Londra seslenir — The Clash

Londra seslenir sınır boylarına
Savaş ilan edildi ve çatışma başladı
Londra seslenir yeraltı oyuklarına
Kızlar oğlanlar çekmeceden çıksanıza
Londra seslenir ama bize güvenme asla
Beatles hayranlığı mefta oldu baksana
Londra seslenir bak bizde pek sallayan yok
Sokakta coplarını sallayanlardan başka Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Gidem mi yoksa kalam mı? — The Clash

A canım bildirsene artık
Gidem mi yoksa kalam mı?
Benimsen, beni benimsediysen
İlelebet beraber olalım istersen
O yüzden bildirsene artık
Gidem mi yoksa kalam mı?

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı

Abject Bride — Sezen Aksu

I’m transitory but you’re in my trust
My lifespan under-lies barred mattreses
Listen wise guy, world’s unsaid, otherwise
Ration your moves kid and break no hearts
A child asleep and a man awake in my arms
Hear hear! Let our love be an ex-sample Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Arzuyu yönelten nesne-sebep (objet a) ve arzuyu bulandıran iğret-illet (abject) — Slavoj Žižek

İğret [abject] acaba Lacan’ın küçük a nesnesine [objet petit a] yakın olabilir mi? Simgesel temsil sürecinin ‘bölünemez kalanı’ olan küçük a nesnesi arzunun hep-zaten kaybedilmiş nesne-sebebi işlevi görür ve kendi taşkın tabiatıyla simgesel süreçte içkin bir rol oynar, (simgesel) Kanun ile sürdürülen arzuyu güdüleyen eksikliğin ele avuca gelmeyen hayaletsi bedenlenişidir. Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Çeviri

Düğünde zom kavgası — Radiohead

Yok yok yok yok
Yok yok yok yok
Yok yok yok yok

Neyin peşindesin anlamadım ki
Hiçbir şeyi beğenmiyorsun ki
Dediğin gibi olmadığının şahidiyiz
Kavga çıkarmaya gelmişsin belli Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Nehir Derin, Dağ Yüksek — Deep Purple

Sen genç bir kızken
Bez bebeğin var mıydı
Tek bebeğin o muydu
İşte öyle severim seni
O bebeği sevdiğin gibi
Sevgim kabardı şimdi Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Yıldızlararası Babanın-Adı — Işık Barış Fidaner

vlcsnap-2021-01-22-22h20m33s028

(Dikkat: Spoiler)

Christopher Nolan’ın Yıldızlararası (2014) filminde küçük bir kız (Murph) babasıyla (Joseph Cooper) insanlığın geleceğine dair umutların tükendiği kıyametengiz bir Dünya’da yaşarlar. Hikayenin başında Murph’ün “hayaletim” dediği görünmez bir varlık yerçekimi kuvvetiyle oynayarak ve uzay-zamanı büküp nesneleri ittirerek ona mesajlar vermektedir, bu hayalet kitaplıktan kitap düşürür ve yerdeki tozları dağıtarak desenli şekiller çizer. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Saklı Yüksük Dünya: Hakikat sonrası yolcusu kalmasın! — Işık Barış Fidaner

inter

“Tek tek” ifadesi iki şekilde yorumlanabilir:
A) Yegane olan yegane şey
B) Birer birer ele almak
Şimdi bunları tek tek ele alalım. Okumaya devam et →

17 Yorum

Filed under Şey

Çizili baykuş ormanın içinden seslenir: ‘Kim yapar yemeğini?’ — Rebecca Pugh

Untitled

Şafak vakti ormanda koşu yaparken eğer hırıltılı bir soru işitirseniz: “Who cooks for you?” (Kim yapar yemeğini?) do’dan başlarsa ve son nota aniden pesleşirse, sağlıklı bir ormanda olduğunuzu anlarsınız. Mevzubahis kuş ezgisiyle sorgulamaya devam ederse: “Who, who, who, who, who, who, who cooks for you now?” (Kim kim kim Kim kim kim kim yapar yemeğini yahu?) artık emin olursunuz: Çizili baykuşlarla koşmaktasınız (barred owl). Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Eyleme Dökme ve Eyleme Vurma — Slavoj Žižek

Psikanaliz sürecinin sonunu anlamak için eyleme dökme (acting out) ile eyleme vurmayı (passage à l’acte) ayırt etmeliyiz. Genel anlamda eyleme dökme simgesel bir eylem olmayı sürdürür, büyük Ötekine hitap eden bir eylemdir; eyleme vurma ise büyük Öteki boyutunu askıya alır ve gerçek boyutuna tercüme edilir. Eyleme dökme bir eylem yoluyla simgesel bir açmazdan çıkma girişimidir (simgelemenin, dile getirmenin imkansızlığı), gerçi bu eylemin işlevi şifreli bir mesaj taşımaktır. Bu eylemle (“delice” de olsa) bir borcu ödemeye, bir suçu süpürmeye, Ötekine sitem etmeye, vb. çalışırız… Eyleme vurma ise aksine simgesel ağdan çıkar, toplumsal bağı eritir. Eyleme dökme yoluyla konuşabiliriz, Lacan’ın 1950’lerde kavradığı anlamda semptomla özdeşleşiriz (Ötekine hitap eden şifreli mesajla özdeşleşiriz), eyleme vurmada ise keyfiyetimizin gerçek nüvesini yapılandıran marazi “tik” olan sinthome ile özdeşleşiriz… “Öznel yoksunlaşma” yaşayan kişi isimsiz kalır, onu temsil eden bir imleyen yoktur, o da ancak semptomuyla özdeşleşerek tutarlılığını korur. Bu “öznel yoksunlaşma” ile birlikte kişinin hakikatle olan ilişkisi kökten değişir: Histeride (ve “lehçesi” olan obsesyonel nevrozda) hep hakikatin diyalektik hareketine katılırız, bu yüzden histeri krizinin doruğundaki eyleme dökme baştan sona hakikat ekseniyle belirlenir, eyleme vurma ise bir anlamda hakikat boyutunu askıya alır. Hakikat bir (simgesel) kurgu yapısında olduğu ölçüde keyfiyetin gerçeği onunla uyumsuz kalır.

Yan Bakmak’tan

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

7 Yorum

Filed under Çeviri