1919’da bir güz sabahı 10:45 civarında Londralı ziyaretçim Dr David Forsyth ben bir hastayla uğraşırken odaya girip kartvizitini bıraktı… Sadece onu karşılayıp randevu verecek kadar vakit ayırabildim. Bu ziyaret benim için önemliydi çünkü savaş yıllarında tecrit olmamın ardından bana iyi günlerin gelişini müjdeleyen ilk yabancı o oluyordu. (Sigmund Freud, Otuzuncu Ders: Rüyalar ve Okültizm, Psikanalize Giriş: Yeni Dersler, 1933)
Tag Archives: Sigmund Freud
Bu malumat beni çarptı: Dr Forsyth, Herr von Vorsicht, Feraset Efendi — Sigmund Freud, Maria Pierri
Histerik semptomlar aşırı-belirlenmiştir (overdetermined, Überdeterminiert) — Sigmund Freud
İnfantil sahnelerin belirleyici gücü bazen o kadar saklı kalır ki yüzeysel analizlerde ister istemez gözden kaçar.
Böyle vakalarda belirli bir semptomun açıklamasını sonraki sahnelerden birinin içeriğinde bulduğumuzu farzederiz – ta ki çalışmalarımız sonucunda infantil sahnelerden birinde aynı içerikle karşılaşana dek. Okumaya devam et
Bu çocuktan psikolmaz! Bak baba psikoldum! — Sigmund Freud
Yedi sekiz yaşındayken evde yaşadığım bir sahne çok net hatırımdadır. Bir akşam uykuya yatmadan önce anababamın yatak odasına gelip kalenderliğe yaraşır kuralları boşvermek suretiyle tabiatın çağrısına riayet etmiştim [ç.n. odanın ortasına işemiş]. Babam beni azarlarken ağzından şu sözler döküldü:
Bu çocuktan psikolmaz!
Aus dem Buben wird nichts werden.
Bu sözler azmime ağır bir darbe vurmuş olmalı ki bugün hâlâ gördüğüm rüyalar o sahneye atıflar içeriyor ve her seferinde elde ettiğim başarıların bir kez daha listesini çıkarıyor, sanki ona şöyle cevap vermek istiyorum:
Bak baba psikoldum!
Siehst du, ich bin doch etwas geworden.
Düşlerin Yorumu’ndan
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
Bkz “Psikoluş uzmanı Psikolog”, “Hepimiz Psikanılıyız, Bilinçdışı Budur”
(Behiç Ak, Ben Yapmadım Öğretmenim, 1990)
Schreber’in Tanrı huzmeleri: libidinal yatırımı ruh dahilinden algılamak — Sigmund Freud
Ne başkalarının eleştirisinden korkarım ne de kendimi eleştirmekten kaçınırım, o yüzden okurlarımın gözünde libido teorimizin değerini düşürebilecek bir benzerliği gündeme getirmekten imtina etmem için hiçbir neden yok.
Günışığı huzmelerini, sinir liflerini ve spermleri yoğuşturarak Schreber’in bahsettiği ‘Tanrı huzmeleri’ aslında libidinal yatırımların somut bir temsili ve dışa yansıtılmasından ibarettir; bu nedenle ondaki hezeyan ile bizdeki teori arasında çarpıcı bir uyuşma vardır. Okumaya devam et
Aşk ve hasta bakımı ile otohipnoz — Josef Breuer
Marazi otohipnoz kimi insanlarda işte böyle oluşur: daldığı hülyalara belli bir tesirin girmesiyle. Belki de bu yüzden histeriye yol açabilen iki büyük marazi etmen karşımıza çıkar:
1) Aşk: Öznenin uzaktaki sevgiliyi özleyerek efkarlanması ‘esrik’ bir zihin haline yol açar, bu durum ona gerçek ortamını loş gösterir ve düşüncelerini tesirle yükleyerek durgunlaştırır. Okumaya devam et
Dürtü: İtim, Amaç, Nesne, Kaynak — Sigmund Freud

Dürtü kavramına atıfla kullanılan kimi terimleri tartışabilecek konuma gelmiş bulunuyoruz – örn. ‘itim’, ‘amaç’, ‘nesne’ ve ‘kaynak’.
Dürtünün itimi [Drang] denince anladığımız şey, dürtüyü harekete geçiren etmendir, onun kuvvet miktarıdır ya da temsil ettiği iş lüzumunun ölçüsüdür. İtim uygulamak bütün dürtülerin ortak özelliğidir, hatta bu onların özüdür. Her dürtü bir faaliyettir; eğer bir yerde edilgen dürtülerden söz etmişsek terimleri esnetmişizdir, aslında edilgenleşmeyi amaçlayan dürtüleri kastetmişizdir [1]. Okumaya devam et
Ben bir çıra mıyım? Baba baksana yanıyorum! — Sigmund Freud, Slavoj Žižek
Bir baba günler ve geceler boyu hasta oğluna refakat etmiş. Çocuk öldükten sonra uzanmak için yan odaya geçmiş ama kapıyı açık bırakmış ki yattığı yerden oğlunun öbür odada yatan ölü bedenini ve etrafında yanan uzun mumları görebilsin. Nöbet tutmasını rica ettiği yaşlı bir adam ölü bedenin yanına oturup dualar mırıldanıyormuş. Babanın birkaç saat uyuduktan sonra gördüğü rüyada oğlu yatağının yanına gelmiş, onu kolundan tutmuş ve sitemle fısıldamış: “Baba baksana yanıyorum!” Uyandığında öbür odada bir şeylerin parladığını fark etmiş, hemen gidip bakmış ve yaşlı adamın uykuya daldığını ve yanan mumlardan birinin düşmesiyle örtülerle birlikte sevgili oğlunun ölü bedenindeki kollardan birinin alev aldığını görmüş.
(Sigmund Freud, Düşlerin Yorumu) Okumaya devam et
Histerik Zorlantı — Sigmund Freud
Histeride görülse de ona özgü olmayan şeylerle başlayalım.
Histeriyi gören herkes histerik hastaların yaşadığı zorlantıyı çarpıcı bulmuştur, onu işleten aşırı yoğun fikirler vardır. Olay akışında hak etmediği özel bir sıklıkla bilince çıkan bir fikir olabilir, bu sinirsel uyarılmaya eşlik eden anlaşılmaz ruhsal neticeler de olabilir. Aşırı yoğun fikrin belirişinin sonuçları (1) ne baskılanabilir, (2) ne de anlaşılabilir: duygu salımları, motor uyarılmalar, ketlenmeler olur. Özne de yaşadığı durumun acayipliğinin pekala farkındadır. Okumaya devam et
Has-et: Ben onu bilmem, terbiyesizleşme! — Sigmund Freud
Mesafeli ve gösterişsiz davranan zeki ve kültürlü bir genç kadın şunu anlattı:
Rüyamda pazara geç kaldığım için ne kasaptan ne de sebzeci kadından istediklerimi alamadım.
Masum bir rüya elbette ama rüyalar o kadar basit olmadığından detay vermesini istedim. O da şöyle dedi: Rüyasında pazara giderken yanındaki aşçısı sepeti taşıyormuş. Bir mal isteyince kasap ona ‘o artık temin edilmiyor’ demiş ve bir başka denk mal önermiş ‘bu da iyidir’ diyerek. Kadın bunu reddedip sebzeci kadına gitmiş, satıcı ona garip bir sebze satmaya çalışmış, paketler halinde ama siyahmış. Kadın da ‘ben onu bilmem, almayacağım’ demiş.
Okumaya devam et





























