Doğur-ussal lüzum: Matrix’in rahmini kapsayarak aşmak — Işık Barış Fidaner

Tek bir lüzum vardır, o da Matrix’in rahminden çıkmaktır (“Aş ağı!” [1]), Babanın-Adı ile konacak ensest yasağının güncel hali budur.

Matrix rahimdir. Matrix’teki arıza (glitch), görcül doğurganlığın (virtual fecundity) yolundan şaşmasıdır, histeridir, yorumlanamayan sinyallerdir, malumat fazlasıdır (surplus-information) [2]. Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Dürtüsel montaj — Jacques Lacan

Bakın dürtüyü andıran bir şey varsa o da montajdır (düzenek).

Varılacak sona atıf yapan bakış açısıyla kavranmış bir montaj değil bu. Bu bakış açısını kuran modern içgüdü teorilerinde montajdan türeyen bir imgenin sunumu pek çarpıcıdır. Böyle bir montaj mesela çiftlikte tavuğu telaşlandıran özgül biçimdir, bunun için tavuğun birkaç metre ötesine şahin maketi koymanız, yani takriben münasip tepkiyi uyandıracak bir imge sunmanız yeterlidir [fol: false]; bu işin püf noktası sunulan imgenin illa münasip olması gerekmediğini bize göstermektir. Bu tip montajlardan söz etmiyorum.

Okumaya devam et →

17 Yorum

Filed under Çeviri

Vamp Güzellerin Köken Hikayesi — Marlen Komar

Untitled

Marlen Komar — 31 Ekim 2017 — allure.com

Vamplık sonbahar geleneklerinden biridir, aynı balkabaklı baharatlı latte içmek veya etrafa siyah/turuncu şeker kağıtları saçarak Hocus Pocus’u bir kez daha seyretmek gibi. Hava soğuyunca birçoğumuzun eli plum rujlara uzansa da vamplığın asıl anlamını pek bilen yok. Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Çeviri

Nezaket ve usturup — Mladen Dolar

Görgü kurallarına uymak (politeness) asla yetmez, usturup (tact) gerekir. Truffaut’nun ilk filmlerinden birinin harika bir sahnesinde Delphine Seyrig tecrübeli bir kadın olarak Jean-Pierre Leaud’ya nezaket-usturup farkını öğretmeye çalışır:

Yanlışlıkla banyoya girdin diyelim, duşta çıplak bir kadın varmış. Eğer naziksen çabucak kapıyı kapatıp “Pardon hanımefendi!” demelisin. Oysa usturuplu olsaydın kapıyı çabucak kapatıp “Pardon beyefendi!” derdin.

İki durumda da muhataba saygı gösterilir, istemeden onun sınırlarını ihlal ettiğiniz için nazikçe af dilersiniz. Birinci durumda kurallara uyulmuştur. İkinci durumda daha fazlası vardır: Görmemiş gibi yaparsınız, sanki ihlal o kadar azmış ki çıplak kişinin cinsiyeti bile ayırt edilememiş gibi davranırsınız, talihsiz hanım bunun bir numara olduğunu bilse de gidiş yolunuza puan vereceğinden emin olabilirsiniz.

Mladen Dolar, Hiçten Az‘da alıntılayan Slavoj Žižek

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

9 Yorum

Filed under Çeviri

Sen muhteşem bir detaysın! Biberli öz-deşim oley! — Işık Barış Fidaner

İltifat niyetiyle söylenip olumsuz çağrışımlara yol açtığı halde ısrarla terk edilmeyen muğlak bir deyim var, belki duymuşsunuzdur:

Sen muhteşem bir detaysın!

Bir iltifatın normalde iyi anlamlar uyandırıp kötü anlamları defetmesi beklenir ama bu deyimi biraz silkelediğinizde altta yatan olumsuzluk çabucak su yüzüne çıkıyor. Cümleyi alıp birkaç defa tercüme ettiğimiz zaman ünlü masaldaki prensesin onca şiltenin altındaki bezelyeyi hissedip rahatsız olması gibi çabucak olumsuzluğun kalbine ulaşırız: Okumaya devam et →

16 Yorum

Filed under Şey

Vamplık ve Zomluk — Slavoj Žižek

Kant’tan çıkarılacak Hegelci sonuca göre her sınırlama kendi “ötesindeki” şeylerin öncülü sayılmalıdır, buna göre Kant’ın Kendinde-Şey mefhumu bile fazla “şeyleşmiş” kalır.

Hegel bu konuda nüanslıdır: Duyu-üstü “görünüş olan görünüştür” dediği zaman tam da Kendinde-Şey’in fenomenlerin sınırlaması olduğunu öne sürmektedir. “Duyu-üstü nesneler (duyu-üstü sezgi nesneleri)” kimerik “tersine dünya”ya aittir; orada olsa olsa duyulur sezginin içeriği bir başka sezginin duyulmaz biçimi altında tersine sunulmuştur, bir akis gibi yansımıştır [veya hemseda gibi yankılanmıştır: Hiçpekora] Okumaya devam et →

16 Yorum

Filed under Çeviri

Ekholoji — derleme

AdsızYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Ekholoji) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

— Ekholoji, Ekhosistemler, Ekhosit

— Groundhog Day: Dairesel/Döngüsel Zaman, Doğrusal/Doğurusal Zaman

— Dil Altın, El Altın, Bel Altın

— evvel zaman içinde, engelse mani çin’de

— Sen siz olmaz! Sen siz olmaz!

— Ben ismial mıyım yoksa mürekkep yalanmı

— Sosyal Medya ve Üç Nakış: Hayali, Simgesel, Gerçek

Diğer derlemeler

响 : yankı, haber

Yorum bırakın

Filed under Kitap

evvel zaman içinde, engelse mani çin’de

bir varmış, bir yokmuş
evvel zaman içinde
kalbur saman içinde
develer tellâl iken
pireler berber iken
ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken
anam düştü beşikten, babam düştü eşikten
biri kaptı maşayı, dolandım dört köşeyi Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Anti-şiir

Sen siz olmaz! Sen siz olmaz! — Işık Barış Fidaner

6e5

Sen ve ben gafletini aşıp, biz olanların rızkıdır aşk. (Doğan Cüceloğlu)

Doğan hoca haklı: Senben bizsiz’dir.

Senli benli olanlar bizlikten çıkar. “Samimiyet” özelleştikçe kamusallık aleyhine mevzilenir. Biz Siz’e karşı gelir, onu Bizsiz bırakır.

Ama şu da var: Senbiz bensiz’dir. Okumaya devam et →

18 Yorum

Filed under Şey

Feda İlkesi ve Hayal İşlevi — Jacques Lacan

Unutmayalım ki konuşanlara keyfiyet yasaklıdır (interdite) ya saklıdır ya saklıdır: Kanuna tabi olanlar keyfiyeti ancak satır aralarında dile getirebilir (inter-dit) zira bu yasaklama Kanunun dayandığı temeldir [1].

Kanun şayet “zevk al!” (Jouis!) diye buyurursa özne onu ancak “duydum” (J’ouïs) diyerek karşılayabilir ve keyfiyet o andan itibaren olsa olsa ima edilmiştir [im-ağ]. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri