Topluma bakışımız Newtoncudur. Çünkü yetki ve bedeni ayırt ederiz.
Yetki ve beden, kuvvet ve kütledir, yani F ve m. Bunlara güçler, sınıflar, kitleler, kesimler vb. deriz.
Newtoncu olmamız F=ma varsayımından ileri gelir, yani yetki = beden × ivme. Bu denklemde ivme, yetki ve beden arasındaki oranı verir. Gerçekte ise yalnızca ivme yani oran vardır, “ivme neyin neye oranıdır?” diye sorarak yetki ve bedeni biz uydururuz.
ÖZET Sohn-Rethel’in Marks’ı yorumlayarak işaret ettiği “gerçek soyutlama” kavramı, kapitalizmin anlaşılabilmesi için önemli bir çıkış noktası sunmaktadır. Bu çalışmada, kapitalizmin işlerliğini sağlayan “gerçek soyutlama”nın şemasını çıkarmayı deniyoruz. Şemanın kavramsal bağlamını oluştururken bilimsel söyleme dayanan Sohn-Rethel’in aksine, kapitalizmin gündelik kavrayışını temel alıyoruz. ‘Postmodern yabancılaşma modeli’ olarak adlandırdığımız şema, dört öznel tavır (tüketici, kullanıcı, oyuncu, geliştirici), üç mesele (bağımlılık, istismar, bencillik), iki odaklanma noktası (komplocu, kader), ölçülebilir nesnelliği oluşturan iki yan (yetki, beden) ve bu iki yanlı nesnelliğe hem dayanak hem kaynak olan iki zeminden (irade, sistem) oluşuyor. Şemanın tamamı, ‘lüzum’ ve ‘keyfiyet’ olarak adlandırdığımız iki boyutun karşılıklı dolayımlanışları olarak biçimlenmektedir.
“The body of the commodity, which serves as the equivalent, always figures as the embodiment of abstract human labour, and is always the product of some specific useful and concrete labour” Capital Vol 1, sayfa 150
abstract human labour = “oyuncu/bencillik”, genel başarı/varolma ilkesi
marx’ın (kötü) ünlü iki kavramını alalım ve id + süperego olmak üzere ikiye bölelim:
— üretim ilişkileri = beden + yetki
— üretici güçler = irade + sistem
kullanıcı(istismar) = süperego
oyuncu(bencillik) = id
tüketici(bağımlılık) = ego
Frankfurt okulunun yol arkadaşlarından sayılan Marksist düşünür Alfred Sohn-Rethel, meta ve mübadele olgularını toplumsal etkinliklerde bilinçsizce işlev gösteren ‘gerçek soyutlamalar’ olarak açıklamış, bunların bilimsel söylemde bulunan ‘kavramsal soyutlamalar’ ile tarihsel bağını kurmuş, böylece 20. yüzyılın üretim biçiminde zihin emeği/kol emeği arasında bulunan pratik ayrışmanın kapitalist uygarlığın içinde bulunduğu düşünsel sınırlar ile ilişkisini ortaya çıkarmıştı [1]. Bu soyutlamalar aynı zamanda ‘yabancılaşma’ kavramının da temelini oluşturur [2].
asgari müşterek, hepimizde olduğunu bildiğimizdir. azami müşterek, kendi ilişkilerimizde gördüğümüzdür. ilki simgeselle, ikincisi imgeselle özdeştir. aradaki uçurumun aşılamazlığı da gerçek’i verir. müşterek dediğimizde asgari ve azami’nin karşıtlığı olan gerçek’i söylemiş oluruz.
Hacker nedir? Hacker’lık, sistemi hedef alan bir iradedir diyebiliriz. Fakat bu noktaya ulaşmak için en baştan başlamamız gerekiyor. Tarif edilen kavramları şema üzerinden takip edebilirsiniz: