🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
⏳⛰️🛡️ Süreç Heval ⏳⛰️🛡️
Misak-ı Millî (Ulusal Yemin) olarak bilinen ve Ocak 1920’de son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından ilan edilen altı maddelik kararlar, Türkiye’nin milli mücadelesinde hedef alınan coğrafi sınırları tanımlıyordu[1]. Bu sınırlara göre Osmanlı devletinin Arap çoğunluklu vilayetlerinde halkoyuna gidilecek; Mondros Mütarekesi imzalandığında (30 Ekim 1918) işgal altında olmayan ve “din, ırk ve ülkü birliği bakımından birbirine bağlı, karşılıklı saygı ve fedakârlık duygularıyla dolu Osmanlı-İslam çoğunluğunun yerleşmiş olduğu kesimlerin tamamı… birbirinden ayrılamayacak bir bütündür” (Misak-ı Millî Kararları, 28 Ocak 1920, İstanbul)[1]. 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması ise Milli Mücadele sonunda Türkiye’nin yeni sınırlarını ve statüsünü uluslararası alanda tanıdı. Ancak Lozan’da Misak-ı Millî’de öngörülen bazı toprak hedeflerinden feragat edilmesi (örneğin Musul-Kerkük’ün Türkiye dışında kalması, Hatay’ın statüsünün belirsiz bırakılması) ve yeni Türkiye devletinin etnik-dini yapılanmaya dair tercihleri, sonraki on yıllarda çeşitli Türk, Kürt, Arap ve diğer siyasi hareketlerce eleştirildi. Bu çalışma, Misak-ı Millî temelinde Lozan Antlaşması’na geçmişten günümüze itiraz eden tüm siyasi hatların (Türk, Kürt, Arap ve diğer ilgili aktörler) yaklaşımlarını, her birinin kendi resmî veya teyitli metinlerinden alınmış birebir alıntılarla kronolojik olarak sunmaktadır. Alıntılar öncesinde, ilgili açıklamaların tarihsel bağlamı kısaca ve tarafsız bir şekilde belirtilmiştir. Böylece her siyasi çizginin coğrafi sınır anlayışı, millet (ulus) tanımı ve bu çerçevede Kürtler ile Arapları konumlandırma biçimi, doğrudan kendi ifadeleriyle ortaya konulacaktır.
Okumaya devam et →