Category Archives: Makale

Işık hakkında muhtemelen bilmediğiniz sekiz şey — Matthew R. Francis

photon1

Matthew R. Francis — 19 Nisan 2016 — symmetrymagazine.org

Işık her yanımızı sarmış, peki yanınızdan geçip giden fotonları gerçekte ne kadar tanıyorsunuz?

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim, Makale

Cinsel olan siyasidir — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 1 Ağustos 2016 — thephilosophicalsalon.com

Ayrı tutulan tuvalet kapıları günümüzde büyük bir hukuk ve ideoloji mücadelesinin merkezindedir. 29 Mart 2016’da Silikon Vadisi ağırlıklı 80 işveren patron, vitrinde Facebook patronu Mark Zuckerberg ve Apple patronu Tim Cook olmak üzere, Kuzey Carolina Valisi Pat McCrory’ye bir mektup yazarak transgender insanların karşıcinse ayrılmış kamusal hizmetleri kullanmasını yasaklayan yasayı kınadılar. “Bu ayrımcı yönetmeliği yasaya çevirme kararınız bizi hayal kırıklığına uğrattı,” diyor mektup. “İşverenler topluluğu her düzeydeki yasa yapıcılara böyle yasaların hem çalışanlarımıza hem de işverenlerimize kötü geldiğini [are bad for] sürekli olarak söylemiştir.” O halde büyük sermayenin ne tarafta olduğu açık. Tim Cook, Çin’de Apple ürünlerini kölelik koşullarında montajlayan yüzbinlerce Foxconn işçisini kolayca unutabilir; ayrıcalıksız kalanlarla büyük dayanışma jestini yapmıştır, gender ayrımının kaldırılmasını talep etmiştir… Çoğu zaman olduğu gibi, büyük işverenler siyaseten doğrucu kuramla yan yana durmaktan gurur duyar.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri, Makale

Hillary Clinton Mutabakatı Demokrasiye Zararlı — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 12 Ağustos 2016 — newsweek.com

Alfred Hitchcock “Filmler kötü adamları kadar iyi olurlar” demişti — yani buna göre neredeyse ideal “kötü adam” (Donald Trump) sayesinde önümüzdeki ABE seçimleri iyi mi geçecek? Evet, ama çok sorunlu bir anlamda. Liberal çoğunluğa göre 2016 seçimleri açık ve net bir tercihi temsil ediyor: Trump figürü gülünç ve aşırıdır, görgüsüzdür. En kötü ırkçı ve cinsiyetçi önyargılarımızı sömürür, nezaketten öylesine yoksun bir erkek şovenisttir ki önde gelen Cumhuriyetçiler bile onu topluca terk ederler. Eğer Cumhuriyetçi aday Trump olacaksa bu hakikaten “mutlandırıcı bir seçim” olacaktır – bütün sorunlarımıza ve küçük dalaşmalarımıza rağmen, gerçek bir tehdit karşısında hepimiz temel demokratik değerlerimizi savunmak üzere omuz omuza verebiliriz, Ocak 2015’de Charlie Hebdo’ya yapılan saldırılardan sonra Fransa’da olduğu gibi.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Makale

Putoğan Hayaleti — Slavoj Žižek

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

Rusya’daki Vladimir Putin ile Türkiye’deki Recep Tayyip Erdoğan şimdi resmen düşmanlar, ama giderek aynı politik rejimin iki versiyonuna daha fazla benzemiyorlar mı?

putogan

Slavoj Žižek — 3 Şubat 2016 — newstatesman.com

Türkiye’nin benim aleyhimde yürüttüğü eş-güdümlü resmi kampanyası konuyu bağlayacak kısa bir sözü hak ediyor. Türk tarafındaki bazıları düzmece röportaja atıf yapılmasından dolayı New Statesman’in özür dilemesini sanki metnimdeki tüm esas iddialardan dolayı özür dilenmişçesine (yani sanki bu iddialar geri çekilmişçesine) yamulttular. Ne ki, NS’de yayınlanan metnim düzmece Andalou röportajına “dayanmıyordu”, daha önce başka bir yerde (Almanya’da) yazılıp yayınlanmıştı, o düzmece röportaja atıf olmaksızın; içerdiği iddialar da Türkiye politikasına dair yüzlerce eleştirel metni yankılamaktadır. Benim tek “yalanım” internetten erişilebilen düzmece bir röportaja atıf yapmaktı — böyle bir hataya da bugünlerde herkes düşebilir.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Makale

Norveç’in Varolmayışı — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 9 Eylül 2015 — LRB

