Sahilik kaygısı yanılgı sezgisidir, tökezleme simülasyonu gibidir [1]. Yürürken bir muz kabuğu görürsünüz ve eğer yoldan sapmazsanız yere düşeceğinizin farkına varırsınız. Bu farkındalık henüz düşme korkusu değildir ama düşme korkusunu tetikleyebilir. Bu ikincisi yanılma korkusudur, yani doğruluk endişesidir.
Sahilik kaygısı doğruluk endişesine dönüştüğü zaman “Sahiden düşer miyim?” sorusunun yerini “Doğru yürüyor muyum?” sorusu alır, basit sezgisel farkındalık yerine bilinci kaplayan bir takıntı oluşur. Bu geçişin düşünme eylemine tercümesi şöyledir: “Sahiden yanılır mıyım?” → “Doğru düşünüyor muyum?” Bu ara noktayı bir sözle işaretleyelim:
Hayırdır ne ayaka? Okumaya devam et →