Monthly Archives: Ekim 2021

Sol ve Sağ — Işık Barış Fidaner

solsag

Boğazınıza bıçağı dayayıp “Ya paranı ya canını!” diyen bir soyguncuya cebinizdeki parayı verip canınızı kurtarsanız bile bu tecrübe size eski canlılığınızı kaybettirir [1]. Toplumsal yabancılaşmayı kuran bu ikilemde seçeneklerden bir tanesi mecburidir: Bedeninizin iyiliğini ve sağlığını korumak için canınızdan bir parçayı feda etmeniz şarttır. Bu ikilem insan boğazının yerine getirdiği iki işlevin darboğazıdır: Toplumsallaşan birey kontrollü sindirim yapmak için nefesini (nefsini) tutmayı öğrenmiş bireydir. Bu sağlık-soluk ikileminin politik-siyasal yansıması Sağ-Sol ikilemidir.

Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Şey

Filozof ve Sefeci, Feleğin Silsillesi: Yerindelik → Yerin Delik — Işık Barış Fidaner

Felsefe yerindelik duygusundan yola çıkar ama anlam çerçevesini kırıp ötelere doğru yayılacaktır [1]. Yerindelik duygusunu ötelere doğru yönelten eksiklik hissine yerin delik duygusu diyelim. Psikanalizin konusu bu ikinci duygudur.

Yerindelik duygusu hayallere tutunarak dikkatle adım adım ilerler, yerin delik duygusu ise gerçekle yüzyüze gelip kaygıya kapılır. Bu ikisini gül ve dikenine benzetebiliriz. Felsefenin amacı güle kavuşmaktır, psikanalizin derdi ise gülden çok dikenledir [2].

Yerindelik hayali ile yerin delik gerçeği arasında kurulan her simgesel dolayım bir bilgidir. Gerçeği örterek hayali destekleyen bilgi rahatlatıcıdır. Çarpıcı bilgi ise hayal kıran bir gerçektir. Bu ikincisine silsille diyelim; bu terim bilginin imletim silsilesinin (zincirinin) muhatabına çarptığı silleyi (tokadı) ifade eder. Yerindelik duygusu yaşayan birisi silsille yediği zaman yerin delik kaygısına düşer. Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Duvar ve Eduvar: Kendindar Zayıf Halka — Işık Barış Fidaner

Gelin Duvar kavramını biraz soyutlaştıralım ve bu terimle herhangi bir dijital yayın organını kastedelim [1]. Duvar aslında bir imleyenden ibarettir, yani o yayın organını adlandıran ve onun internet adresini belirleyen kelimedir. Bu isim bazen marka gibi algılanır, bazen kurum gibi algılanır. Her halükarda bu ismin asıl işlevi belli bir simgesel yapıyı çıpalayan Esas-İmleyen olmaktır. Kendine dair algılara kayıtsız kaldığı ölçüde bu imleyen Duvar adını hak eder.

Şöyle diyelim: Her Duvar’ın arkasında bir Eduvar bulunur. Eduvar “servet muhafızı” anlamına gelen Eduard isminin Türkçe okunuşudur. Ona kısaca Edi de diyebilirsiniz. Eduvar Duvar’da barınan simgesel servetin muhafızıdır. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

İmlendiren ve İmleten: Kısır Sonsuz ve Nostaljezik — Işık Barış Fidaner

İmleyen üç bileşenden oluşur: Hayali bileşeni simleyen, simgesel bileşeni imlendiren, gerçek bileşeni imletendir. Simleyeni önceki yazıda ele aldık, şimdi diğerlerini tanıyalım [1]:

İmlendiren, öznenin başka imleyenlerdeki söylentisidir.

İmleten, öznenin başka imleyenlerdeki yankısıdır.

İmlendirme, imrendirmeyi ve iğrendirmeyi yankılar. İmletme, inletmeyi ve çınlatmayı yankılar. 

Türkçede “Söyleyene değil söyletene bak” diye bir özdeyiş vardır. Bu söz dikkati simgeselden alıp gerçeğe doğru yöneltir. “Sergilenen meşkin büyüsüne kapılma, asıl kime ilan-ı aşk edildiğine bak” anlamına gelir. Dikkat çekilen maşuk mesela bir kadın veya Tanrı olabilir. Bunun yankıbilime uyarlaması şöyledir: İmleyene değil imletene bak! [2] Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

İmleyen ve Simleyen: Çaba ve Emek — Işık Barış Fidaner

Simgesel düzenin genel tanımı şöyledir:

İmleyen özneyi başka imleyenlere temsil eder.

Gelin bu tanımı biraz değiştirerek yeni bir kavram türetelim:

Simleyen özneyi başka imleyenlere metheder.

Burada simleme hem allayıp pullamak hem de simülasyon anlamındadır. Bu tanımlara dayanarak iki farklı merkez çeşidini ayırt edebiliriz:

— Esas-İmleyen evrensel yerçekiminin yerine geçen bir uzakınlık merkezidir, sahilik kaygısına dayanır [1].

— Esas-Simleyen evrensel yerçekimine karşı tedbir alan bir “platform”dur, doğruluk endişesine dayanır. Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

İçerikleri İçeren Bilirbilmezlik Balonu: Yazılama ve Yazıklanma — Işık Barış Fidaner

Okuryazarlık yazının aracı olduğu ve yol açtığı bütün işlemlerle ilgilidir. İçerik üretimi/tüketimi ise bu işlemlerin sadece “içerilen” kısmıdır. İçerik üretmek/tüketmek okuryazarlıktan sadece kapsam değil nitelik bakımından da farklılaşır: Yazı “içerilip” içerik olduğu zaman bir renge boyanır ve okuryazarlığı hal değişikliğine uğratır. İçeriğin girdiği rengi ve düşürdüğü hali inceleyelim.

İçerik “içerilmiştir” yani onun bilindiği zannedilir. Peki içeriği “içeren” varlık nedir? Bu varlık bildiğini zannetme halidir, bilgi kılığına girmiş bilmezliktir. Bu varlığa bilirbilmezlik adını verelim ve onu kocaman bir balon gibi düşünelim. Okumaya devam et →

15 Yorum

Filed under Şey

Mürekkepbalığı — derleme

AdsızYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Mürekkepbalığı) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

— Başgösteren ve Esas-İmleyen: Köstebek ve Mürekkepbalığı

— Yerli, Yersiz, Yerlenme

— Sıfırtı, İlksel Sütur, İlksel Südur

— Kainatın Ufkunu Kaplayan Gürültü: Yadigar Südur

— Hepimiz Google’ın Palo Alto’sundan çıktık

— Etkileşim Borcu ve Tepkileşim

— Duvar Kapı Duvar: Sanal Ağanın Çökmesi ve ‘Sahip Çıkmak’

Diğer derlemeler

鱿 : mürekkepbalığı

Yorum bırakın

Filed under Kitap

Hepimiz Google’ın Palo Alto’sundan çıktık — Işık Barış Fidaner

Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.

Rus edebiyatçı Gogol’un Palto eserini öven bu söz hep Dostoyevski’ye atfedilmiştir. Böylece üşümesin diye ünlü bir yazara daha ünlü bir yazarın kaliteli kumaşı giydirilmiştir.

Oysa bugün Google’a sorarsanız yaygın kabul görmüş bu verinin asılsız olduğunu ve bu sözü eden kişinin aslında Eugène-Melchior de Vogüé adında bir Fransız diplomat olduğunu öğrenirsiniz. Bu kişinin ne adını telaffuz edebiliriz ne de hakkında bir şey biliriz. Böylece bugüne dek tutunduğumuz veri ölür (geçerliğini yitirir) ve Gogol soğukta kalır. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Yerli, Yersiz, Yerlenme — Işık Barış Fidaner

Hegelci diyalektik anlatıldığı zaman şu üçlü formüle sıkça başvurulur:
1) Tez
2) Antitez
3) Sentez
Bu terimleri Hegel’in kendisi değil öğrencileri geliştirmiş olsa da bu üçlü formülün Hegel’in derdini anlamaya yardım ettiği kesindir.

Bu üçlüyü Slavoj Žižek şu üçlü ile eşleştirir [1]:
1) Hayal
2) Gerçek
3) Simgeleme
Tez hayal eder, antitez gerçek ile yüzleşir, sentez ise simgeleme yaparak hayal ile gerçek arasında dolayım kurar.

Şimdi gelin yine bunlarla örtüşen bir başka üçlü daha önerelim:
1) Yerli
2) Yersiz
3) Yerlenme Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Başgösteren ve Esas-İmleyen: Köstebek ve Mürekkepbalığı — Işık Barış Fidaner

whackamole-900px

Lacan’ın master-signifier (signifiant-maître) kavramı için Türkçede şu iki terim önerilmiştir:
1) Başgösteren
2) Esas-İmleyen
Başgösteren teriminin “zuhur etme, vuku bulma” anlamı epey çekicidir ama Esas-İmleyen terimi bu kavramı daha isabetle karşılar [1]. Başgösteren terimi tezahür ederek yorumlanmayı talep eden semptom kavramına daha uygundur.

Lacan simgesel düzeni şu formül ile tanımlar:

İmleyen özneyi bir başka imleyen için temsil eder.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey