(Derrida karşısına çıktığı bir kedinin dilden yoksun oluşundan söz ediyor:)
Bu yoksunluğun, bu yoksulluğun, bu eksikliğin hissiyatı doğanın büyük acısı olsa gerek. Bu acıyı çıkarma umuduyla, bu azaptan kurtarma umuduyla, insanlar doğada yaşar ve konuşurlar – onlar sadece şairler değil insanların genelidir, Benjamin bu konuda nettir. İşin daha ilginç yanı, varsayılan bu üzgünlük sadece konuşamama ve dilsizlikten türemez, sersem veya afazili bir söz yoksunluğundan türemez. Varsayılan bu hüzün eğer bir de yakınmaya yol açıyorsa, doğa eğer yakınıyorsa, otların hışırtısında bile, belki bunun nedeni terimlerin ters dönme gereğidir. Benjamin de bunu önerir. Doğanın özünde bir ters dönme olmalıdır. Bu ters dönme hipotezine göre, doğanın (ve hayvanlığın da) üzgün olma nedeni dilsiz olması değildir. Okumaya devam et →