Doğduğun saniye küçümseneceksin derhal
Sana ayırmadıkları vakit pek az değil herhal
Acı baştan aşkın kayıp açısız bakışlı bir hal
Emekçi kahrıman, olunacak şeydir ha
Emekçi kahrıman, olunacak şeydir ha
Doğduğun saniye küçümseneceksin derhal
Sana ayırmadıkları vakit pek az değil herhal
Acı baştan aşkın kayıp açısız bakışlı bir hal
Emekçi kahrıman, olunacak şeydir ha
Emekçi kahrıman, olunacak şeydir ha
Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı
Zenon, Çokluk ve hareket varsayımlarını çürütmek için savladığı paradokslarda, hareket olumlandıkça beliren saçma neticeler yoluyla Bir-oluşu ve değişmez-oluşu ispatlamayı amaçlamıştı. Bu paradokslar/saçmantıklar bizim açımızdan da epey ilginçtir.
Jean-Claude Milner muhteşem ‘kurgusal hafiyeliğiyle’ (détections fictives) göstermiştir ki Zenon kendi dört savına (Aşil ve tosbağa, atılan ok, Dikotomi, stadyum) saf formel mantıkla yaklaşmamıştı [argümantasyon yapmadı], bir nevi edebiyat tekniğiyle onlara varmıştı [erguvantasyon yaptı].
Şimdi gelin Zenon’un atıf noktalarını oluşturan edebiyat örneklerinin tabiatını inceleyelim. En ünlü paradoksa bir bakalım: Aşil tosbağaya (veya Hektor’a) yetişme gayretiyle kendini paralıyor. Milner’e göre bu paradoks İlyada’daki şu sözlerden türemişti:
Rüyasında kovaladığı birine elini süremeyen –ne onu kaçırabilen ne de ona yetişebilen– biri gibi aynı, ne Aşil Hektor’a varabiliyordu, ne de Hektor Aşil’den sıvışabiliyordu. (Homeros, İlyada)
Öznenin nesneyle paradoksal ilişkisine baktığımızda, insanın katiyen erişemediği bir nesneye mütemadiyen yakınlaştığı bilindik rüyayı anmadan edebilir miyiz? Lacan’ın da belirttiği gibi, nesnenin erişilmezliği Aşil’in tosbağayı geçememesi anlamına gelmez (Aşil tosbağaya yetişip onun önüne geçebilir), Aşil’in tosbağaya varamayışı anlamına gelir. Okumaya devam et
Suskun gece hülyalı gece
Uyurken herkes nöbettekiler sadece
En uzakın ve hülyalı ikilidir ailece
Bukleli oğul iyi ki doğmuş bize
Uyusun semavi sükun içinde!
Uyusun semavi sükun içinde!
Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı

Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Uğuldama) okunabilir.
İçindekiler
— Uğuldama ~ (Grup Yorum)
— Ağlara –yok– Bağlara Gel ~ (Grup Yorum)
— Acem olan ayda ~ (Grup Yorum)
— İşte Hendek İşte Dede ~ (Barış Manço)
— Cennet Şehrine (Guns N’ Roses)
— O bluzun bende hâlâ (Gary Moore)
— Benimsin tatlı çocuk (Guns N’ Roses)
— Kahromantik (David Bowie)
— Kastırmasyon (eril savgı, masculine protest, männlicher Protest)
— Domuzlar (üç farklı çeşidi) (Pink Floyd)
— Kalbim onu bekleyecek (PJ Harvey)
呤 : fısıltı
Kastırmasyon veya eril savgı Alfred Adler’in tarif ettiği bir kavramdır (masculine protest, männlicher Protest). Kadınlarda kendi dişil şartlarına itiraz şekline bürünür, aile veya kültürel çevrenin kızları değersizleştirmesi üzerine kendi hayat kurgularına eril bir ideali rehber edinmeleridir. Erkeklerde ise üstünlük taslama şekline bürünür (superiority complex).
Sosyal İlgi: İnsanoğluna Bir Davet kitabında Alfred Adler şöyle yazdı:
Bir kız eğer oğlana dönüşebileceğini farzediyorsa bunun nedeni dişil rolün ona eril rolün dengi gibi sunulmayışıdır. Kız onu sürekli aşağılayan bir nazara isyan eder. Freudcular bu durumu kastrasyon/iğdiş kompleksi kavramıyla yorumladılar. (1933/1938)
Ne kolaydı eskiden
Kalbini verivermen
Ama zormuş anladım ki
Bir bedel ödemen gerekli
Bu aşk demek ki
Dostum değildi
Eh bilemedim işte
Hiçbir seferinde
Çok oldu, uzun zaman geçti ama
Bil ki o bluzun bende hâlâ Okumaya devam et
(domuz böğürtüleri)
Dev adam, domuz adam
Haha foyan ortada baksana
Vuhu!
Seni kalantor büyükbaş
Haha foyan ortada baksana
Elin kalbinde şeref sözü verdiğinde
Amma gülünesi ve şakacısın sen öyle
Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı
Silip süpürdüler ülkeyi
Bırakmadılar hiçbirşeyi
Bırakmadılar hiçkimseyi
Ne bir taş ne bir ağaç Okumaya devam et
Onda öyle bir gülüş var ki
Çocukluğuma döndürüverir sanki
O an sema maviyse, an da semavi
Arada onun yüzünü görürüm ki
Öteki sahneye kaçırıversin beni Okumaya devam et