Bilimciler sonunda antik Festos tekerinin kodunu çözdü — Jacqueline Howard

28 Ekim 2014 — Jacqueline Howard — huffpost.com

Festos tekeri 4000 yıllık gizemli bir kil tablettir. Bilimciler 1908’de Yunanistan’ın Girit adasında bulunduğundan beri Festos tekerini deşifre etmeye çalışıyor.

Fakat Minos medeniyetinin zirvesi M.Ö. 1700’e ait tekere nakşedilmiş gizemli dili hiçkimse tercüme edebilmiş değildi – bugüne dek. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Identity and Disparity — compilation

UntitledThe texts can be read from the individual links or from the compilation’s tag page (Identity and Disparity).

Işık Barış Fidaner

Contents

— Identity and Disparity of Same and Different

— The Superego Centrifuge

— PR and HR in Capitalist Discourse

— From Hogwarts to Slogwarts

— The Topology of Symptom

— Jesse and Celine Shall Bring Us the Horns of Wilmington’s Cow

— The Psychorevolt Liberration Manifesto: Žižek With A Human Face Or Scrubbing Intersectional Politics With The Psychoanalytic Detergent

Other compilations

距 : distance

Yorum bırakın

Filed under Kitap

Efesli Artemis: Mamilla Hasetine Kapılarak Sanal Ağa’nın Veri Memesi Olmak — Işık Barış Fidaner

Yunan mitolojisinde Artemis yabanın ve avcılığın tanrıçası olarak bilinir. Türkiye’de 65 yıl önce bulunan Efesli Artemis heykeli ise daha farklı bir tanrıça figürü sunar (Şekil 1). Efesli Artemis’in göğsünü kaplayan yumruların genelde meme olduğu varsayılır ama meyve veya yumurta olma ihtimali de vardır. Her halükarda arkeologlar Efesli Artemis’in bolluk ve bereket tanrıçası olduğu konusunda uzlaşırlar. Çok memeli (polymastros) bir Artemis fıskiyesi de 16’ncı yüzyıla ait Villa d’Este’de (İtalya) bulunur (Şekil 2).

Kleincı psikanalizde meme en temel haset/şükran nesnesidir. Bebek eğer onu sütüyle besleyen annenin memesine şükran duymayı beceremezse, “kötü anne”nin memeyi ve sütü kasten ondan esirgediği düşüncesiyle öfkeye kapılırsa, meme haseti başgösterir: Sinirlenen bebek annenin yaratıcılığını bozup tahrip etmek için eyleme geçer, nankörleşir. Melanie Klein, en üretken insanlara en yıkıcı eleştirilerin yapılmasının kaynağında meme haseti olduğunu açıklar. “Meyve veren ağaç taşlanır” atasözü bunu anlatır [1]. Okumaya devam et →

26 Yorum

Filed under Şey

Adlandırılmak yasın berigölgesidir — Jacques Derrida

(Derrida karşısına çıktığı bir kedinin dilden yoksun oluşundan söz ediyor:)

Bu yoksunluğun, bu yoksulluğun, bu eksikliğin hissiyatı doğanın büyük acısı olsa gerek. Bu acıyı çıkarma umuduyla, bu azaptan kurtarma umuduyla, insanlar doğada yaşar ve konuşurlar – onlar sadece şairler değil insanların genelidir, Benjamin bu konuda nettir. İşin daha ilginç yanı, varsayılan bu üzgünlük sadece konuşamama ve dilsizlikten türemez, sersem veya afazili bir söz yoksunluğundan türemez. Varsayılan bu hüzün eğer bir de yakınmaya yol açıyorsa, doğa eğer yakınıyorsa, otların hışırtısında bile, belki bunun nedeni terimlerin ters dönme gereğidir. Benjamin de bunu önerir. Doğanın özünde bir ters dönme olmalıdır. Bu ters dönme hipotezine göre, doğanın (ve hayvanlığın da) üzgün olma nedeni dilsiz olması değildir. Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Çeviri

Adda, insanın tinsel özü kendisini Tanrı’ya iletir — Walter Benjamin

İnsan kendisini nasıl iletir? Dil hakkındaki temelden yanlış görüşün kendisini kesinlikle ele vermesini sağlayacak kesin bir ayrım yapmak, bir seçenek sunmak durumundayız. İnsan, tinsel özünü şeylere verdiği adlar aracılığıyla mı iletir? Yoksa adlarda mı? Bu sorunun yanıtı soruluşundaki paradoksta yatar. Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Tikelsiz Tekil: Tekir — Işık Barış Fidaner

800px-Cat_November_2010-1aGerçek evrenselliğe ulaşmanın yolu tekili tikelden ayırt etmektir. Bu işlem üç adım izler:

1) Tikel tekil: Birey, kişi, ego’dur. Kar tanesi gibi biricik ve eşsizdir ama “Dünya” karşısında zayıf ve korumasızdır çünkü tikele gömülen tekil kar tanesi gibi kolayca eriyip yok oluverir.

