Tag Archives: Işık Barış Fidaner

Üst Dildışı — derleme

resim_2021-05-28_201640Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Üst Dildışı) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

— Bir Üst Dildışı Vardır

— Sadece bedenlenmeler ve yetkilenmeler vardır

— Fetişçi “Kavrayış” ile Semptomatik Kavrayış

— Cinsiyet Üzerine Çatışma

— Melankoli arzunun hüsranıdır

— Hep Vardı ile Hiç Olmadı

— Entropi: Deleuze’ün Semptomu, Lacan’ın Anahtarı

(İngilizcesi)

Diğer derlemeler

元 : birincil

1 Yorum

Filed under Kitap

Entropi: Deleuze’ün Semptomu, Lacan’ın Anahtarı — Işık Barış Fidaner

Entropiyi görcüllükle ilişkilendirdiğimde [1] bazı kişiler Deleuze’ün Fark ve Tekrar‘da entropiyi “aşkınsal yanılsama” sayarak dışladığına işaret ettiler. Ben de Deleuze’ün entropiyle ilgili pasajını okudum. Deleuze sahiden entropi mefhumundan rahatsız olmuş gibi görünüyor ama yazdıkları kulağa hiç de doğrudan dışlama gibi gelmiyor:

Entropinin paradoksu şudur: entropi uzamsal bir etmendir, ama diğer bütün uzamsal etmenlerden farklı olarak, olduğu gibi yeğinlikte içerilmiş bir uzanım yahut “dışarım”dır ve içerilme dışında yahut içerilmiş olmaktan başka bir şekilde varolmaz; bunun nedeni de işlevinin içerilmiş olan şeyin kendini dışardığı veya uzamsallaştırdığı genel hareketi olanaklı kılmak olmasıdır. Bu yüzden Isı qualitas’ına ve Entropi uzanımına esas olarak bağlı olan aşkınsal bir yanılsama vardır. (Fark ve Tekrar)

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Çevirmenler, True’ya Doğru demeyelim, Sahi diyelim

Türkçede yaptığımız tartışmaların çoğu zaman ego savaşına dönmesinde, kullandığımız kelimelerin de payı vardır. İngilizcede mantıksal geçerlilik değeri bildirmek için kullanılan True-False, Türkçede yaygın olarak Doğru-Yanlış ile karşılanmakta. Oysa Doğru-Yanlış, ahlaki yargı ile yüklenmiştir ve İngilizcedeki Right-Wrong’a daha yakındır. Doğru-Yanlış’taki bu gereksiz ahlaki yük, Türkçe konuşanlar arasında mantık çerçevesinde iletişim kurulmasını zorlaştıran bir parazit yayın gibidir. Psikanalitik terimlerle ifade edersek, simgesel değerleri ifade etme çabalarımız imgesel bir çatışma ile yüklenerek boşa düşer. “Doğru!” ya da “Söylediğin doğru!” dediğimizde sadece söylenen söze değil, o söz ile ima edilen duruşa (söyleyen kişinin ego’suna) da hak vermiş ve onu desteklemiş oluruz. Oysa “Sahi mi söylüyorsun?” diye sorulduğunda önermeye dair bir yargıda bulunulması beklenir, konuşan şahsın görüşüne dair değil. Böylece “Sahi!” ile İngilizcedeki “True!” ünlemini karşılayabilmiş oluruz. Daha önce False kelimesi için önerilen Fol karşılığı [1] ile bunu birleştirdiğimizde, True-False’un sahi Türkçe karşılığı olan Sahi-Fol‘u elde ederiz. Önermeler üzerinden konuşmanın kolaylaşması için bu kelimelere ihtiyaç duyarız.

Kullanım örnekleri:

“İstanbul bir şehirdir” önermesi sahidir.

“Domuzlar uçar” önermesi foldur.

Sahilik değeri, Sahilik tablosu, Mantıksal sahilik.

Alternatif: Sahihat değeri, Sahihat tablosu, Mantıksal sahihat.

P => Q sahi ise P sahi olduğu zaman Q da sahi olmalıdır.

P ∧ Q sahi ise P ve Q sahi olmalıdır.

P ∨ Q sahi ise P veya Q sahi olmalıdır.

[1] Bkz “Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim”

Bkz Doğru, “Türkçe Konuşanların Hakikat Körlüğünün Sebebi”

26 Yorum

Filed under Çeviri, Şey

Hep Vardı ile Hiç Olmadı — Işık Barış Fidaner

(Hep Vardı vs. Hiç Olmadı)

Bir kayıp deneyimlediğimiz zaman, bir anlamda kaybettiğimiz şey o ana kadar hep vardır, bir başka anlamda ise kaybettiğimiz şey o ana kadar hiç olmamıştır.

Birinci veçhe olan “hep vardı”yı yakalayan, Esas-İmleyen’dir, mesela simgesel yasta bu bir anıttır [1]. Bu, yetkilenmenin alanını açar.

İkinci veçhe olan “hiç olmadı”, birinci veçhe olan “hep vardı”dan bağımsız (ona dik) bir başka boyut değildir; daha ziyade ikinci veçhe birinci veçhenin bağımlılığıdır.

