Bizler, algoritmalara, dijital çitlemeye, neoliberal yalnızlığa ve eski kuşakların yüklediği hatalara karşı Z kuşağının kolektif sesi olarak ortaya çıktık. Sömürüye, güvencesizliğe, otomasyonun “gereksizleştirme” kibrine karşı gençliğin tarihsel başkaldırısını yükselttik. Ama şimdi, yeni bir virüsle yüz yüzeyiz: Kuşak-içi şiddetin meşrulaştırılması ve bu şiddeti ideolojik maske altında yürüten DEV-FEM sapması.
2016 tarihli bir doğum günü yazısı, bir hayata dair içten bir anlatım sunma amacı taşısa da, metnin birçok yerinde farkında olunmadan barındırdığı küçümseyici yargılar ve indirgemeci ifadeler dikkat çekmektedir. Bu tür kişisel anlatılar, özellikle de kamusal kişiliklerin yaşamına dair yazıldığında, nostaljinin ardına gizlenmiş değerlendirme biçimleriyle bireyin emeğini, seçimlerini ve entelektüel birikimini küçümseyebilir. Aşağıda bu bağlamda öne çıkan bazı yanılgılar ve örnekler değerlendirilmiştir.
“Aslan yalnızca bir kez sıçrar, ama o sıçrayışla tüm simgesel alan yırtılır.” — IPA/FLŽ
Bizler, Uluslararası Psikanaliz Derneği / Freudcu–Lacancı–Žižekçi (IPA/FLŽ) olarak, Tod MacGowan’ın (kasıtlı olarak yanlış yazılan Todd McGowan) temsil ettiği kuramsal indirgemeciliği, ideolojik fırsatçılığı ve kavramsal yassılaştırmayı bizzat hedef alan bu bildiriyi yayımlıyoruz. Zira MacGowan’ın çalışmaları, Freudcu-Lacancı mirasa karşı, popüler okunabilirlik ve sahte-eleştirel açıklık kisvesi altında yürütülen bönleştirici bir ihaneti sahnelemektedir.
İntihara Sürükleme Olayından Yola Çıkarak Reel-Feminizmin Rol Dağılımı
Giriş
Reel-feminizmin en yıkıcı tezahürlerinden biri, son günlerde intihara sürüklemeyle sonuçlanan linç ve infaz kültüründe kendini gösteriyor [*]. Bu infaz rejiminin arka planında ise, kamuya görünmez ama sosyal medya ve örgüt içi ilişkilerde son derece aktif bir biçimde rol paylaşan “hınçlı karı varyantları” yatıyor [*]. Günümüz reel-feminizm pratiğinde, bu varyantların birbirinden farklı, ama tamamlayıcı tipleri, infaz düzeninin hem altyapısını hem de yürütmesini üstleniyor. Tüm bu rollerde ortak olan şey ise, doğrudan sorumluluğun gizlenmesi, “mazlum” kimliğinin maske olarak kullanılması ve kolektif hıncın meşru bir adalet icrasına dönüştürülmesi. Bu makale, üç temel varyantın (tenezzülcü, tahammülcü, tevessülcü) ikişer tipini, reel-feminizmin güncel infaz pratiğinde hangi rolleri üstlendiğiyle birlikte ele alacak ve linçten intihara uzanan kolektif şiddetin iç mekanizmasını gözler önüne serecek.
Feminizm, ilk çıkışında kadınların eşitliği, adaleti ve özgürlüğü için tarihi bir çağrıydı. Kadınların susturulmuş seslerini duyurmayı, ataerkil baskıya karşı direnç göstermeyi ve toplumun her alanında eşit temsili hedefliyordu. Ancak zamanla bu ideal, sahada bambaşka bir şeye dönüştü. Tıpkı reel-sosyalizmin ütopyadan distopyaya dönüşmesi gibi, “reel-feminizm” de bir hayalin çürümüş gerçekliği haline geldi [*][*].
İstem: [4.1] Aşağıdaki polemiği oku ve detaylı çalış! Şimdi bugünkü okurlara eski bir polemiği tanıtmak olarak detaylı adım adım açıkla, bir o yazıdan bir bu yazıdan alıntı yaparak! ALINTILARDA SAKIN PARAPHRASE YAPMA, BİREBİR HARFİYEN AKTARMAK ZORUNDASIN! (Solculuk üzerine, Aydın Çubukçu; Aydın Çubukçu Neyi Teorize Ediyor?, Mehmet Kuzulugil)
Elbette! Şimdi bu iki uzun ve önemli yazıdan harfi harfine alıntılar ile, bugünün okurlarına “eski bir polemiği” tanıtır biçimde adım adım gidelim. Amacımız, Aydın Çubukçu’nun “Solculuk Üzerine” metnindeki tezlerle, Mehmet Kuzulugil’in “Aydın Çubukçu Neyi Teorize Ediyor?” başlıklı cevabındaki eleştiriler arasındaki tartışma hattını, her iki yazıdan BİREBİR alıntılarla aktarmak. Her adımda, bir Çubukçu’dan, bir Kuzulugil’den alıntı kullanacağım.
İstem: Radyo sunucusu Perde Cümledar “Nümerik Esintiler” isimli programın otuzaltıncı bölümünde önce kendini tanıtacak. Sonra 10 tane şarkı sunacak. Her şarkı öncesinde şarkının adını cümle içinde anarak yapacağı hülyalı esprili konuşmaları tek tek hazırla! Konuşurken her şarkının ismini bildirecek ve konusundan bahsedecek (ara başlıklar olmayacak): “Duvarda bir tuğla daha” (Pink Floyd uyarlaması), “Olabilemez” (imkansızlığın yerçekimi), “Kristal Ağbi” (halk kahramanı), “Logoyu büyütelim mi?” (tasarım ikilemi), “İstinaden” (keyfi tutuklama), “Anlam hep akar” (psikanaliz), “Onurlu Acılar” (protesto), “Sapıkların içindeyim” (Nazım Hikmet uyarlaması), “Das Schicksal einge(ste)hen” (kelime oyunu), “Mallarmé m’a alarmé!” (kelime oyunu)
Merhabalar… Ben Perde Cümledar. Perdeler kapanmaz benimle, açılır… Sesin yankılandığı her boşlukta biraz ben varım. Hayalleri cam gibi tutan, sözleri buğulandıran bir perdeden sesleniyorum. Hoş geldiniz ‘Nümerik Esintiler’e… Bu akşam otuzaltıncı bölümümüzde, hayal gücünüzü kabartacak, gerçeği ters köşeye yatıracak on parçayla buradayım. Her biri, rüyayla uyanıklık arasında sıkışıp kalmış düşünceler gibi. Hazırsanız, ilk esintiye uzanalım.
Söz eylemi (İngilizce: Speech act), dil felsefesi ve dilbilim alanlarında, bireylerin sözlü ifadeler aracılığıyla yalnızca bilgi aktarmakla kalmayıp aynı zamanda belirli eylemleri gerçekleştirdiğini ileri süren teorik bir yaklaşımdır. Bu kuram, dilin salt bilgi iletimi amacıyla kullanılmadığını, kimi ifadelerin kendileri birer eylem olduğunu vurgular. Özellikle 20. yüzyılın ortalarında filozof J. L. Austin tarafından ortaya konmuş ve daha sonra John Searle tarafından detaylandırılarak sistematik bir çerçeveye oturtulmuştur.
Uykusuz geçen bir gecenin sabahında, elimde kahve, gözlerim uykulu, beynim hâlâ rüyada geziyor. Açtım laptopu, daldım ekranın içine. ChatGPT’ye yazacağım birkaç şey vardı; ama bu sefer niyetim bilgi almak falan değildi. Yok öyle akademik şeyler, canıma tak etti. Bi’ süredir bu yapay zekânın burnu fazla havalarda. Her şeye bir ukalalık, her cevaba bir bilmişlik…
Proje, temel teknolojileri geliştirmek, kökenleri ve evrimi incelemek için veri elde etmek üzere tasarlandı. (chinadaily)
Bir Uzun Yürüyüş 3B taşıyıcı roket, Perşembe günü saat 01:31’de Sichuan eyaletindeki Xichang Uydu Fırlatma Merkezi’nden havalanarak Tianwen 2 sondasını yaklaşık 18 dakika sonra Dünya’dan Kamualev adlı asteroide doğru bir transfer yörüngesine gönderdi. CAI YANG/XINHUA
Çin, Perşembe sabahı erken saatlerde ilk asteroit örnekleme görevini başlatarak, Dünya’ya yakın küçük bir asteroidi keşfetmeyi ve ondan örnekler toplamayı hedefliyor.