2) Tekilsiz tikel: Sosyete, topluluk, cemaattir. Tekil birey tikel cemaatin potasında eriyip “entegre” (asimile) olmuştur. Cemaat bireye “Dünya”lık taslayan sahte evrenseldir. Tekilliği yitirilen “Dünya” çoğullaşır ve alternatiflere bölünür. Tikelliğe düşüp boğulan tekillik kurtarılamaz.

3) Tikelsiz tekil: Dünya’nın biricik olmasıdır, gerçek evrenseldir. Oraya giden tek yol tikeli devreden çıkarıp tekile en baştan başlamaktır. Bu çıkış noktası imleyenin öznesidir.

Tikelsiz tekil, Tekil Dünya’dır. Ona bir ad verelim: Tekir. Okumaya devam et →

22 Yorum

Filed under Şey

Özne kişi değildir — Slavoj Žižek

Burada iddiamız özneyi insandan ayıran ayırıyı/çatlağı vurgulamak ve antihüman özneyi öne sürmektir: ‘Boş’ Kartezyen özne ($) gerçel (actual) hayatın doluluğundan yapılmış bir soyutlama değildir, sonradan ‘insani’ dolgu (‘kişi zenginliği’) ile doldurulan ilksel boş biçimdir. Bu ‘boş’ özne bir defonun karşısına konamaz, kendisi bir defodur, ‘insani’ içeriğin hepsini eksilttikten sonra geride kalandır. Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Düşmüş Meleği Yeniden Ayağa Kaldırmak — Işık Barış Fidaner

Melekler kural olarak Cennet’e aittir ama meleklerden özel bir tanesi Cehennem’e aittir. Malik adlı bu melek, meleklerle ilgili genel kuralı hem bozan hem de temellendiren istisna noktasını oluşturur.

Melek ve malik kelimeleri şeklen birbirine benzemesine rağmen iki ayrı etimolojik kaynaktan gelmiştir: Melek İbranice “elçi” anlamına gelir, malik ise Arapça “sahip” anlamına gelir. Bu kavramları iki temel dil mekanizmasıyla eşleştirelim [1]:

Melek (Cennet) ~ Sahiliğe elçilik eden mecaz-ı mürsel (metonimi)
Malik (Cehennem) ~ Hakikate sahip çıkan mecaz (metafor) Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Berigölgeleme (foreshadowing)

Berigölgeleme (foreshadowing) kurgusal veya dramatik bir eserde olay ve sahnelerin okuyucu veya izleyiciyi eserin devamında olacak şeylere bir ölçüde hazırlayacak şekilde düzenlenmesi ve sunulmasıdır. Bu unsur eserin genel havasına yedirilmiş olabilir veya senaryonun ileriki gelişimine dair ipucu veren belli bir sahne veya nesne olabilir. Mesela George Eliot’un Floss Nehrindeki Değirmen (1860) romanında finalde yaşanan sel felaketi kitap boyunca sık sık nehir ve sulardan bahsedilerek berigölgelenmiştir.

Kaynak: Brittanica

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz “Adlandırılmak yasın berigölgesidir” Jacques Derrida

8 Yorum

Filed under Çeviri

Büyük Çaylak — Leonardo da Vinci

800px-Leonardo3-CodiceDelVolo-GrandeNibbio-GreatKite

Büyük Çaylak (İtalyanca: il Grande Nibbio, İngilizce: Great Kite) Leonardo da Vinci’nin tasarladığı ahşap bir makineydi. Leonardo 15’inci yüzyılın sonu ile 16’ncı yüzyılın başı arasında bu makineyi gerçekleştirdi. Makinenin parça ve bileşen çizimleri kuşların uçuşuna dair elyazmasında bulunabilir ama makinenin genel tarifi orada yoktur. Elyazmasındaki kimi çizimler makinenin kanat çırpmaya benzeterek tasarlandığını düşündürür. Fakat o zamanki teknolojiyle bunu gerçekleştirmek çok zordu, Leonardo da daha çok süzülerek uçuran bir makine geliştirdi. Bu mekanizma Leonardo’nun uçma makinesi için ilham aldığı (ç.n. ayrıca çocukluk düşleminden hatırladığı) çaylak kuşundan adını almıştır.

Kaynak: Wikipedia

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: İngilizcede “kite” hem çaylak hem uçurtma olduğu için “uçurtmayı vurmasınlar” sözü “çaylağı vurmasınlar” diye okunabilir.

Bkz “Yerçekçi Olalım: Uçmak Düştüğünü Unutmaktır”, “Yerçek” Rammstein

8 Yorum

Filed under Çeviri