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Melankoli arzunun hüsranıdır — Işık Barış Fidaner

Melankoli arzunun hüsranıdır. Bu sözdeki muğlaklık onu iki defa yorumlayarak çözümlenir.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Cinsiyet Üzerine Çatışma — Işık Barış Fidaner

🪞⚔️👁️ Post-Feminizm 🪞⚔️👁️

sex

Joan Copjec’e göre cinsiyet ne biyolojiye ne de toplumsal cinsiyete indirgenebilir:

[Freud’un] psikanalizi kurması, “anatomi mi yoksa gelenek mi?” ikileminin reddedilmesine dayanır, Freud’a göre bunların ikisi de cinsiyetin varlığını açıklayamaz. Psikanalize göre cinsiyet doğal bir olgudan ibaret değildir, ama cinsiyet söylemsel bir inşaya ve nihayetinde anlama da asla indirgenemez. Böyle bir indirgeme cinsiyet ve anlam arasındaki radikal çatışkıyı ihmal ederdi. Lacan’ın dediği gibi, “İnsan davranışına dair analitik angajmanın imlettiği herşey, anlamın cinselliği yansıttığını değil, anlamın cinselliği telafi ettiğini gösterir.” Cinsiyet anlamı tökezleten taştır. (“Cinsiyet ve Aklın Ötanazisi”)

Okumaya devam et →

14 Yorum

Filed under Şey

Fetişçi “Kavrayış” ile Semptomatik Kavrayış — Işık Barış Fidaner

Dilde de “sadece bedenlenmeler ve yetkilenmeler vardır”: Dil, imleyenlerin ifade verilmiş bir bedenlenmesi yoluyla bir muhatapı yetkilendirerek işler. Muhatapın yetkilenmesinin zemini, konuşma iradesidir, imleyenlerin bedenlenmesinin zemini ise dil sistemidir. Konuşmada ne olacağını bedenlenme ile yetkilenmenin eşzamanlılığı belirler.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Sadece bedenlenmeler ve yetkilenmeler vardır — Işık Barış Fidaner

Alain Badiou’ya göre iki temel düşünce yönelimi vardır. Egemen kapitalist yönelime “demokratik maddecilik” denir, onun aksiyomu şudur: “Sadece bedenler ve diller vardır.” Badiou’nun benimsediği devirici yönelime “maddeci diyalektik” denir, onun aksiyomu şudur: “Sadece bedenler ve diller vardır, ayrıca hakikatler de vardır.” Ama bu ifade bir soruyu düşündürüyor: Ayrıcalıklı-istisnai hakikatler egemen düzenin bedenleri-dilleri ile nasıl ilişkilenir?

Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Şey

Signifier Neden Gösteren Değil İmleyen Olarak Çevrilmeli — Işık Barış Fidaner

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

(İmleyen (signifier))

Lacan’da İmleyen Üzerine (Nümerik Söylemler) 🎙️

Uzun zamandır Lacancı çevre-çevirilerde signifiant-signifier için çoğunlukla “gösteren” kelimesi kullanılıyor. Ben de ilk başta bunu böyle öğrenmiştim ve Yersiz Şeyler’deki ilk çevirilerimde “gösteren” kelimesini kullandım. Ama daha sonra bazı kitap çevirilerinde (mesela Cinsiyet Belası‘nda) kullanılan “imleyen” kelimesinin signifier’ı daha iyi karşıladığına karar verdim ve signifier’a “imleyen” demeye başladım. Nedenini açıklayayım.

Okumaya devam et →

28 Yorum

Filed under Çeviri, Şey

Sözcüklerden yapılmış dünyalar: MUD’lar — Işık Barış Fidaner

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

(MUD’da Sembolik Düzenin Müzakeresi ve Onarımı)

2008 – Işık Barış Fidaner – Boğaziçi Üniversitesi

Bilmediğiniz bir dünyadaki bir yaratığın zihnine hapsolduğunuzu düşünün. Bu yaratık görüyor, duyuyor, yaşıyor, ama siz sadece onun zihninden geçenleri izleyebiliyorsunuz. Ayrıca siz bu yaratığın “içindeki ses” olarak iradesini yönetiyorsunuz, ne komut verirseniz onu yerine getiriyor. MUD işte böyle bir dünya. Ne bir renk, ne bir ses var, çevrenizle ilgili bütün algılayışınız hazır cümleler olarak size iletilmekte. Eylemleri de doğrudan değil, yönettiğiniz yaratığa emirler vererek gerçekleştirmektesiniz. İlk MUD geliştiricilerinden Richard Bartle, bir MUD’a dalmanın üç düzeyinden bahseder [1]. İlk aşama olan “avatar”, komutlarla yönettiğimiz bir yaratık gibi, sadece bizim emirlerimizi yerine getiren bir kukla, oyuncunun oyun dünyasındaki etkisini göstermesinin basit bir aracıdır. “Karakter” ise oyuncunun bir uzantısı, onu oyun dünyasında temsil eden bir kişiliktir. Karakter ile, avatarda olmayan duygusal bir bağ kurulur. “Persona” aşaması ise bu aracıların ortadan kalktığı, oyuncunun doğrudan kendisi olarak oyunun içine daldığı düzeyi ifade eder.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Makale, Oyun