Wikileaks’in ifşaat bandwagonuna atlamış gibi olmayayım diye yakınlarda birinci yersiz gizlilik kararı altında yayınladığım Boston Raporu‘nu edinmek üzere gönderilen e-postalardaki gender disparity dikkatimi çekti.
Category Archives: Şey
Bilirmiş gibi yapmak
Bilirmiş gibi yapma alıştırması:
1) Sevdiğiniz şeyleri hayal edin. Sevdiğiniz şeyleri hayal etmeniz kaçınılmazdır. (http://en.wikipedia.org/wiki/Natural_selection)
2) Uyumsuzları atmak lazım. Her şeyi kıyaslayıp uyumsuzları atın, çabuk! (http://en.wikipedia.org/wiki/Multiple_comparisons)
3) Odaklanıp tekrar edin: Seçim mümkündür, seçim mümkündür… (http://en.wikipedia.org/wiki/Axiom_of_choice)
4) Seçim mümkündür, biz özgürüz, ve son karar size ait. Seçiniz! (http://en.wikipedia.org/wiki/Multi_party_system)
5) Evet yani özgürüzdür ve seçim de sizindir ama işler karmaşıktır işte bilirsiniz. (http://en.wikipedia.org/wiki/Multipartite_entanglement)
IBF
***
Tam Gaz’daki Müthiş İlişki — Cara Ellison

Cara Ellison — 20 Şubat 2016 — rockpapershotgun.com
Bu hafta oyunlarda bir erkekle bir kadının yakınlaştığı ama romantik bağ kurmadıkları ve sersemce “kadının başı dertte” vaziyetine girmedikleri bir ilişki bulmaya uğraştım. Kültürümüzün her yanında yankı bulan acayip bir tezgâha göre (heterocinsel) erkekler ve kadınlar arkadaş olamazlar, Billy Crystal’in When Harry Met Sally‘deki meşhur sözünde dediği gibi: “Elbette farkındasın ki biz asla arkadaş olamayız. … Erkekler ve kadınlar arkadaş olamazlar, çünkü seks kısmı hep araya girer.” “Benim bazı erkek arkadaşlarım var…” “Hepsi seninle seks yapmak ister. Hiçbir erkek çekici bulduğu bir kadınla arkadaş olamaz. Hep onunla seks yapmak ister.”
Hiç durmadan kendini bu impulstan kurtarma eylemi — G. W. F. Hegel
(2) Nihayetinde Kantçı sistem düşüncenin spontane öz-belirlenimi ilkesini ancak formel anlamda oturtmuştu. Düşüncenin bu öz-belirleniminde tarz ve ölçüye dair ayrıntılara Kant hiç girmedi. Bu noksanlığı ilk fark eden Fichte oldu; kategorileri çıkarma ihtiyacına dikkat çeken Fichte, sahiden böyle bir şeyi sağlamaya uğraştı. Fichte ile felsefî gelişimin başlangıç noktası ‘Ben’ olur: ve eylem neticelerinin kategoriler halinde gözükmesi beklenir. Ama aslında Fichte’de ‘Ben’ özgür ve spontane bir enerji halinde sunulmaz; ilk uyarımını dıştan gelen bir şok ya da impulstan alması beklenir. Bu şok karşısında ‘Ben’, varsayıma göre, reaksiyon verecektir, ve ilk kez kendi bilincine varması ancak bu reaksiyon yoluyla olacaktır. O esnada, impulsun tabiatı, kapsamımızı aşan bir yabancılık halinde kalır: ve ‘Ben’, hep başka bir şeyle karşılaşarak, bir koşul altına sokulur. Fichte, neticede, Kant’ın yaptığı çıkarımın ötesine hiç geçmemiştir: “Yalnızca sonluluk bilinebilir. Sonsuzluk düşünce kapsamını aşar.” Kant’ın kendi-başına-şey dediğine, Fichte dıştan gelen impuls der – ‘Ben’den başka bir şey soyutlamasıdır bu, genel anlamda olumsuz ya da Ben-değil diye adlandırmak haricinde tarif edilemez, tanımlanamaz. Böylece ‘Ben’in özü Ben-değil ile ilişkili sayılır, ‘Ben’in öz-belirlenim eylemi ilk başta Ben-değil yoluyla uyandırılmıştır. Ve bu tarza göre ‘Ben’ olsa olsa hiç durmadan kendini bu impulstan kurtarma eylemi olur, asla gerçek bir özgürlük kazanmaz, çünkü impuls kesildiği zaman onun eylemi olan ‘Ben’ de ortadan kalkacaktır. ‘Ben’in bu eylemiyle üretilen içerik ile tecrübenin sıradan içeriği arasında da öyle pek bir fark yoktur, bu içeriğin salt görünüş olduğunu belirten ek bir not haricinde.
G. W. F. Hegel 1817 Küçük Mantık, s. 119
English: William Wallace
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
ç.n. Önceki sayfada bunun 1’inin çevirisi var.
Nerede? — Jean Piaget
(…) ve zihinde yerlenmiş olur, zira bu sonuca ulaşan (üçüncü aşama) çocuklar önce adın kafada ya da seste olduğunu söylerler. Demek ki “hiçbir yerde” o adın artık nesnede yerlenmediğini belirtmiş olur. Bu yine ilkel bir cevaptır ve buna ancak birinci aşamayı bir ölçüde sürdüren çocuklarda rastlanabilir.
ROC (6½, bir kız) bu ikinci aşamanın tipik bir örneğidir: “Şimdi söyle bana, güneşin adı nerede?”—Gökyüzünde.—Güneş gökyüzünde. Ama adı nerede?—Gökyüzünde. Okumaya devam et
İki tür ışık — Abdu’l-Bahá

