Ağ kavramı ağın içi/dışı ayrımına dayanır. Bir üye ağın ne kadar içindeyse o kadar ayrıcalıklı ama tabidir (simgesel iğdiş yoluyla yer edinir) ağın ne kadar dışındaysa o kadar serbest ama yoksundur (simgelenmeye direndikçe yersiz kalır). Ağın içinde olmanın temel avantajı ağın dışındakileri (unutarak veya inkar ederek) boşverebilme lüksüdür. Ağın içi ve dışı psikanalizdeki bilinç ve bilinçdışına benzer. Ağda iç/dış sınırını çizen mekanizma (bilinçdışındaki bastırma ve inkar yerine) sosyal medyadaki bloklama yetkisidir.
Tag Archives: Perde
‘Kendi içimde yokum’ — Slavoj Žižek
🪞⚔️👁️ Post-Feminizm 🪞⚔️👁️
İd-Makinesi üzerine nihai çeşitleme muhtemelen Andrei Tarkovsky’nin (Stanislaw Lem’in romanına dayanan) Solaris filmidir, orada bu Şey aynı zamanda cinsel ilişkinin çıkmazları ile de ilişkilenir [1]. Solaris, uzay ajansı psikologu Kelvin’in hikayesidir: Yeni keşfedilmiş Solaris gezegeninin üzerinde garip şeylerin yaşandığı yarı terk edilmiş bir uzay gemisine gönderilir; oradaki bilimciler delirmiştir, sanrı görüp intihar etmektedirler. Solaris gezegeni durmadan hareket eden okyanusvari akışkan bir maddeden oluşur, zaman zaman bu madde tanıdık biçimleri taklit eder – karmaşık geometrik yapıların yanısıra devasa çocuk bedenleri veya insanlara ait binalar gibi şekillere bürünür. Gezegenle haberleşme girişimleri tamamen sonuçsuz kalsa da bilimciler Solaris’in zihnimizi okuyan devasa bir beyin olduğu hipotezini ortaya atmışlardır [2].
Okumaya devam etNazar ile Seda — Renata Salecl, Slavoj Žižek
Lacan’ın “Cinsel ilişki yoktur” sözü, “Neden dünyada aşk var?” ezeli sorusuna basit bir yanıt verir. Aşk bir tuzaktır, seraptır; aşkın işlevi cinsiyetler arasındaki ilişkinin indirgenemez, teşkil edici “çığrından çıkmış”lığını örtbas etmektir. Ünlü Freudcu “bileşen nesneler” –fallik öncesi keyfiyetin (yani henüz baba mecazı ile dolaylanmamış, “kapsayarak aşılmamış” keyfiyetin) kalıntıları– cinsel ilişkinin doyuma ulaşmasını önleyen kaçak engele beden verir. Lacan, Freud’un bileşen nesneler listesine (meme, dışkı, fallus) iki nesne daha ekledi: Seda ile nazar. Dolayısıyla nazar ile sedanın tam anlamıyla aşk nesnesi olması tesadüf değildir – seda veya nazara aşık olmamız anlamında değil, nazar ile sedanın aşkı tetikleyen katalizörler olması anlamında.
Bu yazıda Freud’un “Bir çocuk dövülüyor” formüllerini rehber alarak Sanal Ağalığın yaslandığı mazoşist düşlemi açığa çıkaracağız [1].






























