Yağız Alp Tangün “Punctum haftalık” kapsamında yayınlanan yazısında “cool tip” kapsamına giren Batılı bir akademisyenin kirli çamaşırlarını masaya yatırır [1]. Makalenin neticesi şöyledir:
Üçüncü Dünya’dan dünyaya bakan bir gözle bu durumdan çıkartılacak bir diğer pay da teori ve teorisyenleri büyütmemeye gayret gösterme üzerine olabilir. İhtiyaçları mümkün olduğunca bulunduğumuz zaman-mekânın maddi koşulları içinden görebilen bir göz geliştirmek ve bu zaman-mekânın gözünden tam anlamıyla bir nazariye üretmek bu olaydan doğacak tartışmalar içerisinde çok daha fazla konuşulması gereken bir başlık bana kalırsa.
Bu mesaj “Kendi bakışımızla dünya sahnesine çıkmalıyız!” diye okunursa Nazariye “kendi bakışımız” anlamına gelir. Ama Nazar/Bakış zıtlığını unutmayalım [2]:
1) Nazar ettirgendir: Başkasının nazarının değmesi size hatalar ettirir.
2) Bakış etkindir: Bakan özne kendisi bakıyordur.
Okumaya devam et →