Güneş, Güneş Sistemi.
Abdu’l-Bahá — 5 Kasım 1912 — reference.bahai.org
Bugün hava kasvetli ve sıkıcı! Doğu’da hep gün ışığı vardır, yıldızlar hiç örtülmez ve çok az bulut vardır. Işık her zaman Doğu’dan yükselir ve ışınlarını Batı’ya gönderir.
İki tür ışık vardır. Güneşin gözüken ışığı vardır, onun yardımıyla etrafımızdaki dünyadaki hoşlukları ayırt ederiz – o olmasaydı hiçbir şeyi göremezdik.
Yine de, bu ışığın işlevi bize cisimleri gözüktürmek olsa da, o bize onları görme ya da taşıyabilecekleri çeşitli güzellikleri anlama gücünü veremez, çünkü bu ışıkta zekâ yoktur, bilinç yoktur. Bize bilgi ve anlayış veren ışık, zekânın ışığıdır, bu ışık olmasa fizikî gözler hiçbir işe yaramazdı.
Ünlü Yazarlar New York Halk Kütüphanesi Basamaklarında ‘Edebî Protesto’ Planlıyor — Katherine Brooks
“Yalan yanlış bilgilendirmelere karşı hakikati muhafaza etmeye” yardım etmek isterseniz takvimlerinizi işaretleyin.

Katherine Brooks — 4 Ocak 2017 — huffingtonpost.com
ABE’de ifade açıklığını savunma arzusu etrafında kurulmuş PEN Amerika örgütünün hazırladığı “edebî protesto” en olası yerde, New York Halk Kütüphanesi (NYPL) basamaklarında yapılacak.
Kanıtlanmış bir olguyu ikrar edemeyişin, bir yetkiliye müracaat ederek birisini (bu olayda beni) “ne yazık ki” gözardı etmeye çevrilmesi
(English)
Uppsala Üniversitesi için hazırladığım iş başvurusunu göndereceğim bu akşam Türkçeye çevirdiğim bu yazıya bu Çarşamba 11 Ocak 2017’de yayınlanacak Boston Raporu Yayın ve Gizlilik Notu‘nda da atıf yapılacaktır.
Barış
4+ yıl önce “Oynanış siyasettir” (Oyun Tasarımının Diyalektiği‘nin ilk bölümü) özetini İsveç Uppsala’da gerçekleştirilecek 4’üncü ICTs and Society buluşmasına göndermiştim.
Duyurulan “deadline“dan önce e-postayla özeti gönderdim. alternatifbilisim.org’un e-posta sunucu kayıtlarına göre bu e-posta teknik anlamda başarıyla gönderilmişti.
A tag for English speakers
>>> English <<<
Dear English speakers,
I opened this new tag “English” in the website to help you access the recently growing archive of TR>EN translations without being overwhelmed by the EN>TR translational majority.
Let me immediately apologize for the lack of content in Turkish that is worth translating into English apart from some nice folk songs and ancient poetry.
That’s because the Turkish public (if one can say that there is one) is much more interested in engulfing their fellow men in insults and jokes [*] rather than acknowledging, appreciating and enjoying the intellectual work being done for them such as the translations on this website and on many others (e.g. Dünyadan Çeviri and Çevirihanem). See that that’s why the website is called Placeless Things [Yersiz Şeyler].
See you on January 15th 2017 at the public library for #WritersResist and good luck with Donald Trump, especially the ones to remain in the U.S.
Işık Barış Fidaner
[*] Their term for this engulfment is ağbi which means big brother.
Filed under Şey
AKVARYUM MÜDÜRÜ (ARKAPLAN: MAKİNE UĞULDAMASI)
AKVARYUM MÜDÜRÜ (ARKAPLAN: MAKİNE UĞULDAMASI): “Ben [“patron”unuzun adını buraya yazınız] Burada [iş yerinizin adını buraya yazınız] her şey iyi, yani elbette şehirde bir sürü sorunlar yaşanıyordu ve bizim bu binaya girmemiz bayağı zor olmuştu, ama bütün hayvanlar iyi, hayat destekleri süper işliyor, ve bina gayet iyi iyi halloluyor, yani çok olumlu bakıyoruz, ilerleme gösteriyoruz ve sıkıntılar yaşamayacağız, ve ŞAHANE BİR EKİBİMİZ VAR VE BIDI BIDI BIDI BIDI…” #PrayForTheSmokies [#DumanlılaraDuaEt]





























