Tag Archives: Çaylak

Şey’in haysiyeti — Slavoj Žižek

Yüceltim bir nesneyi Şey’in haysiyetine yükseltir.
Jacques Lacan, Seminer 7

citylightsfinalscene

Şehir Işıkları (Charlie Chaplin, 1931) mutlak kararlaşamazlık anında biter, o anda ötekinin nesnesel yakınlığıyla yüzyüze geliriz ve “O sevgime layık mı?” sorusuna yanıt vermeye mecbur kalırız, veya Lacancı formül ile “Onda kendinden fazla bir şey (küçük a nesnesi, gizli hazine) var mı?”

Okumaya devam et →

15 Yorum

Filed under Çeviri

Üst-belirlenim (super-determinism)

Kuantum mekaniğinde üst-belirlenim, Bell teoremindeki bir gediktir. Ölçülen bütün sistemlerin ölçüm tercihleri ile ilintili olduğu kabul edildiğinde Bell teoreminin dayandığı varsayımlar geçerliliğini yitirir. Üst-belirlenimci bir gizli değişken teorisi Bell’in yerel sebeplilik mefhumunu yerine getirdiği halde Bell teoreminden türeyen eşitsizlikleri ihlal edebilir. Böylece kuantum mekaniği tahminlerine uyan bir yerel gizli değişken teorisi mümkün olur, bu özelliği taşıyan birkaç örnek teori önerilmiştir. Üst-belirlenim terimi yanıltıcıdır. Üst-belirlenimci modeller bilindik anlamda belirlenimcidir. Ama buna ek olarak ölçülen durum ile ölçüm bağlamı arasında ilinti olduğunu kabul ederler.

Kaynak: Wikipedia

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz “Üst-belirlenim yolu” John Stewart Bell, “Eryazgı (predestination)” Slavoj Žižek

7 Yorum

Filed under Çeviri

Üst-belirlenim yolu — John Stewart Bell

Işık hızı aşımından ve ürkünç uzak tesirden (spooky-action-at-a-distance) kaçınmanın bir yolu var. Ama bu yol doğruysa evren mutlak belirlenimcidir ve özgür irade diye bir şey yoktur.

Dünyanın üst-belirlenimci (super-deterministic) olduğunu düşünelim, sadece cansız doğanın sahne arkasında saat gibi işlemesi anlamında değil, ayrıca davranışımızın da mutlak olarak önceden belirlenmiş olması anlamında. Buna göre bir deney yerine bir başkasını yapmayı özgürce seçtiğimize inanmamız, yani deneycinin bir ölçüm kümesi yerine bir başkasını yürütme “kararı” da üst-belirlenmiştir. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Bilimciler sonunda antik Festos tekerinin kodunu çözdü — Jacqueline Howard

28 Ekim 2014 — Jacqueline Howard — huffpost.com

Festos tekeri 4000 yıllık gizemli bir kil tablettir. Bilimciler 1908’de Yunanistan’ın Girit adasında bulunduğundan beri Festos tekerini deşifre etmeye çalışıyor.

Fakat Minos medeniyetinin zirvesi M.Ö. 1700’e ait tekere nakşedilmiş gizemli dili hiçkimse tercüme edebilmiş değildi – bugüne dek. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Adlandırılmak yasın berigölgesidir — Jacques Derrida

(Derrida karşısına çıktığı bir kedinin dilden yoksun oluşundan söz ediyor:)

Bu yoksunluğun, bu yoksulluğun, bu eksikliğin hissiyatı doğanın büyük acısı olsa gerek. Bu acıyı çıkarma umuduyla, bu azaptan kurtarma umuduyla, insanlar doğada yaşar ve konuşurlar – onlar sadece şairler değil insanların genelidir, Benjamin bu konuda nettir. İşin daha ilginç yanı, varsayılan bu üzgünlük sadece konuşamama ve dilsizlikten türemez, sersem veya afazili bir söz yoksunluğundan türemez. Varsayılan bu hüzün eğer bir de yakınmaya yol açıyorsa, doğa eğer yakınıyorsa, otların hışırtısında bile, belki bunun nedeni terimlerin ters dönme gereğidir. Benjamin de bunu önerir. Doğanın özünde bir ters dönme olmalıdır. Bu ters dönme hipotezine göre, doğanın (ve hayvanlığın da) üzgün olma nedeni dilsiz olması değildir. Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Çeviri

Adda, insanın tinsel özü kendisini Tanrı’ya iletir — Walter Benjamin

İnsan kendisini nasıl iletir? Dil hakkındaki temelden yanlış görüşün kendisini kesinlikle ele vermesini sağlayacak kesin bir ayrım yapmak, bir seçenek sunmak durumundayız. İnsan, tinsel özünü şeylere verdiği adlar aracılığıyla mı iletir? Yoksa adlarda mı? Bu sorunun yanıtı soruluşundaki paradoksta yatar. Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Özne kişi değildir — Slavoj Žižek

Burada iddiamız özneyi insandan ayıran ayırıyı/çatlağı vurgulamak ve antihüman özneyi öne sürmektir: ‘Boş’ Kartezyen özne ($) gerçel (actual) hayatın doluluğundan yapılmış bir soyutlama değildir, sonradan ‘insani’ dolgu (‘kişi zenginliği’) ile doldurulan ilksel boş biçimdir. Bu ‘boş’ özne bir defonun karşısına konamaz, kendisi bir defodur, ‘insani’ içeriğin hepsini eksilttikten sonra geride kalandır. Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Berigölgeleme (foreshadowing)

Berigölgeleme (foreshadowing) kurgusal veya dramatik bir eserde olay ve sahnelerin okuyucu veya izleyiciyi eserin devamında olacak şeylere bir ölçüde hazırlayacak şekilde düzenlenmesi ve sunulmasıdır. Bu unsur eserin genel havasına yedirilmiş olabilir veya senaryonun ileriki gelişimine dair ipucu veren belli bir sahne veya nesne olabilir. Mesela George Eliot’un Floss Nehrindeki Değirmen (1860) romanında finalde yaşanan sel felaketi kitap boyunca sık sık nehir ve sulardan bahsedilerek berigölgelenmiştir.

Kaynak: Brittanica

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz “Adlandırılmak yasın berigölgesidir” Jacques Derrida

8 Yorum

Filed under Çeviri

Büyük Çaylak — Leonardo da Vinci

800px-Leonardo3-CodiceDelVolo-GrandeNibbio-GreatKite

Büyük Çaylak (İtalyanca: il Grande Nibbio, İngilizce: Great Kite) Leonardo da Vinci’nin tasarladığı ahşap bir makineydi. Leonardo 15’inci yüzyılın sonu ile 16’ncı yüzyılın başı arasında bu makineyi gerçekleştirdi. Makinenin parça ve bileşen çizimleri kuşların uçuşuna dair elyazmasında bulunabilir ama makinenin genel tarifi orada yoktur. Elyazmasındaki kimi çizimler makinenin kanat çırpmaya benzeterek tasarlandığını düşündürür. Fakat o zamanki teknolojiyle bunu gerçekleştirmek çok zordu, Leonardo da daha çok süzülerek uçuran bir makine geliştirdi. Bu mekanizma Leonardo’nun uçma makinesi için ilham aldığı (ç.n. ayrıca çocukluk düşleminden hatırladığı) çaylak kuşundan adını almıştır.

Kaynak: Wikipedia

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: İngilizcede “kite” hem çaylak hem uçurtma olduğu için “uçurtmayı vurmasınlar” sözü “çaylağı vurmasınlar” diye okunabilir.

Bkz “Yerçekçi Olalım: Uçmak Düştüğünü Unutmaktır”, “Yerçek” Rammstein

8 Yorum

Filed under Çeviri