Tag Archives: Perde

Nazar noktası: Benden ne saklanıyor? — Joan Copjec

Özneye gösterilen herşeyin ötesinde, şu soru sorulur: Benden ne saklanıyor? Grafik uzamda görünmeyen bu şey, kendini yazmamaya devam eden şey nedir? Bir şeyin görünmez gibi olduğu bu nokta, bir şeyin (açığa çıkmamış bir anlamın) temsilden eksilmiş gibi olduğu bu nokta, Lacancı nazar (gaze, regard) noktasıdır. Bir imlenenin yokluğunu işaretler; işgal edilemez bir noktadır, öznenin yok olduğu noktadır. Böylece imge, görsel alan, öznenin temsil içinde kendi kendisini görmesini yasaklayan korkutucu bir başkalık kazanır. “Bana ait olan kısım” birdenbire temsilden tasfiye edilirken, ayna, perde/ekran işlevi kazanır.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Simgesel Angajman ile Gerçek Angajman — Işık Barış Fidaner

Bilinç ile bilinçdışı arasındaki psikanalitik ayrımı dikkate alarak iki tür angajmanı birbirinden ayırt etmeliyiz. [1] Bu metinde bunu yapacağım.

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Uzamsal ile Bileşimsel — Işık Barış Fidaner

Öncelikle Deleuzecü kavram çifti gerçel-görcül’ü [1] alalım ve alternatif kavram çifti olarak uzamsal-bileşimsel’i önerelim: Gerçellik uzamsaldır çünkü uzaylarda gerçekleşir, görcüllük ise bileşimseldir çünkü imkan bileşimlerinden oluşur (Deleuze bunlara “bulutlar” der) [2]. Şimdi bu çifti termodinamikten gelen bir başka çift olan makrohâl-mikrohâl ilişkilendirebiliriz: Makrohâl bir sistemin uzamsal bölgelerine tayin edilen sıcaklık, basınç gibi fizikî özellikleri içerir, mikrohâller ise bir sistemdeki moleküllerin imkanlı bileşim ya da düzenlemelerini içerir. Bu aynı zamanda Deleuze-Guattari’nin molar-moleküler ayrımına da denk gelir. Bu da bizi fizikteki daha genel bir kavram çiftine götürür, Enerji-Entropi: Enerji uzamsal makrohâl yoluyla tanımlanır, Entropi ise bileşimsel mikrohâller yoluyla tanımlanır. Böylece Deleuzecü gerçel-görcül’ü termodinamik terimlerle yeniden tanımladık [3].

Okumaya devam et →

29 Yorum

Filed under Şey

Postmodern Yabancılaşmaya Göre Dört Söylem

Postmodern yabancılaşma modelinin [1] penceresinden bakıldığında Žižekçi-Lacancı dört söylem neye benzer? Terimleri eşleştirelim:

S1 => Yetki

Özneyi temsil eden Esas-İmleyen S1, bir yetkilenmenin ifadesidir.

S2 => Sistem

Özne S2 (bilgi, imleyenler zinciri) için temsil edilir. S1 yetkisine kaynaklık eden sistem, S2‘dir.

$ => İrade

Özne ($), S1 yetkisinin dayandığı iradedir.

a => Beden

Öznenin irade olarak kaynaklık ettiği beden, a’dır. S1 yetkisi ile eşleşen beden, a’dır. S2 sistemine dayanan beden, a’dır.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Anında renkli televizyon — İsveç televizyonu

1 Nisan 1962’de siyah-beyaz İsveç televizyonunda yayınlanan şaka

Sunucu: Umarız renkli TV deneyi için gereken malzeme elinizin altındadır: Bir naylon çorap, bir makas, bir makara yapışkan bant. Teknik uzmanımız Kjell Stensson’a dönelim.

tmp_25783-Screenshot_2017-04-01-23-05-33-371566554

Kjell Stensson: Muhtemelen bildiğiniz gibi renkli televizyon tüm dünyanın ilgisini çeken bir sorundur. Amerika, Sovyetler Birliği, Japonya ve başka yerlerde halen araştırmalar yürütülmekte. Bir ay kadar önce bana yapılan fevkalâde bir öneri, bu soruna beklenmedik bir çözüm sundu. Teknolojik çözümlerin aksine aşırı basit olması da bir avantaj.

tmp_25783-Screenshot_2017-04-01-23-05-47953451559

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Şiirler — Xu Linzi

Kaynak: “Devrimci Proletarya” adını taşıyan websitesi. Türkçeye kimin çevirdiği bilinmiyor. Unutulmasın diye burada da arşivliyorum. İngilizceleri burada. / IBF

xu_lizhi

Xu Linzi (1990-2014)

《冲突》
Çelişki

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Şiir

Putoğan Hayaleti — Slavoj Žižek

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

Rusya’daki Vladimir Putin ile Türkiye’deki Recep Tayyip Erdoğan şimdi resmen düşmanlar, ama giderek aynı politik rejimin iki versiyonuna daha fazla benzemiyorlar mı?

putogan

Slavoj Žižek — 3 Şubat 2016 — newstatesman.com

Türkiye’nin benim aleyhimde yürüttüğü eş-güdümlü resmi kampanyası konuyu bağlayacak kısa bir sözü hak ediyor. Türk tarafındaki bazıları düzmece röportaja atıf yapılmasından dolayı New Statesman’in özür dilemesini sanki metnimdeki tüm esas iddialardan dolayı özür dilenmişçesine (yani sanki bu iddialar geri çekilmişçesine) yamulttular. Ne ki, NS’de yayınlanan metnim düzmece Andalou röportajına “dayanmıyordu”, daha önce başka bir yerde (Almanya’da) yazılıp yayınlanmıştı, o düzmece röportaja atıf olmaksızın; içerdiği iddialar da Türkiye politikasına dair yüzlerce eleştirel metni yankılamaktadır. Benim tek “yalanım” internetten erişilebilen düzmece bir röportaja atıf yapmaktı — böyle bir hataya da bugünlerde herkes düşebilir.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Makale

“Kurtarıcım benim!” — George Orwell

İki Dakika Nefret artık doruğuna varmıştı. Goldstein’ın sesi artık gerçek bir koyun melemesine dönüşmüştü, yüzü de bir an koyun suratına dönüştü. Az sonra, koyun suratı da değişime uğrayarak, ilerliyormuş gibi görünen, kocaman ve korkunç bir Avrasya askeri olup çıktı; elindeki hafif makineli tüfek cayırdıyordu, sanki ekrandan dışarı fırlayacak gibiydi, o kadar ki ön sırada oturanlardan bazıları ürkerek arkalarına yaslandılar. Ama tam o sırada düşman askerinin görüntüsü esmer, siyah bıyıklı Ağbinin yüzüne dönüşünce herkes rahat bir nefes aldı; güçlü ve akıl almaz ölçüde dingin yüz o kadar büyüktü ki, nerdeyse tüm ekranı kaplıyordu. Ağbinin söylediklerini duyan yoktu. Savaşın bağrış çağrışı arasında söylenen, açık seçik anlaşılmamakla birlikte sırf söylenmiş olduğu için güven veren, yüreklere cesaret salan sözlerdi bunlar. Biraz sonra Ağbinin yüzü yeniden silinip gitti ve Parti’nin siyah, büyük harflerle yazılı üç sloganı belirdi:

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Zamyatin’in Biz’inin Değerlendirmesi — George Orwell

George Orwell — 4 Ocak 1946 — Tribune, GB, Londra (orwell.ru)

İlk duyduğumdan beri yıllar geçmişken sonunda bir nüshasını elde edebildiğim Zamyatin’in Biz‘i, kitapların yakıldığı bu çağdaki edebi ilginçliklerden birisi. Gleb Struve’un Sovyet Rus Edebiyatının Yirmibeş Yılı‘ndan tarihini araştırıp öğrendim:

Zamyatin, 1937’de Paris’te ölmüş, devrimin hem öncesinde hem sonrasında bir dizi kitap yayınlamış [*] Rus bir romancı ve eleştirmen. 1923 civarında yazılan Biz‘in, Rusya’yı konu almasa da, ve güncel politikayla hiç doğrudan bağ kurmasa da –yirmialtıncı yüzyılı ele alan bir düşlem– yayınlanması reddedilmiş çünkü ideolojisi makbul sayılmamış. El yazmasının nüshalarından biri bir yol bulup yurtdışına gitmiş ve kitabın İngilizce, Fransızca ve Çek dilinde çevirileri çıkmış, ama Rusçası hiç çıkmamış. İngilizce çevirisi Birleşik Eyaletler’de yayınlanmış, bunun bir nüshasını temin etmeyi hiç beceremedim: ama Fransızca çevirisinin (başlığı Nous Autres) nüshaları bulunabiliyor, ve sonunda bir tanesini ödünç almayı başardım. Muhakeme edebildiğim kadarıyla bu on numara bir kitap değil [not a book of the first order] ama kesinlikle olağandışı bir kitap, ve İngiliz yayıncılardan hiçbirinin bu kitabın yeni baskısını yapmaya kalkışmaması çok şaşırtıcı.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri, Kitap, Kurgu

Günbahar — Yapay Zeka

🦋🤖 Robo-Spun 🦋🤖

tmp_19455-Screen Shot 2016-08-16 at 6.02.07 PM718278534

(Sunspring, senaryo metni)

2016 yılında üstbensiz bir yapay zekaya senaryo yazdırıp çekilen film (Altyazı: Işık Barış Fidaner):

ENT. GEMİ

H’nin raftan bir kitap çektiğini, sayfalarını çevirirken konuştuğunu, sonra geri kaldırdığını görürüz.

H
Gelecekte kitlesel işsizlik olunca genç insanlar cebren kan satacak. Benim yapabileceğim ilk şey.

H2
Çocukları görüp çeneni kapamalısın. Yüz yaşına basacak olan bendim.

Okumaya devam et →

15 Yorum

Filed under Çeviri, Kurgu, Programlama