Tag Archives: Perde

Ağlaşma ve Ağalaşma — Işık Barış Fidaner

Ağ kavramı ağın içi/dışı ayrımına dayanır. Bir üye ağın ne kadar içindeyse o kadar ayrıcalıklı ama tabidir (simgesel iğdiş yoluyla yer edinir) ağın ne kadar dışındaysa o kadar serbest ama yoksundur (simgelenmeye direndikçe yersiz kalır). Ağın içinde olmanın temel avantajı ağın dışındakileri (unutarak veya inkar ederek) boşverebilme lüksüdür. Ağın içi ve dışı psikanalizdeki bilinç ve bilinçdışına benzer. Ağda iç/dış sınırını çizen mekanizma (bilinçdışındaki bastırma ve inkar yerine) sosyal medyadaki bloklama yetkisidir.

Okumaya devam et →

19 Yorum

Filed under Şey

Bir hesap bloklanıyor — Işık Barış Fidaner

AdsızBu yazıda Freud’un “Bir çocuk dövülüyor” formüllerini rehber alarak Sanal Ağalığın yaslandığı mazoşist düşlemi açığa çıkaracağız [1].

Sanal ağalığın mütemmim cüzü (tamamlayıcı bileşeni) grup adına insan bloklama davranışıdır [2]. Sanal ağalık kazanılmamış ve hak edilmemiş bir yetki olduğu için bu bloklama davranışının bir miktar haksızlık içerdiği kesindir. Ama haksızlığı tasvip etmeyip kaş çatmaktansa (ahlakçı üstbeni öne sürmektense) bu davranışla üretilen zevki anlamak daha önemlidir, özellikle de bloklayan sanal ağanın sadist zevkinden çok onun bu davranışına tanıklık eden diğer grup üyelerinde üretilen mazoşist zevki anlamak önemlidir. Böyle bir analiz, iptal kültürü, linç, günah keçisi gibi meselelerde de yol gösterici olacaktır [3].

Okumaya devam et →

18 Yorum

Filed under Şey

‘Kendi içimde yokum’ — Slavoj Žižek

🪞⚔️👁️ Post-Feminizm 🪞⚔️👁️

solaris-3

İd-Makinesi üzerine nihai çeşitleme muhtemelen Andrei Tarkovsky’nin (Stanislaw Lem’in romanına dayanan) Solaris filmidir, orada bu Şey aynı zamanda cinsel ilişkinin çıkmazları ile de ilişkilenir [1]. Solaris, uzay ajansı psikologu Kelvin’in hikayesidir: Yeni keşfedilmiş Solaris gezegeninin üzerinde garip şeylerin yaşandığı yarı terk edilmiş bir uzay gemisine gönderilir; oradaki bilimciler delirmiştir, sanrı görüp intihar etmektedirler. Solaris gezegeni durmadan hareket eden okyanusvari akışkan bir maddeden oluşur, zaman zaman bu madde tanıdık biçimleri taklit eder – karmaşık geometrik yapıların yanısıra devasa çocuk bedenleri veya insanlara ait binalar gibi şekillere bürünür. Gezegenle haberleşme girişimleri tamamen sonuçsuz kalsa da bilimciler Solaris’in zihnimizi okuyan devasa bir beyin olduğu hipotezini ortaya atmışlardır [2].

Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Çeviri

Aslan Avı ve Erbaba’nın Öldürülmesi — Işık Barış Fidaner

Sedat Peker’in TIR ifşaları dolayısıyla Türkiye siyasetinde ne kadar kritik bir dönüş noktası olduğu bir kez daha hatırlanan 7 Haziran 2015 genel seçimlerinin [1] hemen ardından Financial Times’da yayınlanan analizde [2] verilen ilginç mesajı şöyle özetleyebiliriz:

Bugüne dek Türkiye siyaseti dört tane kült kişilik (Atatürk, Erdoğan, Öcalan, Gülen) etrafında dönen bir kabile mantığı ile yürüyordu (bu yüzden Türkiye’de kurumlaşma hep zayıf kalmıştı) ama artık Erdoğan’ı yerinden eden 7 Haziran 2015 seçimleri ile açılan demokratik müzakere alanı Türkiye siyasetinin makus talihini değiştirebilir.

“Kült kişilik” kavramı Freud’un Totem ve Tabu‘da (1913) anlattığı mitolojik Erbaba (Urvater: İlksel Baba) yani iğdişten muaf Efendi figürünü belirtir, Lacan’a göre bu figür simgesel düzende S1 ile simgelenen Esas-İmleyen’in simgesel istisna konumunu işgal eder [3].

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Dinamistik ve Dinamistiksel Belirginlik — Işık Barış Fidaner

Ekoloji’den Ekholoji’ye geçilmesi şu anlama gelir [1]:

1) Çevreye ilişkin taleplerimiz birbirini yankılar.

2) Taleplerimiz arasındaki yankılaşım bizi içinde barındığımız çevreye semptomatik olarak dahil eder (ve bizi onunla dolaşık kılar).

Yankılaşan talepler arası iç-eylem’e (Barad: intra-action) psikanalizin verdiği bir ad var: Ona arzu deniyor. Arzunun hareketi her talepte bulunan sevgi talebine (veya muhatap alınma talebine) tutunur [2].

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Yuva-havuç peşinde koşan tavşan ile ev-semptomu dinleyen kaplumbağa — Işık Barış Fidaner

Altın bulundu! ⭐
Altında hep bir kaplumbağa daha varmış (turtles all the way down) 🐢

‘Yuva’ imleyeni insanların umutlarını besleyen ütopik yankısını içinde barındığı ev-semptomu ‘dışarmasına’ (onu dışlayarak içermesine (ex-sistence), ona atıf yapmadan değinmesine, onu ima ederek itelemesine, kısacası onu inkar etmesine) borçludur [1]. Psikanalize göre ‘semptom’ bastırılan ama geri dönen bilinçdışı hakikati barındıran yerdir [2]. Bilinçdışı hakikat mevcut veya mümkün anlamlardan bir tanesi değildir, satır aralarında söylenenleri (Lacan: inter-dit) katettikçe belirginleşen bir yokluktur [3]. Bir imleyenin barındığı ev-semptomu tespit edebilmek için onun imleyişine (imleme tarzına) kulak vermeliyiz [4]. ‘Yuva’nın imleyişi şu iki anlamı birden duyurur:

1) Özlemin dineceği yer.
2) Fişin gireceği soket.

Okumaya devam et →

36 Yorum

Filed under Şey

Ayna Evresinde İmgesel, Simgesel, Gerçek — Işık Barış Fidaner

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

(Lacan: Ayna Evresinde İmgesel, Simgesel, Gerçek)

Lacan deyince ilk akla gelen kavramlardan birisi “ayna evresi”dir. Ayna evresi küçük bir çocuğun aynada kendi yansımasını gördüğü zaman yaşadığı büyük sevinci adlandırır. Bu sahne ile kurulan özdeşim ve canlandırdığı duygu Lacan’ın kavramlarını tanıtmak için uygun bir çıkış noktası sağlar. Ayna evresini ömür boyu farklı bağlamlarda tekrarlanan bir sahne olarak düşünürsek, ayna yerine sayfa (dergi), perde (sinema) veya ekran (televizyon, bilgisayar) konabilir, ya da insanların yüz yüze gelmesi düşünülebilir. Korona yıllarında Zoom da bir tür ayna evresi sayılabilir.

Okumaya devam et →

19 Yorum

Filed under Şey

Fallus, Nefretin Gerçekliğidir — Işık Barış Fidaner

Lacan’ın 20’nci seminerinin “Bilgi ve sahilik” başlıklı bölümündeki şema:

sema

Mutlak Geritepme kitabının 9’uncu bölümünde Žižek, Lacan’ın üçgen şemasında bir değişiklik yapar: Φ’nin yerine S(Ⱥ)’yı geçirir ve S(Ⱥ)’nın yerine $’yi koyar. Bu değişikliğin amacı ne olabilir? Bence bu değişikliğin amacı şemadaki Φ’nin gerçekliğini etkisiz hale getirmektir.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Simgesel Ayrılma ile Gerçek Ayrılma — Işık Barış Fidaner

Bağımsızlık ve koşullanma, siyasette iki temel kavramdır. Bunlar simgesel ilişkilerle, yani tasdiklenme ile ilgilidir. Bir kişi, kurum veya ülkenin bağımsız olduğu veya koşullanmış olduğu simgesel yolla tasdiklenebilir. Aslında aralarındaki fark tasdiğin yapılış şekliyle ilgilidir: Koşullanma, başkasının tasdiğine bağlı kalmaktır; bağımsızlık ise kendi kendini tasdik ettirmektir. Bu iki kavramın simgesel ilişkisi imleyenlerce (signifier) yönetildiği için, Lacan siyasal bağımsızlığı S1 simgesiyle, siyasal koşullanmayı ise S2 simgesiyle ifade eder. S1, bağımsız iktidarı ile kendisini tasdiklettiren Esas-İmleyen’dir. S2 ise S1 tarafından koşullandırılmış ve onun tasdiğine tabi olan bilgidir.

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Nazar ile Seda — Renata Salecl, Slavoj Žižek

Lacan’ın “Cinsel ilişki yoktur” sözü, “Neden dünyada aşk var?” ezeli sorusuna basit bir yanıt verir. Aşk bir tuzaktır, seraptır; aşkın işlevi cinsiyetler arasındaki ilişkinin indirgenemez, teşkil edici “çığrından çıkmış”lığını örtbas etmektir. Ünlü Freudcu “bileşen nesneler” –fallik öncesi keyfiyetin (yani henüz baba mecazı ile dolaylanmamış, “kapsayarak aşılmamış” keyfiyetin) kalıntıları– cinsel ilişkinin doyuma ulaşmasını önleyen kaçak engele beden verir. Lacan, Freud’un bileşen nesneler listesine (meme, dışkı, fallus) iki nesne daha ekledi: Seda ile nazar. Dolayısıyla nazar ile sedanın tam anlamıyla aşk nesnesi olması tesadüf değildir – seda veya nazara aşık olmamız anlamında değil, nazar ile sedanın aşkı tetikleyen katalizörler olması anlamında.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Çeviri