Afrika ve Ortadoğu’dan Batı Avrupa’ya akan mültecilerin kışkırttığı tepkilerin, ölümcül bir hastalığa yakalandığımızı öğrenince gösterdiğimiz tepkilere benzemesi çarpıcıdır, Elisabeth Kübler-Ross’un Ölüm ve Ölme Üstüne adlı klasik çalışmasında tarif ettiği şemadaki gibi. İlk başta inkâr edilir: “Fazla ciddi değil bu, görmezden gelebiliriz” (ki bunu pek işitmez olduk). Sonra kızgınlık olur –bu nasıl benim başıma gelir?– inkâr geçerlenemedikçe kızgınlık patlar: “Mülteciler yaşam tarzımızı tehdit ediyor; içlerinde Müslüman köktenciler saklanıyor; durdurulmalılar!” Pazarlık yapılır: “Peki, kotalar koyalım; kendi ülkelerinde mülteci kampı açabilsinler.” Bunalım yaşanır: “Mahvolduk, Avrupa Avrupistana dönüyor!” Henüz görmediğimiz olaysa Kübler-Ross’un beşinci aşaması, kabullenmedir. Kabullenme olunca mültecilerle baş etmek için tüm-Avrupalı bir plan çıkarılacaktır.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri, Makale

LA ’92: Proleter bir ayaklanmanın bağlamı // 1. İmajın Ötesinde

9riotbucket5b15d

Aufheben #01 (Güz 1992) — Burjuva basının çarpıttığı, birçok solcunun salt ‘ırk isyanı’na indirgediği L.A. ayaklanması bu yüzyılın en ciddi şehir isyanıydı. Bu makalede bileşimlenme [re-composition] ve kapitalist yapılandırma [restructuring] bağlamlarıyla ilişkilendirerek bu olayların esas önemini kavramaya çabalıyoruz.

29 Nisan 1992’de Los Angeles bu yüzyılın en ciddi şehir isyanıyla patladı. Beş gün boyunca ülkenin her yanından gelen federal ordu askerleri, ulusal muhafız ve polislerle düzen ancak sağlanabildi [restore], ki bu süre içinde L.A.’de oturanlar milyonlarca dolarlık mala el koymuş ve bir milyar dolarlık kapitalist mülkiyeti yok etmişlerdi. Ayaklanmanın birçok ayrıntısına çoğu okuyucu aşina olacaktır. Sınıf mücadelesindeki bu yeni militanlığın nereye götürebileceğini anlamak üzere bu makalede olayları Los Angeles ve Amerika’da sınıf ilişkilerinin mevcut durumu bağlamına koyarak bu isyanı anlamlandırmayı deneyeceğiz.

Ayaklanma öncesinde Amerika’da sınıf mücadelesinin durumuna dair iki temel tutum bulunuyordu. Kötümser görüşe göre Amerika işçi sınıfı kesin olarak yenilmiştir. Bu görüş ABE’nin (Amerika Birleşik Eyaletleri) –küresel sınıf mücadelesinin topografisi bakımından– çölden hallice olduğunu savunmuştur. Daha iyimser olanlara göre ise, geleneksel işçi sınıfı ağır ücret kesintileri karşısında zayıf kalsa da, Amerikan solunda tek konulu kampanyaların ve “Politik Doğrucu” söylemin hakimiyeti aslında işçi sınıfına ait kesimlerin otonom mücadelesindeki canlılığa delalet eder. L.A.’de sınıf mücadelesinin patlaması bu tek taraflı görüşlerin ötesine geçme ihtiyacına işaret etmektedir.

İçerikler:

  1. İmajın Ötesinde
  2. Irk ve Sınıf Bileşimi
  3. Sınıf Bileşimi Ve Kapitalist Yapılandırma
  4. Mimariyle ve Postmodernistlerle İlgili Not
  5. Çeteler
  6. Çetelerin Politik Fikirleri
  7. Sonuç

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Makale

Özgür dünyada özgürlük: Uzakın hukuka dönüşür — Maria Aristodemou

Özet

Makalem Robert Burt’un yazısından yola çıkarak Lacancı hukuk analizinin Robert Burt’ün (haklı olarak) reddettiği şeyden ve Burt’ün geliştirdiği alternatif psikoterapötik senaryodan nasıl farklılaştığını vurgulamaktadır. Lacancı analizde yeni karakteristikler dediğim şeylere odaklanmaktayım, özellikle de insan öznesinin dille iğdiş oluşundaki ısrarına, ki bu iğdiş “özgürlük” ve “özgür konuşma” anlayışımızı, dolayısıyla Hukuk’un kendi iğdiş oluşunu sorun eder. Özne adına Ben [Ego] psikologlarınca yapılan iddiaları birer birer soymamız, Lacancı analizin idealde açığa çıkardığı şeye, yani öznenin uzakın nüvesine ulaşmamızı sağlar. Bunu Öldürme Edimi [The Act of Killing] filmiyle örneklemekteyim, bu belgesel öznenin kalbindeki uzakın nüveyi göstermekle kalmaz, bizzat Hukuk olan uzakınlığı da gösterir. Hukuk ve psikanaliz arasındaki karşılaşma, vardığım sonuca göre, müşterek anlayışa götürmenin çok ötesinde, analizanın mazeretlerinin çözdürülmesine götürür, ve böylece, psikanalizin sahneden tamamen çekilmesine götürür.

Anahtar sözcükler

Hukuk; Psikanaliz; Lacan; Freud; İğdiş; Dil; Uzakın

Dümdüz Kaynak Yerlendiricisi

http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0160252716301455

(İngilizce özet)

3 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim, Makale

Hatırlamak & Unutmak — Russell Grigg

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

LC
lccom

◇

LCEXPRESS Lacancı Pusula’nın yeni biçimini sunar. Hem klinik için hem de çalışma günleri ve konferans buluşmaları öncesinde erişilmek üzere önemli metinleri dinamik vakitlerde sunmayı hedefler. Kuramsal çalışmalar ve klinik pratikler yayınlayan LCEXPRESS hem Lacancı geleneğin uzundur bilinen kavramlarını hem de yeni bıçak sırtı [cutting edge] formülleştirmeleri vurgulamaktadır.

Precis

Bu kışkırtıcı ve özenle inşa edilmiş makalesinde Russell Grigg hem Freud hem de Lacan’ın yas ve melankoli kavramlarını gözden geçirerek bu terimlere dair anlayışımıza müdahale ediyor. Grigg öncelikle yas işinin kaybedilmiş nesnenin silinmesiyle sona erdiğini kabul eden Freudcu mefhuma karşı çıkıyor ve bize Freud’un kendi kızının ölümünden sonra yaptığı gözden geçirmeyi hatırlatıyor. Lacan’ın çalışmasını temel alarak “anılaştırma” [memorialization] terimini öneren Grigg’e göre nesnenin anılaştırılması, “nesnenin yok oluşuna dair Öteki’nde, simgeselde bir kayıt bırakılmasını şart koşar.” İkinci olarak Grigg melankoli ve psikoz arasındaki koşutlukları belirtiyor. Lacan’da a nesnesinin icadından sonra psikoz mefhumunun genişlediğini, istila edici imgesel keyfiyet (Schreber’deki gibi) odağından çıkıp nesnenin gerçeğiyle dolaysız yakınlaşmaya odaklandığını gösteriyor, ve Grigg melankolide cereyan eden şeyin aynen bu gerçekle karşılaşma olduğunu öne sürüyor. Grigg’in açıklamasına göre anılaştırma, nevrotiğin a nesnesine karşı korunmasını tamir edecek fallik bir işlevin yeniden inşa edilmesi boyunca yas işine yardımcı olur. Fakat, melankolide nesnenin gerçeğini örten suretler düşer, yani melankoli sonu gelmez bir yas değildir, daha çok, gerçek olanla kaçınılmaz bir yüzleşmedir.

Nancy Gillespie, Eş-Editor

◇

Hatırlamak & Unutmak

Russell Grigg — Mayıs 2016 — LC EXPRESS 3(2)

“Yasta ‘başarı’ nedir? Hatırlamakta mı yatar yoksa unutmakta mı?”
Julian Barnes

Yas nedir? Sahiden, bir insanın sevdiği birini kaybettiğinde, yani gerçekten sevdiği birini kaybettiğinde başından geçen bu olay nedir?

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri, Makale

İmgelem Politikası (1) — McKenzie Wark

McKenzie Wark — 22 Kasım 2015 — publicseminar.org

man-in-the-high-castle-600x326

“Tüm iktidar hayal gücüne!” Altmışlarda böyle denirdi. Şimdiki slogan şöyle olabilir: “Tüm hayal gücü iktidara!” Zira hayal gücü bugünlerde her yerde ama nasıl iktidar kazanabileceğimizi kimse bilmiyor. Philip K. Dick’in Nazilerle Japonlara savaş kazandırdığı alternatif tarihe dayalı TV dizisi de var artık, ve bu diziyi belgesel zannedenleri affedebiliriz. Hayal edebildiğimiz her şey ya olanların aynısı ya da daha kötüsüymüş gibi görünüyor.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Makale

Psikoloji nedir? — Georges Canguilhem

Psikolog için “psikoloji nedir?” sorusu, filozofun “felsefe nedir?” sorusundan daha fazla can sıkıcı görünür. Çünkü felsefede anlam ve öz sorusu, bir yanıt sunmaktan ziyade felsefenin kendisini şekillendirir. Dahası, bu sorunun sürekli olarak tatmin edici bir yanıt eksikliği nedeniyle yeniden ortaya çıkması, kendini filozof saymak isteyenler için bir alçakgönüllülük gerekçesi iken, bir aşağılanma sebebi değildir. Fakat psikoloji açısından, bu sorunun, yani onun özüne ya da daha mütevazı bir ifadeyle kavramına dair sorunun, psikologun varoluşunu da sorgulanır kıldığı açıktır. Psikolojinin ne olduğunu tam olarak açıklamak mümkün değilse, psikologun ne yaptığına dair yanıt vermek de zorlaşır. Bu nedenle, psikolog, bir uzman olarak sahip olduğu öneminin gerekçesini bulanık bir fayda çerçevesinde aramaktan başka çare bulamayabilir. Bu önem psikolog açısından incitici olmayacaksa bile, filozoflar için bir aşağılık kompleksi kaynağına dönüşebilir.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Çeviri, Eviri, Makale