izlenimlerle bağlantılı olduğunu düşünmekteydi. Bu yüzden, kızı hipnozla uyutarak hafızasında bu bağlantıları araması ve “patojenik” sahneleri bu süreçte ortaya çıkan duyguları baskı altında tutmadan yeniden yaşaması için yönlendirdi. Sonuçta, söz konusu semptomun bir daha ortaya çıkmamak üzere yok olduğu anlaşıldı.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim, Makale

Kalıtım — Sigmund Freud

Ben ile O arasındaki ayrım da çok katı olarak ele alınmamalı; unutmayalım ki Ben, O’nun özel bir biçimde ayrımlaşmış bir kısmıdır. En başta Ben’in yaşantıladıklarının kalıtım sırasında yitip gittiği sanılır, fakat birçok kuşak boyunca birbirini izleyen bireylerde sık ve yeterince güçlü olarak tekrarlandığında, bunlar dönüşerek O’nun yaşantılarına yerleşir ve izlenimleri de kalıtım yoluyla korunur. Böylelikle kalıtım yoluyla devredilebilen O, sayısız Ben varoluşunun kalıntılarını içinde taşır ve Ben kendi Üst-Ben’ini O’dan yarattığında belki de sadece eski Ben varlıklarını yeniden ortaya çıkartır, onların dirilmesini sağlar.

Sigmund Freud: Ben ve O, TR: Oya Kasap, Telos Yayınları, s. 69

2 Yorum

Filed under Çeviri

Signorelli — Sigmund Freud

…

1898’de çözümlemek üzere ele aldığım örnekteki anımsamak için boşuna çabaladığım ad, Orvieto katedralindeki o görkemli “Son Dört Şey”* fresklerini yapan sanatçının adıydı. Aradığım adın — Signorelli — yerine başka iki ressamın — Boticelli ve Boltraffio‘nun — adları aklıma geliyor ve bunlar anında yanlış yargısıyla kesin bir şekilde geri çevriliyordu. Doğru adı bir başkasından öğrendiğimde, hemen ve hiç düşünmeden anımsamaya çalıştığım adın bu ad olduğunu kabul ediyordum. Signorelli yerine Boticelli ve Boltraffio adlarını ortaya çıkaran çağrışım yollarını ve bu sürecin etkilerini araştırdığımda, şu sonuçları elde ettim:

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Mürekkep hokkasının cezası — Sigmund Freud

Yanılmalı edimler elbette sayısız diğer anlaşılması güç amaçlara da hizmet edebilir. İşte ilk örnek. Bir şey kırdığım çok enderdir. (…) Öyleyse neden bir keresinde mürekkep hokkamın mermer kapağını yere düşürüp kırdım?

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Deli Dumrul

Deli Dumrul susuz bir dere üzerine köprü kurup “geçenden beş akçe, geçmeyenden on akçe” alarak yolkesicilik yapar ve Tanrıyı kızdırır. Tanrı canını alması için Aldacı’yı (İslam sonrası Azrail) gönderir, Deli Dumrul canını vermek istemeyince “kendi canın yerine can bul” der.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey