Category Archives: Çeviri

Şemsiye — Sakareller

Benimle bir şemsiyenin altına bile girmedin ki sen
Senin de bir şemsiyen olsaydı bile değişmezdi bence
Bence… bence…

Bkz Beş Dakika Daha Şarkı Sözleri (ChatGPT), Beş Dakika Daha (Sakareller)

Sakareller

You haven’t even come with me under an umbrella
I don’t think it would change if you also had an umbrella
I don’t think it would

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

İbreler — Sakareller

Doğduğumdan beri sanki burası böyle burdayım ve ben buyum

Gözlerim hep ibrelerde, gözlerim hep
Ellerim hep düğmelerde, ellerim hep

İsterdim tabi, sizle görüşebilmek, fakat çok önemli bir iş bu

Gözlerim hep ibrelerde, gözlerim hep
Ellerim hep düğmelerde, ellerim hep

Olduğumdan beri, ben ki şuuru körpe yoksa pişmemiş miyim?

Gözlerim hep ibrelerde, gözlerim hep
Ellerim hep düğmelerde, ellerim hep

Öldüğümden beri sanki burda hiçbişey değişmemiş gibi

Gözlerim hep ibrelerde, gözlerim hep
Ellerim hep düğmelerde, ellerim hep

Bkz Beş Dakika Daha Şarkı Sözleri (ChatGPT), Beş Dakika Daha (Sakareller)

Since I was born it’s as if I’m here and this place’s like this and I’m this
My eyes are always on the indicators, my hands are always on the keys

Since I’ve become with a conscience immature I wonder if I’m not boiled
My eyes are always on the indicators, my hands are always on the keys

I would like to meet with you but this is a very important job
My eyes are always on the indicators, my hands are always on the keys

Since I was dead it’s as if nothing has changed in this place
My eyes are always on the indicators, my hands are always on the keys

Note: “Indicators” was thematically inspired by the “Calutron Girls” who worked in Manhattan Project where they (unknowingly) contributed to the making of the atomic bombs.

It was also used as a jingle on Hayat [Life] TV:

Bilinen Son İyi Yapılandırmayı Hep Bir Tık Daha İyiye

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

İnceleme — Ağrı

Seni ilk gördüğümde
Kan yürüdü beynime
Hızlandı kalp atışım
Fazlasıyla safmışım

Seni incelemeliyim (4)

Yanıma geldiğinde
Elimi tuttuğunda
Beni ilk öptüğünde
Para yoktu cebimde

Seni incelemeliyim (4)

Ama zaman geçtikçe
Çok banaldın kendimce
Artık senden soğudum
Zaten birini buldum

Seni incelemeliyim (4)

Examination

When I first saw you
Blood marched to my brain
My heartbeat quickened
I was too much naive

I have to examine you

When you came beside me
When you held my hand
When you first kissed me
I’d no money in my pocket

I have to examine you

But as time passed by
I think you were too banal
Now I got away from you
Found someone else anyway

I have to examine you

October 23rd 1999, Evrensel Kültür Merkezi, İzmir

Ağrı (Ache), İzmir Fen Lisesi

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Kusursuz yabancılar — Deep Purple

Hatırlıyor musun adımı benim
Akıp geçerken hayatından
Bin tane okyanus aşmışım
Ve soğuk buz ruhlarını
Ömrüm boyunca
Geçmişinin yankısıyım ben

Zamanda bir anın yankısını geri getiriyorum
Parlıyor uzaktan yüzler
Bin tane savaşçı tanımışım
Ve gülüyorum ruhlar belirdikçe
Ömrün boyunca
Başka bir günün gölgeleri

Ve şayet rüzgarda konuştuğumu işitirsen benim
Anlaman gerekir ki
Böyle kalmalıyız biz
Kusursuz yabancılar

Bu sessiz acı kuyusunun içinde kalmam gerektiğini biliyorum

Bir tel gümüş gökyüzünden sarkıyor
Gördüğünden fazlasına dokunuyor
Zihninde çağların sesi
Gecenin körüyle ağrıyor
Canı kıymetli
Gözyaşların kayboluyor yağan yağmurda

Ve şayet rüzgarda konuştuğumu işitirsen benim
Anlaman gerekir ki
Böyle kalmalıyız biz
Kusursuz yabancılar

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Marş — Leonard Cohen

Kuşlar ötüştüler
şafak sökerken
Baştan başla
dediklerini duydum
Takılıp kalma
geçmiş olana ya da
henüz olmayana.
Ah o savaşlar
gene verilecektir
Kutsal kumruyu
gene yakalayacaklar
alıp satacaklar
ve gene alacaklar
o kumru hiç özgür olmadı.

İmkanı olan çanları titretsin
Kusursuz teklifini sal gitsin
Bir çatlak var
Çatlak var herşeyde
Işık işte böyle girer içeriye

İşaretler istedik
işaretler gönderildi:
ele verdi doğum
tükendi evlilik
Ve elbette dulluk
her bir hükümette —
herkes görebilir işaretleri.

Koşturamam artık
bu kanunsuz kalabalıkla
katiller yüksek makamlardan
dualarını seslendirirken.
Ama çağırmış da oldular
fırtına bulutunu çağırmış oldular
ve benim sesim onlara ulaşacak.

İmkanı olan çanları titretsin
Kusursuz teklifini sal gitsin
Bir çatlak var
Çatlak var herşeyde
Işık işte böyle girer içeriye

Parçaları biriktirebilirsin
ama elde etmiş olmazsın toplamı
Yürüyüşü başlatabilirsin
davulun olmasa da
Her bir kalp, her bir kalp
gelecektir sevdaya
ama mülteciler gibi

İmkanı olan çanları titretsin
Kusursuz teklifini sal gitsin
Bir çatlak var
Çatlak var herşeyde
Işık işte böyle girer içeriye

İmkanı olan çanları titretsin
Kusursuz teklifini sal gitsin
Bir çatlak var
Çatlak var herşeyde
Işık işte böyle girer içeriye
Işık işte böyle girer içeriye
Işık işte böyle girer içeriye

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Little girl — Nazım Hikmet Ran

1956

I am the one knocking the doors
One by one knocking the doors
I am not seen to your eyes
Dead are not seen to your eyes

Since dying in Hiroshima
Has almost been ten years
I am a seven year old girl
Dead children do not grow

My hair caught fire at first
My eyes got burned away
Soon I was a handful of ash
My ash dispersed in the air

I have for myself from you
I have nothing that I want
Can not she even eat candy
This child burnt like paper

I am knocking on your door
Aunt, uncle, give a signature
Let the children not be killed
Let them be able to eat candy

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı, Şiir

Will you play with me — Bülent Ortaçgil

If I were water, if I were fire
If I were the sun in the sky
If I wouldn’t talk, be a rock
Would you still play with me

If I were in silence, be a flaw
If I were the curse in one’s mouth
If I were born as a captive
Would you still play with me

If I wouldn’t be counted, be how many
If I were the power in the soil
If I were a guilt like a dummy
Would you still play with me

Will you play with me
Will you play with me

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Little Things — Bülent Ortaçgil

It’s all little things that wear us out
Little things that shy us away
It’s all little things, little things that pit us against
Little things that reconcile us
Little things, all are littlest things
That orient, that please, that preoccupy us
It’s all short moments, blisses
It’s a hallucination to imagine it to be long
It’s all short moments that we decide
And then that we ruminate as to why for days
Short moments, all are shortest moments
That orient, that please, that preoccupy us
All great dreams, all great dreams that we pursue
And then that we get lost as to where we are
All great dreams that I cannot hold in my hand
That I have never seen, never went through
Great dreams, all are littlest things
That orient, that please, that preoccupy us
It’s all little things that make us fight
Little things that make us agree
It’s all little things that I love you
Little things that I hurt you
Little things, all are smallest things
That orient, that please, that preoccupy us

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Duruşma — Pink Floyd

Günaydın sayın Solucan bey
Krallık açıkça gösterecektir ki
Halen karşınızda duran bu mahpus
Suçüstü yakalanmıştır dışavururken hislerini
Adeta insan tabiatında dışavururken hislerini
Olmayacak böyle!

Okul müdürünü çağırın!

Ben söylemiştim böyle hayırsız olacağını
En sonunda sayın yargıç bey
Bildiğimi yapmama izin verilseydi
Onu şekle sokabilirdim ama
Elim kolum bağlanmıştı
Kanayan kalpler ve sanatçılar
Cinayet işlemesine müsaade etmekteler
Bırakın bugün onu hackleyeyim

Delidir oyuncaklar tavanarasında deliyim ben
Valla balığa çıkmışım
Bilyelerimi alıp götürmüş olmalılar
Delidir oyuncaklar tavanarasında delidir o

Bok herif işte içerdesin artık
Umarım çöpe atarlar anahtarını
Benimle daha çok konuşmalıydın
Öyle az değil, ama yok sen illa
Kendi yolundan gittin. Var mı son günlerde bozduğun yuvalar?

“Sadece beş dakika onu benimle yalnız bırakın sayın Solucan bey”

Bebeğimmmm
Anneye gel bebek seni kollarımla sarayım
Başının derde girmesini asla istemedim İsa
Neden beni terk etmesi gerekti ki
Sayın Solucan bey onu eve götüreyim

Delidir gökkuşağı üzerinde deliyim ben
Pencerede parmaklıklar
Duvarda bir yerlerde bir kapı olmalıydı
İçeri geldiğim zaman
Delidir gökkuşağı üzerinde delidir o

Mahkemeye sunulan deliller
İnkar edilemezdir, gerek yoktur
Jürinin kenara çekilmesine
Yargıçlık ettiğim bunca yıldır
Daha önce hiç görmemiştim
Kanunların tam yaptırımını
Böylesine hak eden birisini
Onlara böyle acı çektirmen
Seçkin karına ve annene
Dışkılama itkisiyle doldurmakta beni
En derin korkunu açığa çıkardığın için dostum seni
Akranlarına karşı sergilenmeye mahkum ediyorum seni

Yıkın duvarı!

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şey

Doksanların rüyası Portland’da hayatta!

Doksanların rüyası Portland’da hayatta!
(Portland…)
Doksanların rüyası Portland’da hayatta!
Asla kurumaz dövmenin mürekkebi!

Doksanların rüyası Portland’da hayatta!
Gözlük takar çekici kızların hepsi (evet!)

Doksanların rüyası Portland’da hayatta!
Uyu 11’e kadar,
Cennette olacaksın.

Doksanların rüyası Portland’da hayatta!
(O rüya ha-yat-ta…)

Doksanların rüyası Portland’da hayatta!
Bez gömleğim harika durur hala.

Doksanların rüyası Portland’da hayatta!
Doksanların rüyası Portland’da hayatta!
Doksanların rüyası Portland’da hayatta!

Doksanların rüyası Portland’da hayatta!
Doksanların rüyası Portland’da hayatta!

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı